3
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
233
Okunma

Kangal yol boyunca sessizce yürüdü.
Eskiden sürülerle geçtiği dağları köyleri hatırlıyordu.
Her evin önünde bir bahçe, her tarlada çalışan insanlar vardı.
Sabahları horoz sesleri duyulur, akşamları sürüler köye dönerdi.
Ama şimdi birçok bahçe boştu. Tarlaların bir kısmı ekilmiyordu.(İmara açılmış beton binalar yükselmişti.)
İnsanlar eskisi gibi bağda, bahçede emek vermiyor, çoğu ihtiyacını şehirden marketten hazır alıyordu.
Balkonda saksıda bir çiçek bile yetiştirmiyorlardı.
Eşek derin bir iç çekti.
"Eskiden hasat zamanı sırtımdan yük eksik olmazdı. Şimdi ne üzüm taşıyan var şirâhaneye ne odun çeken." Köylerde fotograflar çektirmeye eşek bile kalmamış.
Kedi başını salladı.
"Ambarlar dolu olurdu. Nimet taşardı kapılardan.Fare peşinde koşardım ("Tom ve jerry" gibi )Şimdi ambarların çoğu kapalı."yıkık dökük harebe.
Horoz da ekledi:
"Benim sesimle uyanan insanlar güneş doğmadan işe koyulurdu. Şimdi birçok evde sabah sessiz uykuda geçiyor güneş "göbeğe"düşene kadar kimse kıpırdamıyor
Kangal dağlara baktı.
"Belki zaman değişti," dedi. "Ama emek olmadan hiçbir şeyin değeri bilinmez.
İnsanoğlu modernliği yanlış anladığı sürece kökleri kuruyan bir ağaca benzer.
Toprağı unutan insan özünü, emeği de unutur."
Emek olmadan Yemek olmaz destûru unutuldu.
Dört dost yollarına devam ederken geride kalan köylere değil, yeniden kurulabilecek güzel günlere bakıyordu.
Çünkü onlar biliyordu ki bir gün insanlar toprağın, üretmenin ve birlikte çalışmanın değerini yeniden hatırlayacaktı.
Yol uzadıkça dört dost daha da şaşırıyordu. Köylerin bir kısmı kalabalık görünüyordu ama sokaklarda eskisi kadar oyun oynayan çocuk yoktu.
Bir evin penceresinden içeri baktılar. Çocuklar yan yana oturuyordu ama birbirleriyle konuşmuyordu. Herkesin elinde bir ekran vardı.
Horoz merakla sordu:
"Arkadaşlarıyla oynamıyorlar mı?"
Kedi cevap verdi:
"Artık birçok arkadaşlık ekranların içinde kuruluyor."
Bir başka evin önünden geçtiler. Ne odun yığını vardı ne de tandırdan çıkan duman.
Eşek şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Eskiden insanlar kış için odun hazırlar, kuru yiyecek bulgur depolar, günlerce çalışırdı."
Kangal başını salladı.
"Şimdi birçok şey bir düğmeye bağlı. Isınmak için doğal gaz, aydınlanmak için elektrik, alışveriş için internet yeterli oluyor."
"Bu kötü bir şey mi?" diye sordu horoz.
"Hayır," dedi Kangal. "İnsanların hayatını kolaylaştıran her şey değerlidir. Ama insanlar kolaylık ile emeğin değerini birbirine karıştırmamalı.
Bir düğmeye basınca gelen ışığın arkasında da çalışan insanlar vardır. Sofraya gelen ekmeğin arkasında da toprağı işleyen eller vardır."
Dört dost yürümeye devam etti.
Onlar yeni zamanlara karşı değildi.
Sadece insanların ekranların, makinelerin ve kolaylıkların arasında,hayvan sevgisi, örf,adet, doğayı, canlıları,dostluğu, üretmeyi ve paylaşmayı unutmamasını istiyorlardı...
Bizim Mızıkacılar
Buda Bizimkiler
Kangal yürür yolda sessiz, dalgınca,
Köyler mahzun yine eski hâlınca.
Bahçeler boş kalmış, tarlalar solgun;
El emekten çekilince toprak da kırgın.
Eşek derin bir iç çeker usulca:
“Yüküm ağır idi harman boyunca,
Alın teri kıymetliydi hasat olunca.
Ne üzüm taşınır şimdi ne odun,
Sırtımda izi var, yıllarım yorgun.”
Kedi başın eğer, sesi pek kısık:
“Bir vakit aslan gibi ambarda kükrerdim,
Kiler dolardı vaktiyle nimet oluk oluk.
Fare peşindeydim gece gündüz ben,
Şimdi kapalıdır ocak ve mahzen.”
Horoz da söze girer ağır ağır:
“Benim sesimle uyanırdı köyler,
Herkes güneşle işe başlardı;
Şimdi haneye saat sesi dolandı.”
Kangal döner dağlara, bakar derin:
“Zamanı değişti elbet her yerin.
Ama emeği unutan, toprağı unutur;
Değer bilmeyen gönül bir gün kurur.”
Dört dost yürürken yollar uzadıkça,
Köyler kuru kalabalık uzaktan bakınca.
Ama sokaklarda çocuk sesi yok,
Ekranların içinde kaybolmuş birçoğu.
Horoz sorar: “Oynamaz mı çocuklar?”
Kedi der: “Arkadaşlık da ekranlarda var.”
Bir evin önünden geçerler yine,
Ne odun yığını var ne duman tütmekte.
Eşek şaşkın: “Hani kış hazırlığı nerede?”
Kangal der: “Şimdi her şey tek düğmede.
Bulgur, ısı, ışık, alışveriş… Kolaylık çok;
Kolaylık artınca emeğin kokusu yok.”
Ve yürürler patika boyunca sessiz,
Bir yanları eski, bir yanları bilinmez.
Rüzgâr taşır ardında kalmış izleri,
Ne tamamen gider ne de geri gelir geçmiş.
Kangal bakar uzaklara, susar uzun,
Toprak bilir kendi dilinde her sonu.
Bir gün insan da çözer bu derin sözü:
Unutulan emek, eksiltir gelecek neslin yolunu.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.