1
Yorum
14
Beğeni
5,0
Puan
2029
Okunma
güdemediğim hayallerin
dar yamaçlı dağlarına dek düşer
şeftali koruğü gülüşlere aşinalığım
rüzgârsız dalga gibi kendinden kendinsiz
itîraf:
tamam kuşandım mayhoş şuurumu
yükseklik korkum bile
alçak basınç sarhoş
kahvenin son iskemlesinden
köşedeki işkembeci yüz yirmi beş adım
parfümünün etki alanı kırk...
hâlâ sekiyorsun ceylan gibi şehlâ adımlarla aklımda
gözlerin rahvan nümayiş
unutmadım
unutamadım...
ne kadar iştahlı, can alıcı tanıdımsa öylesin
eşit sallamamış zaman adalet salıncağını
ne kadar canımı acıtsa da
bu kabullü suskunluğun dipdiri
gravür sancısı
gerisi
şehir karanlığı gibi avuntu mezarı
hep susturucu mu kullanırsın hayat
gece yarıları
en kötüsü de
kimse bulamaz saklandığın yeri
belki anlamsızlık bunca yücelten mânâyı
tedirgin, karamsar
ve koymuyor hiçbir şey
hitâbeti güçlü şiirlerin kovuğunda yakalanmak kadar
test amaçlı sever mi insan
acıdan beslenen sadece yarasalar mı
hangi sefânın şirkinedir bu iyilik
totem olurken güneş
her dili öğrenirken yağdalı saçlar
önce hafif çisilti
sonra ağdalı bir yağmur başlar
arzuhâl; banmak ezbere bildik aromaya
bitmeyen tükenmişlik
ve
kast’ını inkâr eder o delipençe telâş
kim sayar ki
bir bahçıvan
bir gülü bir avuç okşamak için
kaç dikeni budar
sen yangını elinde cehennem
ben ateşe dayanıklı günahkâr
tutarlar bir gün seni de
namluya hedef oldun diye
içeri atarlar!..
ToprağınSesi
.
5.0
100% (10)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.