1
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1537
Okunma

kimin suyudur bu akmıyor sesi kırık
kimse duymuyor, kim niye geçmiyor hüznün deresinden
herkes kendi kuyusuna düşman
neden kendini götürmüyor insan.
kendi suyuna yalnız yağıyor keder
cilasız yüzünde dil ağrısı şarkısı paslı sesi kısık.
unutulmuş bir şarkıdır dilime düşmüyor
içimde aşk yığınından kırık kaleler ağlıyor.
omzum bir yanardağ kimse başını yaslamıyor.
ömrümün yanık durgunluğu
dikenin diken doğurduğu
bir çağ ayakların yeri tuttu
önce dikeninden
ah!
bu şarkı niye böyle başlıyor
diken değilmiydi bir gülün çocuğu.
sırtımı yere vuruyor iki ucu yanmış ömür.
içimde bir çocuğun yırtık ayakkasının izidir
göğsümdeki mühür
bir çok rengi vardı kıyımda açan mevsimden
yağmurun son ağır damlası bana düştü
vurmazdım şiire can düğümünü
bir kalem kuru bir kağıda acı verirdi
yırtardı inceliğinden içe d’okunurdu bela.
mor bir rengi ben ne yarattım ne seçtim
kırmızı kanadı her yaşım
gözlerimde rengi yandı çırasız kalbim doğurdu bu sessiz notaların rengini
ağır bir ton geceye tutkulu
nabzı solgun benzi elâ.
bu dereden ben geçtim
bu şarkıyı ben başlatmadım.
çırağın oldum büyüdümde bana ölmeyi öğrettin.
/yüksel batu
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.