0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
1593
Okunma

Çok üzülmelerin ertesinde gülümseyen biriydim
Vaziyetimdir.
Sıcak yemeklerin içinde soğuğum
Kitap gibiyim
Kimsenin okumadığı
Bin yıllık yorgunluğum var
Yüreğimin raflarında
O soğuk taş dikileceği için başıma
Gökyüzüne dikilen bakışlarım var
Göktaşı gibi kalıyorum orada
Uzaklarda bir şehre dalıyorum sonra
Ayakla ulaşılamayacak yerlere
Kuşlara özeniyorum
Belki tabutumu onlar uçururlar
Vaziyetimdir, umuttur, uzaklıktır
Gökyüzü hayaliyle yeryüzünde emekliyorum.
Nefes almak yalnızca ciğerlerimin alışkanlığı
Benimse başka alışkanlıklarım var
Küfür etmek gibi
Ama kişisel değil
Toplumsal!
Vaziyetimin hâli yerinde değil
Yarımımın yarısından bir ben etmiyor artık
Hiçbir şeye yetmiyorum
Öyle boşluğum ki
Eskiden dünyaya sığamazdım, sıkışamazdım
Sıkışmaktan sıkılırdım
Bağırırdım, kızardım
Artık susuyorum
Şimdi iki yanım kocaman boşluk
İçim uçurum
Yaşamaya özendiren salıncağımın ipi koptu
Ama düşmedim
Halatın yenmiş ucundan tutunuyorum
Avuçlarım çok acıyor
Bileklerimde sızım uyuştu
İçimdeki uçurumdan alışkınım düşmelere
Düşüp sıçramalara
Düştüğümde düş olmaları için dua mırıldandıklarıma
Bu kadar kötülüğün olduğu bir yerde
Bana iyilik bile iyi gelmiyor
Yüzüm aynada asılı kalmış
Yüzüm kırılmış aynalardan önce
Düzeltemiyorum etrafa saçılan gözlerimi
Ayrılıklar bile paramparça
Bakışlarımı en çok onun gidişine harcamıştım
Şimdi bakamıyorum o tozlu yola
Toplasan ayrılık gibi ayrılamayız
Ayrılsak bile ayrılık olmuyor adımız
Yüzün kırıksa
Aynaları düzeltemezsin
İşte tam da bundan biliyorum
Bir şeylerin hiç düzelmeyeceğini
Vaziyetimdir, saklanabileceğim tek bir yer bile yok
Annemin karnından başka
Üç Mart İki Bin On Beş 11 20
Nevin Akbulut
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.