13
Yorum
69
Beğeni
4,8
Puan
1723
Okunma
Siretim parmaklarımda cümle cümleyken
Suretim ayak bileklerine varmak üzere yaşamın
Okuyup üflemeyle
Giydiremedi kendisini
İbrahim’in Tanrı arayışı kadar eski
Yakup’un özleyen gözleri kadar bitkinim
Et ve kemikle dolu mabetlerin yükseldiği
topraklar kadar çok yaşadım
Yaşadıkça anladım melekleri
Ve iki dudak arasında perçinlenen acıyla
sandık sandık bahtımıza devreden asırlık veballeri
Üzeri
ısmarlama mutluluklarla işli
Kapışıyor ebleh kimliklerimiz
Ömrümün serencamına doğru anladım
Göğsümdeki karanlığa hiç gün doğmamış
Güneşi
ezgin sesimde taşıyıp durmuşum toprağa
Ne cennetin sevinci
Ne cehennemin kederi kurulmuş tonuna
Aklımı tapınaklarda büyütmüş
Kutsal bir masalın inzal edicileri
Sorguyu düğümlediğinden beri sarıklarınız
Kalbimi bağışlamışım sonuçlarınıza
Gözlerimi dolduran sıfatlar
Kafesten kafese girmeye razı etmiş ayaklarımı
Benden başka kimse bilmedi
Devrik inançlarıma topyekün sırtımı dönerken
Karanlığın tortusunda çırpındığımı
Girdiğim her bahçede bir tapıncak
Gölgesinde el eyleyen dualar
Bir şairden öğrendim
Tanrı’nın
"Ses veren çamurun" kuklacısı olmadığını ve
sürülerin ayaklarına
sıratı geçiren sapaklar çizmediğini
...
5.0
93% (28)
4.0
3% (1)
1.0
3% (1)