1
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
408
Okunma

Su kirli. Göl suskun. Kıyı kalabalık. İnsan çok. İnsan gürültüsü daha çok. Herkes konuşuyor. Herkes anlatıyor. Herkes haklı. Hiç kimse durmuyor. Hiç kimse dinlemiyor. Söz çoğalınca anlam incelir. İncelince kaybolur. Tam o sırada bir kuğu geçiyor. Sessiz. Beyaz. Neredeyse kusursuz. Kusursuzluk artık şüpheli bir şey. İnsan kusursuzu görünce ya inanmaz ya da bozmak ister. Beyaz kalmak artık bir temizlik meselesi değil. Bir meydan okuma. Bir inat. Bir tür ahlaki serserilik.
Çamur var. Her yerde. Görünen çamurdan korkulmaz. Görünmeyen daha tehlikeli. Sözün içindeki çamur. Niyetin dibine çöken tortu. Gülümsemenin arkasına saklanan kir. İnsanlar artık elleriyle değil dilleriyle kirletiyor. Daha hızlı. Daha ustaca. Daha masum görünerek. Kuğu süzülüyor. Kirin içinden değil. Kirin üstünden. Bu daha rahatsız edici. Çünkü kirlenmeyen şey, kirli olana ayna tutar. Aynaya bakmak ise çoğu insan için bir işkence.
Kuğu yürümüyor. Kaymıyor. Süzülüyor. Bu yüzden suçlu gibi görünüyor. Bu çağda zahmetsiz görünen her şey suçtur. Emek çekmeden temiz kalmak bir hakaret sayılır. İnsan yorulmak ister. Yorulunca haklı hisseder. Kirlenince gerçek. Oysa kuğu ne yoruluyor ne kirleniyor. Bu yüzden kimse ona inanmıyor. İnanmayınca rahatlıyorlar. Çünkü inanmak sorumluluk getirir. Görmek yetmez. Görüp değişmek gerekir. İnsan görmekle yetinir. Hatta çoğu zaman bakmakla yetinir. Bakmak da yorucu gelirse, gözlerini kapatır. Sonra karanlığa alışır.
Kıyıda insanlar var. Taş atmıyorlar. Daha kötüsünü yapıyorlar. Tanımlıyorlar. İsim veriyorlar. Etiket yapıştırıyorlar. “Yapay.” “Sahte.” “Rol.” “Gösteri.” Bir şeyi anlamanın en hızlı yolu onu küçültmektir. Küçültünce taşımak kolaylaşır. Kuğuyu da küçültmek istiyorlar. Bir kuş sonuçta. Beyaz bir kuş. Ama beyazlık burada sorun. Beyaz, kirli olanı görünür kılar. Görünür olan ise huzur kaçırır. İnsan huzurunu sevmez aslında. Alışkanlıklarını sever. Kir bir alışkanlıktır. Temizlik bir kriz.
Bazıları beyazı sever. Ama uzaktan. Fotoğraflarda. Şiirlerde. Başkalarının hayatında. Yaklaşınca rahatsız olur. Çünkü beyaz mesafe kabul etmez. Yaklaştıkça seni içine çeker. İçine çekince seni sana gösterir. İnsan kendine uzun süre bakamaz. Bakarsa ya utanır ya da öfkelenir. Utanç yorucudur. Öfke daha pratiktir. Bu yüzden insanlar beyaza kızar. Kuğuya kızar. Sessizliğine kızar. Gürültüye katılmamasına kızar. Katılmayan her şey tehdittir. Çünkü çoğunluk yalnız kalmaktan korkar. Yalnızlık ise çoğu zaman gerçeğin evidir.
Kuğu konuşmaz. Konuşsa belki sevilirdi. Bir şeyler söylese. Bir slogan. Bir taraf. Bir açıklama. İnsan açıklama sever. Açıklama, anlamanın taklididir. Kuğu susar. Susmak bir eksiklik değildir. Bir seçimdir. Ama bu çağda seçimler bile yanlış anlaşılır. Susan ya korkak sanılır ya da kibirli. Oysa bazı şeyler söylenince kirlenir. Bazı hakikatler dile değdiği an ölür. Kuğu bunu bilir gibi. Bilmiyorsa da öyle yapar. Bilmeden doğru yapmak, bilerek yanlış yapmaktan daha değerlidir. Ama kimse bunu ölçemez. Çünkü ölçü aletleri de kirli.
Bir çocuk bakıyor. Gölün kenarında. Kuğuyu görüyor. İlk kez. Gözlerinde henüz yorum yok. Henüz öğrenmemiş. Henüz kirlenmemiş değil. Ama kirin adını bilmiyor. Bu yüzden korkmuyor. Kuğuya bakarken kendini görmüyor. Olabileceğini görüyor. İhtimali. Saflığı değil. İhtimali. Bu daha tehlikeli. Çünkü ihtimal insanı değiştirir. Değişen insan, kalabalığı rahatsız eder. Kalabalık değişmek istemez. Çünkü değişim, geçmişi suçlu çıkarır. Kimse geçmişine dava açmak istemez.
Kıyı öğretir. Şehir öğretir. Okul öğretir. Ekran öğretir. Her şey öğretir. Nasıl kirlenileceğini. Nasıl alışılacağını. Nasıl unutulacağını. Kuğu öğretmez. Öğretmeye kalksa müfredat dışı kalır. Müfredat dışı olan her şey önce dışlanır. Sonra moda olur. Sonra unutulur. Kuğu modaya uymaz. Bu yüzden eskimez. Eskimeyen şey ise hatırlatır. Hatırlamak acıtır. İnsan acıyı sevmez. Ama acıdan doğan cümleleri sever. Çünkü cümle acının steril halidir. Paketlenmiş. Sunulmuş. Tüketilebilir.
Bir adam yaklaşır. Kuğuya bakar. Aynaya bakar gibi. Yüzünü değil. Yüzünün eksiklerini görür. Yapmadıklarını. Söylemediklerini. Sustuklarını. Yanlış sustuklarını. Doğru konuşamadıklarını. Bir an için utanır. Sonra toparlanır. Çünkü utanmak uzun sürerse insanı değiştirir. Değişim tehlikelidir. Adam cebinden bir kelime çıkarır. “Abartı” der. Rahatlar. Bir şeyi abartı ilan etmek, onu yok saymanın zarif yoludur. Zarafet de bu çağda en iyi kamuflajdır.
Göl kirlenir. Kıyı kalabalıklaşır. Ses artar. Cümle çoğalır. Hakikat incelir. İncelince kırılır. Kırılan şey toplanmaz. Süpürülür. Süpürülen şey unutulur. Kuğu yine geçer. Aynı beyazlıkla. Aynı sessizlikle. Aynı rahatsız edici sadelikle. Kimse dokunmaz. Dokunsa belki kirletecek. Belki de temizlenecek. İnsan bunu riske etmez. Risk, artık sadece başkalarının alması gereken bir şeydir.
Sonra bir gün. Kuğu hâlâ beyazdır. Göl artık siyahtır. İnsanlar alışmıştır. Siyahı normal sayar. Hatta derin bulur. Anlam yükler. Anlam, çoğu zaman kirin edebi halidir. Kuğuya bakarlar. “Gerçekçi değil” derler. “Bu kadar temiz olunmaz” derler. “Hayat böyle değil” derler. Hayatın nasıl olduğuna en çok kirlenmiş olanlar karar verir.
Ve nihayet. Bir karar çıkar. Yazılı. Resmî. Soğuk. Kuğuların korunması için.
Beyaz kalabilen son kuğu yakalanır.
Daha iyi incelenmek üzere.
Laboratuvara alınır.
Steril bir odada.
Titizlikle kirletilir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.