2
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
49
Okunma

Bıldır Seneki Hesap
Epeydü garın altında galan bizim köy, bu sabah efil efil esen serin bir rüzgarınan uyandı. Mıkdarın oğlu Satılmış, köğçüye çıkmış, kapının önünde furundan yeni çekilmiş kömeçle sıcak çayını içiyordu. Keyfi yerindiydi ama içerden anası Hatice Kadın sabah sabah hınd olmuş, söylenip duruyordu. Elinde bir kaşık tereyağıyla
"Gönenmiyesicenin oğlu şu kömecin içine biraz daha tereyağı guyveciydim, yüzünü eşitdin. Giddin neredeydin dedi
Satılmış ana avlunun önüne çıkdıydım dedi ve elindeki kömeci anasına uzattı
Hatice kadın: Ne u öyne örendemi yuttun, biraz eyil dim dik durup durun? Duravardım zaten her işe goşdumakdan!" dedi
Satılmış anasını hışdımadı, duymazdan geldi. Çünkü biliyodu anasına garşı gelüse hemen lafı yapışduracakdı: "Öllüğün körü!" diyecekti, adamı susturacaktı.
Zaten garşı gomşunun olu, u faydasuz gofolağın teki olan erecep, dün akşam Satılmış’a çıtlattıydı; bıldır seneden kalan tarla sınırındaki ang meselesi yüzünden araları açuğudu. erecep haksız olduğu halde yırçalıyo, üste çıkmıya çalışıyodu.
Hatice Kadın içerden seslendi:
"Üre Satılmış! O elindeki bakır ubruğu hemen mutfağa elet. Sonra da ahıra geç, o dombayı bugün tarlaya doğru çöğür, ekili araziye girmesin. bızanın burnundaki bünek gevşemiş, unuda bi bağlıyve anası emdümüyo debildeyip duru."
Satılmış, anasının sözünü ikiletmedi. Ama ahırın kapısına varınca bir de ne görsün? Zembelek kırılmış, kapı ganırtılmış. İçeride Ereceb’in küçük kardeşi, o köyün en muzur muzavur çocuğu kapıyı kurcalıyor!
Satılmış köpürdü:
"Üre yaramaz! Şırıkma öyne durduk yere! Ne işin va burda? Bak şimdi uqarun seni ha! Git abine söyle, o tarla arasındaki an mevzusunda beninen menvelleşip durmasın. Yoksa nargını takarın, esgüdürün haddini bilsin!"
Çocuk korkudan üfrüt oldu, arkasına bakmadan seyirtti.
Öğlene doğru köyün ortasında erecebinen garşılaşdıla. Erecep, her zamankı gibi cinevüzlük yapıp uyanıkluğuynan üste çıkmıya çalıştı, konuyu değişdirmek üçün alabürütmiye götürüp:
"Ya Satılmış, senin o esgi güyliyinen bizim patlağı garuşdumuşla meyerisen. Menemme bizim oğlan almış," diyerek laf gavutlamaya başladı.
Satılmış yimedi tabii:
"Bırak şindi meymene meşmene konuşmayı Erecep! Olakı sen bu işi bilerek ettin.
Emme bilesin, o sınır depesindeki toprağı senin yüzünden ocak edemen, lüzumsuz yere masraf açtıracan bize. Ekis inatçılığı bırak gayrı."
Erecep bakdı ki Satılmış bu hususda çok ciddi, hemen cusbalık yapıp kendini acındırmaya, suçunu bastırmaya başladı:
"Aman Satılmışım, benim de şu ara elim ermez gözüm görmez, işler güçler üst üste geldi..."
Tam o sırada oradan geçen köyün eskilerinden Durmuş Emmi durdu, ikisine de baktı:
"Üren goca goca herifle oldunuz, hala çocuk gibi iğdişip duruyonuz. Hadi bakayın, şu mübarek günde işinize gücünüze bakın, usukun biraz!" dedi.
İkisi de emminin sözünün üstüne söz söylemedi. Satılmış eve doğru yürürken, içinden "üre herhalde bu iş datlıya bağlanu, bir hora geçe" diye geçirdi. Akşama doğru eve vardığında anası fırının önüne kendürüğü sermiş, un eliyordu. Satılmış’ı görünce gülümsedi:
"Gel bakayım benim yalabuk oğlum, sana tavada kedi batmaz pişirdim, yanına da bi bardak çay guy.
Hadi yide yüzün gülsün biraz şu gönenmiyesicelerin lafıynan da canını sıkıp durma," dedi.
Satılmış, anasının duasını almanın huzuruyla sofraya oturdu.
Dörtdivan’ın ayazı dışarıda kürtünleri yığarken, içeride kalpler sıcacık olmuştu bile.
05 Mart 2026 ALİ BALABAN
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.