28
Yorum
32
Beğeni
5,0
Puan
2708
Okunma
Maksat, hanımefendilere hakaret değildir. Maksat, kara mizahla bir erkek zaafını (kadın düşkünlüğü) tenkittir. Saygıyla...
"Sen yoksun ya,
gelmiyorsun ya,
artık umutsuzluğu yazmalıyım şiirlere..."
Sonsuzluk,
sıkışık zamanların duvar takviminde!
Bir kadın resminde!
İğreti, yapıştırılıvermiş...
Kimdir?
Ünlü biri midir?
Tanımam, bilmem ama Allah’ı var, güzel garı...
Aşar beni böylesi.
İçimi eritiyor.
Bir of çekiyorum,
karşıki dağlar inliyor…
Züğürt ağanın babası,
“ben garı istirem,” diyor…
Duyup da gelmiyor bir kör topal…
“Yalvarıyorum, duy beni!
Koşup bana gel!
Gel...
Ne olursan ol, yine gel...
ister bakir, İster yüz kere boşanmış dul,
olsun ister taptığın para pul,
hatta bin kere
bozmuş olsan da iffetini
yine gel...
yeter ki benim olmaya gel…
Bizim kapımız ümitsizlik kapısı değildir
on kere hamile kalıp bir kere doğurmuşsan da
yine gel...
Naz yapılacak zaman değil şimdi,
Her nasılsan, öyle gel…
Burada umutsuzluğun şiirini yazıyorum,
sıkışık zamanlara.
Tam da penceremin altından geçerken,
Bir kadın öksürüyor sokakta,
Bana kendini hatırlatıyor, halimi bilircesine,
Kıskanarak bakıyorum ardından girdiği eve,
Evin kapalı perdelerinde gölge oyunları,
Bir erkekle bir kadın arasında sarılışlar, öpüşler…
Takvime bakıyorum, tüketmişim zamanımı,
Umutsuzluk had safhada, şiirlere sığmıyor.
Gözyaşlarımı akıtıyorum gözlerimin içine,
Kadın çıkıp gelmiş evinden, gözlerimin içinde,
Gözyaşlarımdan dudakları tuzlanmış;
Öpüyorum, tüm umutsuzluklarımla…
bir sonsuzluk gibi yaşıyorum umutsuzluklarımı,
Umutsuzluklarım = sensizliğim,
Sensizliğim = yazgım,
Yani,
Umutsuzluklarım = yazgım…
Bir başka deyişle,
Bir sonsuzluk gibi yaşıyorum yazgımı…
Yani,
Sensizliği bir sonsuzlukta yaşıyorum…
Yani, bir of çekiyorum, karşıki dağlar yıkılıyor,
Yani, Züğürt ağanın babası, “ben garı istirem,” diyor…
Kemal Yavuz Paracıkoğlu, Sarımsaklı, 29-07-2015
5.0
95% (21)
4.0
5% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.