10
Yorum
22
Beğeni
0,0
Puan
2688
Okunma

dün çocuğun birine
gözlerimi kısarak "yalnızım" dedim
buzdan ellerini saklayarak ceplerine
kaçar adım uzaklaştı
düştü gölgesi peşine uzadı ardı sıra
bir yol kaydı ayaklarının altından
ellerim bir ceset soğukluğunda
hiçliğinde tezahür ediyor üçüncü derece yürek yanıklarım
gelsen biliyorum adam olacak en sığ yanlarım
sen say ki yokluğunda
gecede uyurken üstü açıkta kalmış
titrek çocukluğum
bu gece şehrin tavanında
bir azametli uluma
sonra tabanına şehrin
inceden bir yağmur dökülüyor
bulut bulut damla damla sana sakladığım
giden adımların ardından akıttığım göz yaşlarım gibi
bazen ağaran tan ile konuşuyorum
ışıltılı denizlerden haber veriyor bana
boynunu büküp bakışlarını kaçırıyor
ben ona ölü bir aşktan dem vuruyorum
serin taş duvarlara oturuyorum
ayaz düşürüyor yokluğun yüreğime
ürperiyorum
düşünüyorum da
değişmemişsindir sen şimdi
o yalancı gözlerin
dolandırıcı dudaklarınla
hep aynı biçimdesin
çoğaldıkça çoğalıyor karanlığını sererek üzerime gece
resimler yırtılıyor durmadan
geceyi iki kere daha yalnızlığa bürüyerek
keskinleşiyor sesler
bıçak ağzı düşlerim boğazlanıyor
sessizlikten sızan bir koku yayılıyor duvar diplerine
elimdeki bomboş kadehle
körkütük sarhoş oluyorum
eski ninniler çınlıyor kulak diplerimde
geziniyor evin orta yerinde
onlar bile alkolik
ne garip
içimdeki torisyenler çılgın fikirler fısıldıyor biliçaltı duvarlarıma
hayallerim çaresiz bir derde tutulmuş gibi
eli kolu bağlı
hücrelerim biraz daha isyankar
kulağa hoş gelmeyen anılarım var
sesleri fazla yüksek çıkıyor
akordu bozuk piyano gibi
beynimi tırmalıyor
bir tek kelimelerin oyalar uyuturdu beni
şimdi sen yarat beni yeniden
gelirsin diye yüklü yağmurlarla bir gece
gözlerimi hiç kapatmıyorum
yağarsın belki yine çölleşen topraklarıma
kumdan dudaklarıma
hiç korkmuyorum
zamana bıraktığım sözlerim
ve bana sessizce ağlamayı öğreten onurlu acılarım var
şimdi sorsam düşlerim mi daha soğuk bu mevsimde anne
yoksa ben mi
bu süreğen gecelerde