5
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1280
Okunma

.
okul girişindeki iki kanatlı kapı
daracık küçük bir koridora açılırdı,
yan duvarlar askı
dar-kısa ve penceresiz koridorun
her iki ucunda da sınıflar vardı
ana girişin karşısında siyah camda altuni
“Öğretmenler!
Yeni Nesil Sizin Eseriniz Olacaktır”
Kemal Atatürk’ün bir vecizesi
ve Zübeyde Hanım “Atatürk’ün Annesi”
yanında fesli bir asker Atatürk Resmi
sağda ağabeylerin sınıfı,
sonra arşivin girişinde; ecza dolabı
camı kırmızı hilalli
yeşil bir kutu
gazlıbez, yara bandı
oksijen, tentürdiyot, ağrı kesici
hidrofil pamuk ve yara tozu
köydeki diğer yaralanmalara da deva olurdu
Hacıbeyin Murat “sağlık kolu”ydu
arşivde;
üst üste asılı haritalar,
“yabancıca” ve “Kur’an harfi”yle yazılı süttozu çuvalları
ve beş duyu, büyük küçük kan dolaşımı
bir de iskelet levhası
“Büyük Göç” ve “Serv Antlaşması”
Atatürk ile ilgili panolar..
arşivin karşısında öğretmenler odası
bir kenarda kitap dolabı,
ortada bir masa, sürahi, bardak ve
birkaç özel sandalye,
ama illâ kül tablası
koridorların sonlarındaki sınıflarda
pencereler çaprazdı
aynı malzemedendi;
kapı, çöp kutusu, karatahta,
tebeşir, keçe silgi
karatahtayı tamamlardı
öğretmen masası ve iskemlesi
büyükboy, ince-uzun, kaplı yoklama defteri
kırmızı mürekkeple yazılı
kızların adı ve numarası
oğlanların mavi
kara tahtanın yukarısında
Atatürk’ün portresi
bir yanında “Andımız” ve
diğer tarafta “Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabe’si”
diğer tarafta uzunca bir tabloda İstilâl Marşı’nın tam metni
belli belirsiz bir Mehmetçik silueti
ve altında mazişgül bir yazıyla
M.Akif Ersoy
yazılı.
duvarda asılı haritalar
alttan ve üstten iki ince çıta çakılı
kara tahtanın sağ üst köşesine
günün tarihi,
sol tarafa “ders” ve
“konu” yazılırdı. ki
uzun boyluların ilk işi, coşkusu günlük zaferi
duvarlar kireç, pencere hizasına kadar mavi
belki yıldan yıla bir kere “beşler”e hallettirilirdi
ve yıl boyu maviye boyanırdı,
kazara yaslananın sırtı, omuzları
arada bir keskin yanıkyağ kokusu
genzimizi yakardı
yağlandığında taban tahtaları..
ortada, yanlarda üst-üste binmiş tahta
oturaklar sıralar,
yan duvarlarda üç’er aylık
dört mevsimin resmi var
nedense kış ocak ayından başlar..
ilkbahar, yaz, sonbahar, kış,
ayların üstünde sıralı
çimen, çiçek, kelebek, başak,
düşen sarı yapraklar
kartopu oynayanlar
karda kızak kayan
boyun atkılı , örme takkeli çocuklar..
ve kömür gözlü, havuç burunlu
boyun atkılı, takkeli bir kardan adam vardı
oysa üşürdük Ekimde
ellerimiz Kasımda çatlar
ayaklarımız Aralıkta donardı..
ekim-kasım-aralık ayları
her ne kadar güz dese de
kasım ayında bile
dışarıda kar yağardı
anam deyviridi;
“-öretmen Hasan Ali’nin Üseyine
mevsimleri say dedi, birinde
o da;
“ilk bahar,
yaz bahar,
son bahar,
kış bahar”
ikinciden sonura bütün çocuklar
gülüşmeye başladılar
ne ğadar, tekrallatdıysa da öretmen
her me(v)simi bahar etmekden
bi türlü vazgeşmedi
öretmen bagdı olmaycak
“i(n)şallah (h)üseyin işallah”
dedi”
Resimde bahsolunan okul,
okulun bayır bahçesi düzleştirilerek 2013 Yukarı Tırtarlılar Buluşma etkinliğinde mekan olarak kullanılmıştır
teşekkürler Sn Hacı Ali Karakaya
5.0
100% (6)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.