2
Yorum
13
Beğeni
0,0
Puan
1860
Okunma
Ah!
yetkin bir ünlemin z/arifliğinde susuyoruz
zaman ve ben
iyi bildiğimiz bir duygu aslında
susarak k/araladığımız harflerden bir uzaklık esiyor penceremize
sızım sızım sayıklarken mekan umutlarımızı
-ve gizleyerek birbirimizden kederimizi-
ömrümüze ekliyoruz kerpiç sarayların dumansız bacasından sızan
rüzgarın ıslığını...
yetkin bir ünlem kendini hançer gibi sınıyor yürek yerimde
’insan kardeşlerim!!!!!!
giderek alışıyoruz ölümün suretine!!!!’
farkettim ki
içime atmaktan yoruldum herkesi
herkes konuşurken susmaktan
ölüp ölüp dirilmekten yani!
acısı acıma eş ikindileri
üzerine yoksulluk elenmiş anılarıyla baş başa bırakıp
gidiyorum kendimden soyunarak kederi
giyindiğim ne varsa yürekten başlayarak
turuncu akşam üstlerinde bekleyişlerimi babamı
iğde kokuları arasında
dünyayı teğet geçen çocukluğumu
dahi!
bir bir yakıyorum içimde ki kalabalığı
soruları yanılgıları yanlışları
kapanmayan yaraları
alnının eğrisinde mizan kuran
üşümekten korkan
hikayesinde öteki olmayan
dili kurşun kalemi şiddet olanları misal!
lakin;
içime düşüyor hala serçelerin avazı
yankılanıyor körpe seslerinde ki ninni
kertiyor dolunay ölüm cemresini gagalarına
buz tutan bakışlarında sobeleniyor
ahir zaman suskunluğum ah...
Tanrım!
kanatlarına kar toplayan kuşları ben mi çizdim
salkım söğüt dibine
ki bu kor neden kirpiğimden damlıyor avuçlarıma
viran umutlar üşürken semada
yenik düşüp
yılgın harflerle dönüyorum kendimden yürüdüğüm yolların başına ...
’her ölümün adı neden mazlumdur’ diye soruyorum aynadaki aksime
y/aralanırken anaların soluğu kurşuni ağıtlarla...
sonra
bildiğin günah çıkarıyorum işte
masallarında vurulurken çocuklar
aldığım soluğa lanet edip
aldırmadan sürc-ü lisan lügatime
zemheriye sığınan ninnilere kucak açıyorum yeniden...
ve biliyorum şavkı dahi vurmayacak avazımın
aymazların tenine
ve yine biliyorum ki
tekerrür öykünmeleri sızarken tarihin darağacına
pejmürde umutların celladı olacak bu avaz avaz sessizlik!
Hazal Karadağ
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.