Hakiki sevgi, herkesin bahsettiği, fakat pek az kimsenin gördüğü hayaletlere benzer. -- anatole franse
godmask
godmask

Kırmızı Henüz Olmamışken

Yorum

Kırmızı Henüz Olmamışken

( 2 kişi )

2

Yorum

8

Beğeni

5,0

Puan

584

Okunma

Kırmızı Henüz Olmamışken

Kırmızı Henüz Olmamışken

Kırmızı henüz yoktu.
Dünya sessizdi ama bu huzurdan değil, henüz utanmayı öğrenmemiş olmasındandı. Ağaçlar meyve veriyor, insanlar konuşuyor, kalpler atıyordu; fakat hiçbir şey kendini ele vermiyordu. Her şey nötr, her şey fazla terbiyeliydi. Sanki evren sürekli misafir bekliyordu da ortalığı dağıtmamaya çalışıyordu.

O zamanlar acı sadece bir bilgiydi, his değildi. Kimse “içim yanıyor” demiyordu çünkü yanmak icat edilmemişti. Aşklar başlamadan bitiyor, kavgalar yükselmeden sönüyordu. İnsan yüzü diye bir şey vardı ama kızarmak diye bir fiil henüz dilde yoktu.

Bir yerlerde bir şarkı prova hâlindeydi sanki, sözleri henüz yazılmamış:
“Bir garip yolcuyum hayat yolunda…”
Ama yolcu henüz yorulmamıştı.

Sonra kırmızı olurken bir şeyler ters gitti.

Evren yürürken tökezledi. Bir çocuk düştü. Bir insan ilk kez yalan söyledi. Bir başkası sevdiğini söyleyemediği için geceleri uyanmaya başladı. O an dünya kendi içine doğru kanadı. Bilim buna rastlantı diyecekti; oysa bu, varoluşun kontrolsüz büyümesiydi.

Kırmızı önce bir çizgi olarak belirdi — ince, kararsız. Bir dudağın kenarında, bir gün batımının fazlalığında, kalbin ritmini kaçırdığı o küçük aralıkta. Sonra yayıldı. Çünkü insan hiçbir duyguyu ölçülü yaşayamaz; ya saklar ya taşır.

Trafik ışıkları o gün icat edildi aslında:
yeşil devam etsin diye,
sarı tereddüt etsin diye,
kırmızı duramayacağımızı hatırlatsın diye.

Bir radyodan ansızın yükseldi:
“Yandım, yandım, yandım…”
Şarkı mı kırmızıyı doğurdu, yoksa kırmızı mı şarkıyı — kimse emin değil.

İnsanlar o gün aynaya daha uzun baktı. Çünkü yüzleri ilk kez kendilerini ele veriyordu.

Kırmızı olduktan sonra hiçbir şey geri dönmedi.

Haritalar kavga etmeye başladı. Kalpler hızlandı. Mektuplar daha geç gönderildi, mesajlar daha erken silindi. İnsan dediğimiz canlı artık sadece yaşayan değil, tepki veren bir varlıktı. Utandı, öfkelendi, aşık oldu, bağırdı. Dünya ilk kez gürültülüydü.

Kırmızıdan sonra sessizlik bile şüpheli hale geldi.

Bir kafede herkes telefonuna bakıyordu; ama aslında herkes bir şeyden kaçıyordu. Çünkü kırmızı bulaşıcıdır. Birinin kalbi hızlanınca diğerinin de ritmi bozulur. Birinin öfkesi şehir olur, birinin aşkı mevsim değiştirir.

Bazen düşünüyorum: belki de insanın ruhu beyaz doğar ama yaşadıkça içine küçük kırmızılar birikir. Küçük utançlar, küçük cesaretler, küçük delirmeler.

Bir şarkı daha geçiyor içimden:
“Ben böyleyim işte…”
Sanki herkes bunu söylüyor ama kimse yüksek sesle söyleyemiyor.

Şimdi anlıyorum.

Kırmızı henüz olmamışken dünya mümkündü.
Olurken dünya farkına vardı.
Olduktan sonra ise artık geri dönüş kalmadı.

Çünkü kırmızı bir renk değil — bir eşiktir.

İnsan o eşiği bir kez geçince artık sadece yaşamaz; hisseder, taşar, hata yapar, sever, utanır ve bazen hiçbir sebep yokken gece yarısı uyanıp kalbinin attığını dinler.

Belki de bu yüzden dünya hâlâ dönüyor.
Çünkü bir yerlerde hâlâ yeni bir kırmızı doğuyor.
Sessizce.
Kimsenin haberi olmadan.

Paylaş:
(c) Bu yazının her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Yazının izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Yazıyı Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (2)

5.0

100% (2)

Kırmızı henüz olmamışken Yazısına Yorum Yap
Okuduğunuz Kırmızı henüz olmamışken yazı ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
Kırmızı Henüz Olmamışken yazısına yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
gölgesiz
gölgesiz, @golgesiz
19.2.2026 20:46:58
5 puan verdi
Malesef gittiğimiz sonu gösteriyor bu yazı kalemınız kavı duygunuz daim ola🤗🙏🏻💐
Etkili Yorum
CEMRE_YMN
CEMRE_YMN , @cemre-ymn
19.2.2026 20:38:56
5 puan verdi
Kırmızının, yani utancın ve yanmanın henüz icat edilmediği o "fazla terbiyeli" dünya tasviriniz müthiş bir yaratıcılık barındırıyor. Acının sadece bir "bilgi" olduğu, hissin ise henüz prova aşamasında kaldığı o nötr evren kurgusu, insanın ruhundaki o ilk kıvılcımı ve yorulmamış yolcuyu çok özgün bir yerden yakalamış.
Böylesine derin, felsefi ve imgesi yüksek bir anlatım sunduğunuz için Siz'i gönülden tebrik ederim.
✍👏🏻🌟
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL