5
Yorum
25
Beğeni
0,0
Puan
1216
Okunma
açıldıkça büyüyen, kendine kör sandıklarda
kora döner çocukluğumuz..
az gider çokça döneriz etrafımızda
bir bakış ararız ki gergefe nakış olsun
avcumuzun kuytusunda ne sular kaynar oysa
eş dost kıyamet; gel gör ki can yok..
hasbelkader bir devrin tanıklarıyız
büyülü masallarla uyuşurken kanımız
hasretiz İsrafil’ in sur’una
sırrına eremeden aşkın,
yıkıp geçtik bendimizi taşkın nehirler gibi
yosun tuttu gençliğimiz...
zihnimiz yırtık parşömenler gibi
mazgallardan uçuşan yalnızlığa tutunup
avutuyoruz silik, kararsız duygularımızı
yaralar musallat ruhumuza
kırılıyor bolca ince yanlarımız
kefensiz yatıyor toprağa günahlarımız
şimdi zincirinden boşanmış bahar lâzım bize
yamayıp düşleri şakaklarımıza
serin imbatlara dayayıp alnımızı
cemrelerin koynunda uyanmalıyız
kırkikindiler yıkamalı kirlenen göğsümüzü
şimdi zincirinden boşanmış bir bahar diyorum
sıkılı yumruklar gibi göğe yükselen
koşaradım umutların aşkına!
ederi nedir ki emanet bir ömrün
onurlu yaşamaktan başka...
Özlem TARHAN
Şubat/2017
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.