13
Yorum
24
Beğeni
0,0
Puan
1752
Okunma

yıldızını indir
orada toplanmış kalabalığın üstüne
öyle yükseklerden bakmasın
burnu ölü burnu değin havada
söylevin içinde gezinirken
peçesini indirmeden aydınlık
ekmek kırıntısına konan kuş olsan da görsen
cami önündeki parkta konuşanları
duysan ne girmiş günlük sohbetlere
mutlu olmadıklarını fısıldıyorlar birbirlerine
iyi olmadığını bu hal ve gidişin
köprünün altından geçen suları gördüklerini
ve anladıklarını intiharları
sonra ergenekon’u balyozu
yeni sözcükler girmiş dillerine
eskimiş eprimiş de kullanımdan çıkmış
bir saray ya da emr’i şahane gibi
içimize içimize uzatılmış minarelerin uçları
sayılı bir kaç kulun alnına vurulmuş
mutlu yaşayın mührü
yıldızına bakmaktan boynu kırıldı halkın
o kara taş parçasında izledikleri görkem
sırf dış kabuğundaki cilâ yaldızlı kâğıt
çekti arzının yörüngesine
savruldu küçük yıldızlar
öykünemeden büyümeye
sanki ozon tabakası delindi
kavruldu insan
bir masa ayıramadı kalabalık
bir diğer yarısı ayrı tanıtıldı
bir kaptan yemek yiyen komşuların
kapısına işaret konuldu
fişlendi kadın erkek
ayıplıkdan çıkarıldı saklılar
merdiven altları boşaltıldı
elleriyle koymuşca buldular silâhları
sattıkları masal boşmuş anlaşıldı
ucu yere değen yıldızın
bir ucu diğer ucumuz bizim
yıldızını indir
günün meşakkatini gör bir gün
halkın avucundan sağ günü
parlak akıntıların yerine
derin bir ahhh koy
yakından görsün insanlar
hangi makamda nasıl yaşanır
05. 04. 2015 / Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.