2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1280
Okunma

teninden kirleri, yeninden umutları ipliği sert bir lifle çıkaracaklarmış
sanıyorlar haykırış susturabilir
tırmalarken huzursuzluk
kulaklarda bir dünyanın
kurumuş gülü koyduğumuz kitap çoktan sahaf fahişesi oldu
ipe sapa gelmez ayrıca benim söyleyeceklerim
ben söylemekten de çok geriyim
karşıdan gelen bir vapur da kavga eden iki adam
hiç oğlan olmamış gibi küfrediyorlar şimdi
yağmur uzun bir süre gelmeyecekmiş
öyle pis üzgünüm ki
anlatamam, anlayamazlar, bu ayak sığmıyor o pabuca
ihtilal gemisi filan da çürüyor
bilinçaltı sosyalist takıntısı çatlaklar
olgunlar
güzellik konusunda bahçenin eriğini söylemeden geçemezdim
iri, yuvarlak ve lezzetli bir erik
tıpkı genç bir gül gibi, kokuyor da
yassı omzumda şerbeti akıyor
dumana karışıyor gözleri
nasıl bir yılan ki boğarken seni sevebiliyorum diyor
saçları taranırken tüm saçlarını kaybedebilme kabusuna dair bu korku
kendimi anlamıyorum.
ama gitti, nasıl gitti, saçları döküldü, güçsüz kaldı
kimse bilmedi, görmedi
uzandığım bir hayal düşüğünün karnını okşarken
beyaz bir gömleğe sarıl döndürdüler filmi
makas tam ortasından kesemese de
ağladım
cımbızla yolmadan kıllarımı
boşluğa düşerim
dönemem
insan sebep arar ölümler için
söz vermiyorum.
sana güzel havadisler anlatmak isterdim gözlerimde kaderini oynatırken
ellerinle okşarken ruhun dayanacak bir dağ arıyor
susadığın çeşme kireç krizinde
bastığın yerlere mayın döşüyor mazi
yemin bile kaidesiz uzuyor
tekerlek üzerinde ıslanan lastiğin erketeye yatanı
bilimin vazgeçemediği sapkınlığa sürüyor
şüphesiz hayal kurbanı da olabilirdik
gidiyorduk
mektep bitirdiğin için okunmuş sudur terin
saçlarını yatırdığın örümcek taşı da ıslak
zorla öpüyor ayaklarından mahmur kaynayış
gece olunca dönüp geleceği yastığın yarısı
son kuruşuna kadar harcamaya niyetli insanların iyiliği
fırlatınca uzay bile terk eder yer çekimsizliği
hüviyet cüzdanlarımızda matemimizi pek yazmazlar
taşa uzanan ellerimizde kırlangıç selamı vardır kirli beyazda
gri mutlak bir fotoğraf objesi olduğu günden beri
ince bilekli kızlar sosyete, kalınları ana olur
şekerli suyun içinde sümüksü bakirelikte erir
nöbetçiden alınıp içilmiş uyku hapı kadar da hantal
insan fotoğrafların da üşüdüğünü bilmez
çoraplarından iddialı bir münazara konusu çıkmaya yakın
başlık parası tığ gibi delikanlılar ve güzel kızlar için paha biçilemez
geri boşalır su
kimseye söylemeyeceğim
senin için ağladığımı dün gece
sıcak bir şiir söyleyecek kadın adama, film bitmeden dalacağım uykuya
adalet mahallenin ortasına sıçan karganın ağzında sakız kalacak
parklarda kumlar kedi boku
ağaçların dibi erkek dölü
uyruğum olduğu üzere inciniyorum
kendimi kandıramıyorum
sigara çay bardağına
yastık halıya
ekmek kahvaltıya
ışık doğuya emanet
zamanı gelince kanlanmış gözlerimizde hür haritalar çizeceğiz
ağırlaşacak bedenlerimiz
kaldırmayacağı gün gezegen
biz çoluk çocuk sek sek oynayıp
artık gitmeyeceğiz
5.0
100% (6)