15
Yorum
63
Beğeni
5,0
Puan
1848
Okunma
Bir çocuk özlerse gözleriyle
Erir beyaz göğsü kışın
Nicedir acının tırnakları belledi baharı
Eşeler durur köklerini
Geleceksen,
mezar taşlarının yüzünde
boy boy intiharlarla kasılan hıçkırıklara değmeden gel.
Sert rüzgarların boynunu kırdığı filizlerin
nasipsizliğinde gövermeden.
Yumruk kadar midesini doyuramadığın nefeslerin,
bahçesine serpilmeden.
Ayaklar altında alınların isyanını ıslatmadan.
Hayallerine kalem düşmemiş parmakların
neler tuttuğuna şahitlik etmeden.
Taşlara yığılı ölgün yorgunluklar,
yollara düşlerini saçmadan
İnsan,
Vebaline girdi cemrelerin.
Tam yeşilin damarlarına yayılırken,
aynı yazgının uyarlamalarıyla çıkageldi,
haris varoluşuyla.
Tanrıyla halleşirken ürpermem bundan.
Papatyaların,erguvanların,nergislerin,
gelişinin güzel olacağına im olamayışı da.
Kaç kış defnettik kucağına?
Kaç merhaba için?
Baştan çıktı dilimiz,
içimize eğilen rengine güzellemeler sunarken.
Dallarını kuruttuğumuz ilk kökün merhamet oldu.
Gözlerini bağlayın tomurcukların
ki
Açlığın sırtını sıvazlayan kavimlere kısırlaşsın bereketi.
Minik kanlı ayak izleri lekelerken yüzleri,
Utansın yeşilinden.
Tenin, ölümün ninnisi.
Susacak birazdan.
Yanıbaşında bekleyen leş yiyicilere,
Muştulamasın suskuyu.
İhbar edin Tanrı’ya baharı.
Çekip alsın yerin yüzünden.
"Çiçek Açan Badem Ağaçları" fırçasını yitirdi.
Elma ağaçları rengini.
Mimozalar kokusunu.
Hırçınlığım bundan.
Gurup,
soluk,nefti,keyifsiz hallerimi toplayıp
birazdan karanlığa çekilecek.
Bıçaktan keskin sessizlikler bilemeye.
Vakit huzursuz.
Küfesinden dökülen manzaralar,
Âdem ’in,İbrahim’in,Nuh’un,Yunus’un öğretisi.
Üşütüyor,titretiyor avuçlarımı.
Gürültülü sabahlara tahammülü yok gözümün,kulağımın.
Adımla ıraksak bir şafağın akibetini yaşamaya da.
Tüm kalabalıklığım bir ıslıkla toplansa.
Ve içimi bir hırsız gibi çalıp gitse fütursuzca rüzgâr
...
5.0
100% (24)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.