17
Yorum
29
Beğeni
0,0
Puan
1205
Okunma

aşk yanmaktır har ile
duyulur gönlün çıtırtısı
ayazında bile kışın soğuğun
erir yürekteki yıllanmış sarkıtlar
yere düşer sevda evinden
hüzün buzları
özlemim eşdeğer nar ile
sıcak iner gözyaşlarım bu karda
göz pencerelerimden aşağı
yar kimbilir nerede kışlar
ocağı hangi buz dağının
eteğindedir
arada kaç kez kayıp düştüğümüz mevsim
aşk şarkıları söylediğimiz
ve aşkı uyuttuğumuz yıllar
bir sevda sözü almak için dilimizden
gözümüzün içine bakar
bizim elimizdedir ocağa köz atmak
ya da yakmak yeni bir hazla
sönmeye yüz tutan ateşi
ah yar nasıl geride kaldı
nerdeyse eşek oyunu oynadığımız günler gibi
hüzünle anımsayacağız
uzaklarda sımsıcak haziran’ı
tozu kalmadı balkonda
gülmemize eşlik eden çiçeklerin
değişti adımımızın birleştiği yol
eski insanlar ya öldü
ya da elinde çoluk çocuğun
hani o kahvehane var ya
orta yaşlıların çay içip dedikodu yaptığı
onların yüzünden konuşamadığımız yer
yerinde kocaman bir apartman
bakıyor geçmişinden habersiz
sanki bakışımda dinlenir gibi
o gül kokladığın yere..
09. 01. 2015 / Nazik Gülünay