Kızgınken karar veren, fırtınalı havada yelken açan bir insandır. euripides

Web Zaman Damgası



"Flu AYNA" isimli şiir 10.4.2026 23:25:41 Edebiyatdefteri.com Web Zamanında
Edebiyatdefteri.com Sunucularına Yüklenmiş/Güncellenmiştir.
Edebiyatdefteri.com sunucularına yüklenen veya güncellenen şiirler web zaman damgası ile işaretlenir.
Web zaman damgası ile işaretlenen şiirleri sertifika zamanında yer alan bilgilere göre doğruluğunu taahhüt eder.
Detaylı Bilgi İçin Tıklayın.


Şiiri Görmek İçin Tıklayın

TARİH SEÇİN
Şiirin En Son Hali 6.6.2025 17:28:06 5.6.2025 12:34:45 4.6.2025 02:21:34 4.6.2025 00:45:59 3.6.2025 09:39:34 1.6.2025 23:49:05 1.6.2025 20:44:34 1.6.2025 20:43:33 21.5.2025 09:53:45 21.5.2025 09:28:59 21.5.2025 09:12:22 21.5.2025 04:32:47 20.5.2025 22:38:32 20.5.2025 01:51:52 19.5.2025 22:02:46 19.5.2025 18:11:10 19.5.2025 01:29:34 18.5.2025 09:33:01 18.5.2025 00:56:34 17.5.2025 12:59:41 7.5.2025 08:12:40 6.5.2025 21:15:34 6.5.2025 17:53:21 6.5.2025 17:11:13 6.5.2025 16:54:16 6.5.2025 16:32:41 6.5.2025 16:27:10 5.5.2025 22:34:52 5.5.2025 22:33:11 5.5.2025 22:32:28 5.5.2025 22:30:14 5.5.2025 13:57:14 2.5.2025 22:10:50 2.5.2025 21:34:11 2.5.2025 18:59:59 2.5.2025 16:47:38 2.5.2025 16:15:48 2.5.2025 16:01:56 2.5.2025 15:47:09 2.5.2025 11:10:49 2.5.2025 11:03:07 2.5.2025 11:01:43 2.5.2025 11:00:39 2.5.2025 09:26:55 1.5.2025 16:07:09 1.5.2025 15:53:51 1.5.2025 15:52:16 30.4.2025 23:57:14 30.4.2025 23:18:16 30.4.2025 15:55:34 30.4.2025 15:23:48 30.4.2025 15:19:42 30.4.2025 15:18:22 30.4.2025 10:53:47 28.4.2025 22:04:00 28.4.2025 21:58:15 28.4.2025 21:56:31 28.4.2025 20:40:27 28.4.2025 20:00:16 25.4.2025 19:23:56 25.4.2025 17:15:43 25.4.2025 17:12:58 25.4.2025 14:25:42 25.4.2025 14:24:47 24.4.2025 16:30:57 24.4.2025 15:53:33 24.4.2025 15:52:06 24.4.2025 09:41:23 24.4.2025 00:39:56 23.4.2025 23:51:07 23.4.2025 22:20:25 23.4.2025 01:03:50 23.4.2025 01:00:10 22.4.2025 23:59:24 22.4.2025 00:03:14 2.4.2025 06:42:34 2.4.2025 06:40:25 2.4.2025 00:05:17 1.4.2025 23:53:03 1.4.2025 23:46:24 1.4.2025 23:33:03 1.4.2025 23:21:42 1.4.2025 23:21:12 31.3.2025 23:29:40 31.3.2025 23:25:47 31.3.2025 23:24:18 31.3.2025 21:18:51 31.3.2025 21:17:13 31.3.2025 21:16:29 31.3.2025 21:14:13 31.3.2025 21:12:45 31.3.2025 21:04:31 31.3.2025 19:47:10 31.3.2025 19:12:15 31.3.2025 19:09:13 31.3.2025 19:08:24 31.3.2025 13:54:57 31.3.2025 06:47:44 31.3.2025 02:43:43 31.3.2025 02:40:42 31.3.2025 02:33:30 31.3.2025 02:32:47 31.3.2025 02:19:55 31.3.2025 02:17:09 31.3.2025 02:12:43 31.3.2025 00:09:35 30.3.2025 23:55:14 30.3.2025 23:36:46 30.3.2025 08:43:02 30.3.2025 08:21:29 30.3.2025 01:18:17 29.3.2025 21:51:17 29.3.2025 16:34:48 29.3.2025 16:14:46 29.3.2025 08:43:53 29.3.2025 03:02:51 29.3.2025 03:01:27 29.3.2025 02:57:21 29.3.2025 02:53:08 29.3.2025 02:47:16 29.3.2025 02:45:39 29.3.2025 02:35:47 29.3.2025 02:19:22 28.3.2025 22:53:17 28.3.2025 22:31:40 28.3.2025 21:52:04 28.3.2025 21:13:15 28.3.2025 21:11:04 28.3.2025 21:04:45 28.3.2025 20:48:40 28.3.2025 20:45:16 28.3.2025 20:21:21 28.3.2025 18:09:29 28.3.2025 13:54:46 28.3.2025 11:28:54 28.3.2025 11:19:26 28.3.2025 09:20:41 28.3.2025 09:02:30 28.3.2025 08:25:53 28.3.2025 05:15:02 28.3.2025 05:12:23 28.3.2025 04:54:58 27.3.2025 22:29:00 27.3.2025 22:26:43 27.3.2025 22:15:12 27.3.2025 22:12:04 27.3.2025 22:05:37 27.3.2025 22:03:38 27.3.2025 21:42:31 27.3.2025 21:40:49 27.3.2025 21:37:54 27.3.2025 17:36:51 27.3.2025 17:35:04 27.3.2025 15:39:18 27.3.2025 15:36:53 27.3.2025 15:26:07 27.3.2025 13:57:21 27.3.2025 13:47:28 27.3.2025 13:46:47 27.3.2025 04:02:20 27.3.2025 03:50:50

Flu AYNA
2.5.2025 11:01:43
Flu AYNA

Flu aynayım ben içime Resmedilmiş bir Sır-ı diyar
çöllerin ortasında kumlarla yağan fırtınalar
bazen martı sesleriyle doluşan mavi sular
serap olur getirmez çeşmelerine umut ve bahtiyar
en güzel anlar yıldızlar
çölün zifiri karanlıklarını yırtar
sonra hasrete kayar
prenses aynaya ederse nazar
saltanat tahtına konar
gözlerindeki maviyle coşar olur Bahr-i ahdar
buldum siyah incileri derinlerde yedim vurgun-u yar.
dilim tutulur sevdamı söyleyemem aşikar
çekme gözlerini ,hasretin kalbimi yarar
sensiz bu diyar neye yarar

masala böyle başlamışım

Mavi Diyar

Bir varmış bir yokmuş evvel zaman içinde kalbur zaman içinde dünyanın en büyük çölündeyiz .Bu çöle kum denizi de diyebiliriz kumulların durmadan yer değiştirdiği incecik kumdan bir deniz . Yıllardır hiç yağmur yağmamış zaman zaman kum fırtınaları ile kumların uçuştuğu bu çöle bakanların gözleri kamaşır, insanın bedenindeki tüm suyunu kuruturcasına sıcak olan bu çölü seyrederken küçük bir kuş hızla önümüzden geçiyor uçuyor uçuyor . Hava birden yumuşuyor insan sesleri deve bağırtıları, palmiyeler, kubbeler, minareler, beyaz teraslı evlerin üzerinden uçan kuş büyük bir gölün geçerken birden yükseliyor . Bir saray bu geniş bir balkona konuyor tüller uçuşuyor hafif rüzgarla kuş ötmeye başlıyor birden minderin üzerinde tülleri aralayarak bakan iki mavi göz kuşu dikkatlice ve sevgiyle süzmeye başlar . Bu iki müthiş mavi gözlerin parıltıları arasında güzelliği dillere destan bir yüz belirir bu prenses Nazende. Onu görenler dünyada ondan güzeli olmadığına yemin ederler dilden dile bütün diyarları sarmış bir güzellik. Babası ve annesi onun üzerine titrer onu çok severlermiş . Saraydan nerdeyse hiç çıkmazdı onun dostları hizmetçiler ve bu küçük kuştu . Kuş bu iki müthiş mavi gözü görünce müthiş bir şarkı tutturmuştu .Ama hüzünlü ve umutsuz bir şarkı sanki kuş insan olamadığı prensese talip olamadığı için üzülüyormuş gibiydi . İşte dünyanın meylettiği bu müthiş güzellik . kuş gelmeden önce kendini en yakın hissettiği hizmetçisi ile konuşuyordu . Hizmetçi ona gizemli bir şey anlatıyordu kuş müthiş serenadını bitirince hizmetçi anlatmaya devam etti .Hizmetçinin küçük bir yaramaz ama yetenekli bir kardeşi vardı 10 yaşında idi ama çok güzel resimler çiziyordu ve durmadan prensesin resmini çiziyordu onu çok seviyordu. Bir gün küçük Tarık Şehrin beş kilometre uzaklıktaki terkedilmiş kimsenin yanaşmadığı mavi boyalı şehre gitmiş arkadaşları ile arkadaşları ile oyun oynarken yine dayanamamış yanında getirdiği boyalarla masmavi bir duvarın üzerine prensesin resmini çizmeye başlamış arkadaşları gidiyoruz demiş oda resmi bitirince geleceğim demiş bütün sevgisi ile mavi duvara prensesin çok güzel bir resmini yapıyormuş zamanın nasıl geçtiğini anlamammış güneş batmaya doğru birden bir kum hortumu sarmış bulunduğu yeri başını bacaklarının arasına alarak dinmesini beklemiş . Aniden kumlar yere düşmüş ve bir sessizlik kaplamış her tarafı . Karşısında Maviler giyinmiş bir adam varmış .
-Senin ismin ne ?
-Tarık
demiş ürkerek
-Bu duvara çizdiğin kim ?
-Prenses Nazende
-Duymuştum Bu kadar güzel mi?
-bu ancak kötü bir resim . Gerçekte çok daha güzel .
Adam resmin karşısına geçip yüzünü örten bezi çıkarıp "Merhaba prensesim mavi diyara beklerim sizi " demiş . Çocuk içinden galiba hafiften deli bu adam demiş içinden. Adam çocuğa yüzünü dönmüş çocuk çok şaşırmış siyah parlak gözleri içini ürpertmiş ama adamın şahin bakışlarından bir asker olduğunu düşünmüş . boynundan bir kolye çıkarmış bunu prensese ver demiş . çocuk güzel değişik simgelerin olduğu kolyeyi inceliyormuş tam başını kaldırıp adama ismini soracakken adam ortadan kaybolmuş yine bir kum hortumu peydahlanmış . Tarık kendini saraya ablasının yanına zor atmış
-İşte böyle prensesim kolye bu
deyip kolyeyi prensese vermiş . Prenses bir yandan ürpermiş ama bir yandan da merak içinde kalmış gece yatarken kolyeyi elinde incelemeye kurcalamaya başlamış. Ortada mavi yuvarlak bir pırlanta çevresinde değişik renklerde beş tane küçük yuvarlak pırlantalar. Sanki mavi pırlanta Tarık yıldızına beziyor diye geçirmiş içinden .

gizemli kolyeyi elinde incelerken Birden minik kuş eline kondu . Kuş aslında hiç bir zaman akşamları gelmezdi . öğle saatlerinde yarım saat öter giderdi ve asla eline konmazdı prensesin kuş sesiz bir şekilde prensese baktı onu ilk defa bu kadar yakından görüyordu gözlerinin içi sanki ay olmayan bir gecede yıldızlarla kaplı gökyüzü gibiydi. Kuş bakışlarını kolyeye çevirdi ve pembe , mor ve şeffaf taşlara sırasıyla sertçe gagaladı ve en son ortadaki mavi taşı gagaladı ve aniden uçtu birden kolyenin ortasından gizemli adamın sureti çıktı kolyeyi fırlattı ve sehpanın arkasına saklandı suret ona bakıyormuş gibiydi ve şunu söylüyordu "Merhaba prensesim mavi diyara beklerim sizi " prenses biraz yaklaştı incelemeye başlarken birden suret kayboldu prenses korka korka kuşun gagaladığı taşlara tekrar bastı ve yine karşısında idi acaba masallardaki cinlerden miydi. parmağını uzattı parmağı suretin içinden geçti .Korkusu azalıyordu defalarca yaptı gizemli adamın gözlerine baktıkça kalbi çarpıyordu sert ama bir o kadar da içten bakıyordu pırıltılı gözleri ile . Ona ısınmış sanki yıllardır tanıyormuş gibiydi .Ona herkes hayranlıkla bakıyordu ama bu adamın bakışları çok daha değişikti .Saatlerce tekrar tekrar baktı sonunda uykusu gelmişti kolyeyi boynuna taktı birden iyicene ağırlaştı gözleri yatağına zor attı kendini ve derin bir uykuya daldı .
Sabah olunca birden gözlerini açtı ve heyecanla odasında koşuşturmaya başladı kapıyı açtı koridorlarda koşuyordu .
Sonra durdu ve şaşkın şaşkın çevresine bakarak gülmeye başladı . En sevdiği arkadaşı hizmetçi endişeli bir şekilde yanına
koştu
-ne oldu prensesim
Ben Türap ile bir yerlere gittim dedi . Türap kim dedi hizmetçi . Kardeşinin gördüğü adam ismini söyledi bana . Nasıl gittin prenses gülmeye başladı sanırım rüya gördüm yoksa gerçek miydi ? Prensesim anlatır mısınız ne oldu ? Gece geç vakitte
birden uyuya kalmışım gözlerimi açtığımda odamlaydım balkondan şiddetli bir esinti tülleri savurdu tüllerin arasından
kocaman bir kuş içeri doğru ilerledi kanatları ve yüzü rengarenkti çok güzeldi korkmadım kantlarını ayaklarımın dibine doğru serdi ve bana baktı üzerinde o adam oturuyordu elini uzattı ben nedense hiç çekinmeden elini tutup arkasına oturdum . içimden ben ne yapıyorum diyordum ama sanki bir büyünün etkisindeymişçesine korkusuzca bindim kuşa ve adamın beline sarıldım .Nereye gidiyoruz "Mavi diyara" . Sanırım Anka kuşuydu uçarken arkasında renkli bir iz bırakıyordu . Hızla yükseldik yükseldik uçuyordum. sonra birden aşağı doğru hızla alçaldık sarayın üzerinden gölü sıyırarak geçtik şehrin üzerinden uçtuk çöl başladı ve biraz ileride harabe halde gözüken mavi diyar dolunayın ışığı ile bir hayalet gibiydi .
şehrin ortasına indik . Anka'nın üzerinden indik .Sen kimsin diye sordum o isminin türap olduğunu söyledi burada mı yaşıyorsun? . Hüzünlü gözlerle bir zamanlar dedi . Beni niye buraya getirdin zamanı gelmişti dedi ve anlatmaya başladı
Benim atalarım binlerce yıl önce bu topraklara geldi. aslında kaçtılar parmağıyla mavi Tarık yıldızını gösterdi biz oradan
geliyoruz. Prenses hafifçe güldü yıldızda mı yaşıyordunuz . Türap hayır deyip kolyenin üzerindeki sarı taşı gösterdi burada dedi . siz ve biz aynı soydan geliyoruz ama atalarımız dünyayı kaybettiler . Bizim hanemiz Dünyayı buldu ama bunu gizlediler
çünkü diğer gezegenin hanelerinin batıl inanışlarına göre dünyada yaşayanlar yok edilmesi gereken şeytanlar olduklarına inanıyorlardı . Bu bilgiyi vermemek için biz Tarık'ı terk ettik ve Dünyaya yerleştik . Dünyayı bulmamaları için ileri seviye ilmimizi ve insanları kullanarak piramitleri yaptık böylece dünya görünmez oldu aynı piramitleri diğer gezegenlerde yaptık böylece dünya güneş sistemi dışından görülmez oldu . Bunu yaparken zulüm etti atalarım onlara firavun diyorlardı ama sonra gelenler doğruyu bularak İslam'ı seçtiler ve bu mavi diyara yerleştiler. ama içimizden bir hain onlara dünyanın yerinin koordinatlarını iletti ben çocukken bizi buldular ve burayı yerle bir ettiler . Prenses evet anlatılanlara göre gökten ışıklar inmiş sonra mavi diyar yanmış insanlar öyle bir korkmuşlar ki artık hiç kimse bahsetmez olmuş . türap devam etti Evet korkunç silahlar ve demirden canavarlarla saldırdılar .Annemi ve babamı öldürdüler ahali dağıldı .Saldıranlar fazla dayanamadılar yabancısı oldukları bu dünyadaki hastalıklar onları kırdı geçti ve kaçmak zorunda kaldılar ama eminim tekrar gelmek için hazırlanıyorlar . Mavi diyar dünyanın en güzel şehri idi atalarımın Tarık yıldızına sevgisi o kadar çoktu ki her yeri mavi yaptılar . Görmek ister misin dedi elini bana doğru uzattı ve kolyedeki taşlara karmaşık bir şekilde defalarca bastı birden her şey ışıldadı her yer masmavi ışıldayan kubbeler sokaklar kemerli kapılar küçük havuzlar mis kokular insanlar mutlu bir şekilde sokaklarda dolaşıyordu prensesin ağzı açıkta kalmıştı elimi tuttu gezelim mi dedi ama bir gariplik vardı insanlar bizi görmüyordu .


zor buldum yazıyı devam edeceğim . Biraz mavi diyarda dolaşıp seni hayal etmem lazım ama .

yarın zor bir gün ortalarda gözükmemem lazım
Ama Bir kere görebilsem..
Yok yok bakamam gözlerine.

Bakamam gözlerine

bir bakışın bin kılıç yarası
Bakamam gözlerine
zindanımın demirleri müjegan
Bakamam gözlerine
gözlerindeki pırıltı kalbimdeki kor
Bakamam gözlerine
ciğerlerim yanar nefes alamam mavi göklerinde
Bakamam gözlerine
kaybolmuş bir karanlık bir yıldızım göz bebeklerinde
bakamam gözlerine
kalbimle baksam yine parçalanır ,ulaşmaz kalbine bir zerre
bakamam gözlerine
hayallerime akseden gözlerin sarar beni uykusuz gecelerde
bakamam gözlerine
uyumak istiyorum , rüyalarımda belki bakarım güzel gözlerine .

sanırım okuyorsun şimdi anladın mı neden sizi hep barıştırmaya çalıştığımı iyi arkadaş bir kaç tanedir. hayatta dertleşmek muhabbet iyi geldi değil mi hissediyorum .
Benim bir teorim vardı sana yazdığım şiirler ve yazıları nasıl yazdığıma şaşırıyorduk ben şöyle diyordum bana söyletiliyor .
Siz güzel sözleri hak eden bir prensesiniz ve size bu sözler benim gibi bir "BEDEVİ" tarafından söyletiliyor .bedeviyi bilirsiniz çöllerde yaşayan yontulmamış cahil ,kaba saba bir şahsiyet . Bir Kazanova bir zampara , bir serseri değil "BEDEVİ" . Emin olun bu sözleri gelmesi gereken yerden de işiteceksiniz . Bunun için dua ediyorum .
Biraz gülelim bende fıkradaki bahtsız bedeviyim 😂😂😂🤣🤣🤣
prenses siz gülümseyin yeter..

Bu sıralar beceriksizliğim üzerinde yeteri kadar kaybolamadım ortadan özür dilerim .

mümkün olduğu kadar uzun kalın lütfen .

göremesem de , bakamasam da gözlerine
yakındasın ya çok güzel bir his
aslında bir hediye ayarlamak isterdim
ama senden onay veya işaret olamıyorum
alabileceğin bir yere koymak isterdim
Ayakkabı içine koyayım dedim ya burayı okumuyorsanız
Bu ne diye tepki gösterip sağa sola sorarsanız
eyvah eyvah
sizin varlığınız çok hoşuma gidiyor
benim mükemmel bir versiyonumsunuz siz
artı , eksi gibi aynadaki ters görüntü gibi
ama siz mükemmelsiniz
Güzel prenses sizin mutluluğunuz çok önemli benim için

neyse kaybolma zamanım geldi okumuşsanız teşekkür ederim artık buraya yazmak sıkıcı geliyor açıkçası .ben her şeyin düzeleceğine inanıyorum . size dua edeceğim . İnşaAllah beni olumsuz sıfatlarla anmazsınız . Allaha emanet .

sol kulağım acayip çınladı prenses niye kızıyorsun acaba

lütfen x te prenses resmi rica ediyorum çok çelişkide kalıyorum okunup okunmadığı konusunda . Tamam kulağımı çınlatıyorsunuz yine de somut değil . saat 00 dan sonra eski haline getirirsiniz.

yine sana hasret peyda oldu içimde ..

gerçekten sevdiğim insanları düşünürüm özlem duyarım ama seni düşünmek bana bir ağırlık ve sıkıntı veriyor üzüyor .
ama yine de hoşuma gidiyor bu hasret ve arzu karışımı , sanki iyileşmeyeceğini kesin bildiğin bir hastalık gibi . Etkilerini özlediğim bir hastalık . galiba bu hastalığa aşk deniliyor ..

Şunu itiraf edeyim sohbetlerimizde , şiirlerde , hep yazılarımda ben dedim . hep durumumu anlattım ağladım zırladım hiç seni sormadım üzgünüm !! hep kendimi rahatlatma derdinde olduğumu görüyorum . Öz eleştiri yapacak olursam tamamen sınıfta kaldım bu gizli bir bencillik bu aldığım derslerden biri. bu konuda af diliyorum sizden prensesim .

Ruh-u revan

kirpiklerin yelken
yanakların köpüren deniz
yüzünde gülümseme kayığında
dudakların ısıtır beni soğuk fırtınalarda
şimşekler çakar mavi ufuklarında
Güzel bir ruha yolculuk
Ruhum dudaklarından aksa
revan olsam sana
ruhun gülümser mi ruhuma
bir tohum gibi gömsen beni
açılır mı güller gönlünde
ben yeter miyim güzelliğine
Küçücük bir gülümsemene
revan olsun ruhum ruhuna


Gülümsemen dileğiyle Güzeller güzeli prensesim ..

hayırlı cumalar ve sabahlar.

gülümsedin ama değil mi ? 🥰
© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL