3
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
2462
Okunma

ben bu şişenin etrafımda olmasını sevmedim, gazeteler serip yere
benekli bir petek duası edilen vardiyalı bir sevmek takıldı içime
üzerimde kan, ne şehit ne şahit
topraklı yollarda traktörle sevişen taşların adına
kabuslarımın dahi ceset koktuğunu söylerim
birinci kat, dilimde kömür tükürüğü, isyan edersem olmaz
bana da usulca akar sonra gökyüzü
iki de bir ağlamaların uykusuzluğa iyi gelen yanı olabilir
hatta bodrum katında ölü hamamböceklerim
her biri benim yetim komşularım, beni öpmeye gelecekleri yer de
ölü vermelerine üzüldüm
darılma pazar, uzaklarda tüm çağrışım sinekleri
buna biraz da ibne takıntısı olan kadınlar da dahil
gölgeleri uzun genç kızların güzelleri de bir başka
hançer gibi sivri, geceler boş şişenin içerisine üflenir
isterse çok kısa zaman da ölür mutsuzluğu
yolların bile intihar edebildiği bir dünyada yalnızlık yok
mezar taşının bir sebebi de unutmamak yaşayanlar adına
kaldırma ellerini,
ellerinden diplerine ağır tiner kokusu çekilir
ne çok da sevmiştim halbuki seni semra abla
meraklı olmasaydın keşke her şeye
tezgahımın ucunda bozukluklar
bir şey eksik, eksik olabildiği kadar
havaya kuş atarlar
mermi olmasın o, pası daha bir zehir, toprak ağlar
aramda ne kısa paslaşmalar yapıyorum sık sık
bir lüfer balığının dudağı gibi, gözleri
bu korkunun sebebi içinde kalan kin olabilir biraz da
dudaklar da kalıntı, gözler de ölüm sesi, vurmayın oltaların ucuna o iğneyi
sen, rüyanın içinde tartışmasız bir öteki
kan kokusu tırnaklarında
tutkusu kalmamış bir ezgi
benim içimden çıkarsınlar beni
zorlamayın, lütfen zorlamayın
kolay değil elbette yaşamak dedikleri
ama şu göğüs germek dedikleri, benim avuçlarım yetmiyor dünyaya
yüzüm daha bir küçük halbuki
yeniden o güzel günleri hayal ederim
uykusuzluğun bir sebebi olmalıydı, bir inanç sanki
ne çok özlemişim sizleri, sizler de rüyalarıma girmeyeli
ah şu çam ağaçlarının dibi, mangal yürekli inanmak
eşref saatimde ne yalnızlığı, ellerimiz bizim temiz, ellerimiz nemli
savurun şu karanlığı, bimar olmak, ağlamak, mesele aslında hepsinin ötesinde
ne içiriyorlar bize şimdi
şu bok çukurunda bilekleri kesili insanlar
kötülük diyorum, anne sen ne iyi kalmışsın öyle dört duvar arasında
günaydın mısın yoksa sevmelere
ben kendime bıçak kalayım iki adım geri
çöküyor bina,
-imdat, ağlayamıyorum,
ne trajik şu kaybın sesi
karıştı saçım, saatler inilti, beni birazdan öldürecekler
saracak dudaklarımı sıcak bir karınca adımı
her şeyimiz yalnız kalsın
gül güzel, maşa yağlı, umut terk
bir lastiğin kahverengisinde sıkışıp kaldım
yitimim boynumda urgan
yetişemiyorum
tut da diyemem, vakit çok erken
beni birazdan atacaklar aşağı
yüzün daha bir dicle şimdi
5.0
100% (5)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.