3
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
822
Okunma
rüzgar sardığında belini ağacın
bulanık aynalar kaç yaş biriktirdi sorma
en sessiz adımlarla
Eylül yapraklarını uyandırmadan gitsem
kaç iz geçer sessizliğe
anlatsın sabahlar
vedasız uyandırmaları ve
kuşların havalanmadığı
bahçeleri.
geçmişi kırık camlarda
kırık bir bacakla selamlarken
gözlerimin ucundaki sokağı yakalamak için
onca uğraştım
bir bulutu ağlatmadan
yokluğun sarnıcında hiç gibi mi
duruyordum yoksa
çözemediler ay`da kalan yüzümü
Anne!
aklımın saçağında aşka benzeyen yanım
sevmezken güneşi/kimseyi
her gün bir cinayet uyanır
karanlığıma.
adımı sorsalar
köşede oturan çocuk boynunu büker
Babam`ın kitaplarına gömülen
gökyüzüydüm
tedavi ederken çocukları
unuturdu hastane koridorlarında beni
büyürdüm.
avuçlarken göğüslerimi
sarılıp yattığım uykular
bana buz keserdi
odama
korkuyla giren ışıkları tuttum
açtım perdeleri
eşikten eşiğe su gibi yürüdüm
ey yeşil deniz
sen ağaç
nasıl bilirdiniz
dudaklarımı öptükçe yalnızlık
sevilesi bir aydınlığı
dağımı bekliyorum
gülün peşinden koşmak rüzgara
döndür yüzünü/yüzüme
taa derinden bana gel de
ömrün olayım.
5.0
100% (9)