2
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
1311
Okunma

Aslında kimse gitmek için sevmemişti.
Ve kimse ağlamak için gülmemişti.
Bilmezsiniz aslında,
Çoğu gece ölü topraklarla seviştiğimi.
Ve dudaklarımda titreyen yağmurların günahlarına kendimi ortak ettiğimi.
Şehrin, duvarların, gözleri çatlamış insanların zihninde öldüğümden beri
Kaç defa kurbanı oldum merhametsiz yüreklerin can damarına.
Ellerim titremeye ve kalbim sızlamaya yemin etti.
İlk o günden beri...
‘’
Kara kalemle yazıldı ardımdan gelen duvarlar.
Zaman bir hayli geçti artık.
Kuruyan gözlerimin ve çatırdayan kemiklerimin son iç çekişleriydi.
Gözlerinin musallasında kendimi teslim edişlerim.
Kızaran yüzümün ardında saklanırken gerçekler
Ölüm ve sen ne kadar benziyordunuz birbirinize.
Bir yandan ürkek
Bir yandan ayaz.
Gidilmesi gereken bir kadere peşkeş çekiyordum.
Hâk dolanıyordu etime.
Aniden
Güpegündüz çığlık atıyordu ellerim.
Susmaya cesaretsiz iç çekişlerimiz(!)
Uzunca geçmekte olan bir a s ı r
Ve bir ö m ü r
Önümde defalarca tökezleyen
Kırık ayakuçlarım.
Nasıl dile gelirdi şâhâdét
Azabına uğramışken ecelin(?)
Ve nasıl terk edilir zahiri
Binlerce ruhun içinde gezinirken.
Siz söyleyin onlara
Defalarca her bedende acı olduğumu.
Ki zaten kimse inanmıyor bana.
Ağlamak geçiyor, gözlerimin aralarından
Düşmek ve daha çok şey!
Feryat ediyor kulaklarım
Şahidi olduğu her şeye
Bu kader benim değildi.
İstemezdim gördüklerimin aynasında
Kırılıp yitirilmeyi.
S ö y l e y i n
Kaç defa çatırdamalı âhvalim!
Ana rahminde sallanırken…
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.