3
Yorum
30
Beğeni
5,0
Puan
1898
Okunma

Çiçeği kötülemişler,
Rüzgara yaprağını çiğnetmişler,
Suyu yatırıp en uzak türkülere
Yağmurunu, kuşunu,
Hiç acımadan, hiç acımadan
Karanlığa dizmişler!
Denizi incitmişler
Küstürmüşler gideni; rıhtımında müphem bakışlar mezarlığı
Sebebini de vurmuşlar bu şehrin yalnızlığının
El sallayanlar şizofren bir uygarlık
Susanlar aklıselim bir melodi
Ve ağlayanlar ne muhteşem bir sızı,
Kalbimin ortasında kanamış bir siste.
Gözyaşlarıyla arındırmaya çalışıyor denizi, nafile
Şairin yalnızlığını hırpalayan yaşam telaşı
Nafile bir gülüş, tırnağını kırıyor düşümde
Ve kalemini, ve kağıdını, ve sözünü umudun
Ve yüzünü, ince ince dökülen göğün küs kuşunu
Yusuf’un kuyusuna zincirlemişler!
Koptu ateşin üşüyen yanından kor
Bir ince ağrıdır almış başımı gidiyor
Yüzümde geçmişin alengirli sisi, gözlerimde acı bir dalgınlık
Sesime yırtık pırtık bir eskimişlik giydirmiş
Suskunluğumdaki ferfecir umur
Ve kirletilmiş şiirin gözyaşı defteri,
Kaossuz bir hikayeye başlarken
Pencerem kırılmış, yastığımda gecenin kadife kuyusu.
Acıyı kötülemişler, yetinmeyi incitmişler
Düş dökmüşler ölülerin çatlamış bakışlarına
Beni ne çok üzmüşler; kalbimde ısırgan bir sükun
Dudağımda bir çiçeğin sonbaharını taşıyorum
Kavgaları yatıştırıp kanlı bir tesbihle
Nankör bir teşbihle ruhumu süngülüyorum
Ne yapıp etmişler, kirletmişler sözü, özü, közü
Beni sakin bir gülüşe çürütmüşler.
Nedim KARDAŞ
5.0
100% (18)