15
Yorum
30
Beğeni
0,0
Puan
1540
Okunma

baksan İstanbul’a
dumansız, sigarasız solusan havayı
ayaklarının altına inse bulutlar
uç verse elindeki dal
İstanbul’ca
öksürmesen seninle gezenleri
tökezlemesen
yamuk duran evler gibi
ayağının altında ezilmese deniz
eksikliğini tamamlasa güneş
yarısını İstanbul dışında bırakmış
adımını tamamlamadan
sürterek ayaklarını
yarım yamalak taşlara
direncinden arta kalmış
daha gözü kapalı
pencereleri saksı çiçekli
dar yollarla uzayan sokaklardan
geçerken sırtını dayayacağı
bir sevgi kırıntısına
fırtınasız kente
denizi tamamlayan bir vapurun dumanı
durup seyrediyorsun uzaktan
insanlar canlı!..
bin bir keder içinde
sigaranın dumanında yüzen
kuşlarla buluşur dumanlar
savurur kuşlar,
öksüren kanatlarından
vapurun uzağında minareler
hiç silinmeyen izlek
çayını yudumlarken bir kafede
diz çökmez yokuşlar
yarın kentin en ücra köşesinde
tamamlamak üzere bulmaca karesini
inmek için merdivenleri
sokağın gidilmez tersine
bir şey bulunmayan yukarılarda
her şey birbirine geçmiş
araçlar gibi
vapurun dumanından sivri
minareler çizilir göğümüze
gök bizden çok uzak
çok!
baksan İstanbul’a
göz kırpmadan açar lâleler
renk renk capcanlı
aynı fotoğraf karesi içinde
baksan bir yerde insan
27 Şubat- 18 Nisan 2012 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.