İklimler de çekip gitti.
Sen gittin,
Yağmurlar kaldı.
Ben yandım..
Biz yandık...
Paradoksal çıkmazlarım, zihnimin duvarlarını parçalıyor
Evhamlı
zamanlar biriktiriyorum zulamda
Patolojik bir hastalığa acımak gibi şimdi her şey
Ve ölünün huzurlu
uykusu gibi kıpırtısızım
Yokluğunda seni ayla aldatıyorum bazı
geceler,
Dolunaya hapsoluyor bakışlarım.
Sen;
İz bırakan...
Hayatıma çarpıp geçen...
Hayatımın buğulu kısmında kalan...
Artık aldığım her nefes yakıyor ciğerlerimi.
Ve farkına varıyorum daha derin nefes almak zorunda olduğumun,
Ve yine farkına varıyorum
Kirlendiğimin,
Kırıldığımın,
Uzaklaştığımın,
Yabancılaştığımın,
Yozlaştığımın..
Olgunlaşıyorum çektikçe her nefes acılardan,
Hissizleşiyorum..
Beynim uyuşuyor .
Sokakların çıkmazlarında kabuğu kanayan yaralarım,
Beni bağışlayın..
Sigara İzmariti içimde söndürülmüş bir derin iz gibi geçmişim..
Ve daha çok devrilmeye başladı son
zamanlarda cümlelerim.
Hiç kimsenin bilmediği kelimeler türetmeye başladım..
Sonsuz her dakika,
Sensiz her saat..
Kimsesiz tüm
zamanlarım...
Zaman ki daha hızlı akıyor sanki Fırat tan..
Tutamıyorum boşluklarda yok olan ellerini..
Hani o avuçlarımda hiç terlemeyen ellerini..
Faili meçhul ölü bir yalnızlık belirir sonra içimde.
Soyunuk
gülüşün ve çıplak suretin hatırlatır kendini bana..
O serseri hallerin dolanır beynimin kıvrımlarında..
Kulaklarımın içine süzülür senli çığlıklar
zamanın gerisinden..
Sessiz çığlıklarıma, çığlık sağırı olmuştun bir
zaman ,
Unutmadım.
Şimdilerde göremediğim geleceğime geri geri yürüyorum,
Belli belirsiz ve seçemediğim yollardan.
Kollatıp durdun geçmişimi bana..
Baksaydın bir kez ardına,
Senin için bir el vardı boşluğu yudumlayan..
Gözleriyle bir uzaklığı ölçen, kirpiklerinin ucunda emanet
yağmurlarıyla.
Düşlerimi saklamayı öğrendim neden sonra..
Hayal, hayat kadar,
Ve acı
ölüm kadar gerçekti.
Sen boşluk gibi hiçleşmiş..
Ben sonsuzluk kadar yalnızdım.
Razıydım oysa,
Küstah ellerimde
şeytanım bile olsaydın..
Kanımca tanrı bile ayakta alkış tutardı yudumladığım acılara saygıyla..
Anason kokan
gecelerde hissizleşiyorum,
Uyuşuyorum..
Bedenim nicedir bir soğuk yatağın içinde dönüp durmakta..
Dibe vururken,
Nefesimi artık daha uzun süre tutabiliyorum.
Zamansa bilge bir cüceydi.
Biad ediyorum..
Diz çöküyorum...
Mengenelerde sıkışıp kalıyor ruhum,
Tükeniyor tüm
zamanlarla beraber ölü düşlerim.
Sessiz bir çığlık bırakıyor ardından,
Karanlıktaki renkler kadar
doğal tüm ağıtlarım..
İmgelerim dağılıyor,
Eksik kalıyor ifadelerim..
Bilmediğim dillerden acıyorum aynadaki fütursuz yüzüme
Sövdüğüm ve etimden örülü duvarlarıma çarpıyorum her kaçmaya çalıştıkça yine, yeniden..
Pervasızsın,
Duyarsızım..
Tatsız, tuzsuz,ıssız..
“an” larım sensiz
Kokunu sürünerek gittiğinden beri,
Ve gövdeni sürüyerek ayak uçlarınla eşiklerimden..
Ben daha bir suskunlaştım yokluğunla kutsanan
gecelerde..
Ölümse çok yakın..
Duyumsuyorum.
Yüreğimizi tokuşturmuştuk bir
vakit bir adamla.
Ve “o”
dünyaya benziyordu sanki biraz
Bunu ben de yeni fark ediyorum..biraz da eseflenerek..
Dünyama benziyordu..
İsmi neler çağrıştırıyordu bende neler,
Ve serçe parmağındaki yeri beninin..
Ve sıcaklığı sırtının..
Çıplak ve ıslak keşfettim,
El yordamıyla sevmiştim
gülümsemeni,yüzünün boşluğuna dokunmuştum usulca..yakmıştı parmaklarımı yüzün..sen fark etmedin..
Esrikliği tadıyorduk durmadan..
Artık çırıl bir kimsesizlik uzanmış kollarıma..
Dudaklarımı ıslatıp kaçıyor gözyaşlarım sağanak gibi..
Duygularımı gömdüm ölü bir serçenin kanatlarıyla toprağa..
Az sonra başına ne geleceğini bilmeyen bir sokak kedisi gibiyim,
Sokağın köşe başında ince bir yaşam çizmiş kendine..
Öyle beklentisizim..
Gitmeseydim bu kentten ihanet edecektim kendime..
Ve kaçar gibi giderken portakal ağaçları sarılı, deniz kokulu o kente..
Yüreğim koşar adımdı oysa
Sarı
kırmızı renkli ve kayısı kokulu memleketime..
Değişen duygularım gibiydin, sabah sinirli,öğlen mağrur,akşam koruyan kollayan,
gece çığlık çığlığa..
Ahh benim ağdalı hayatım..
Elleri kuru bir
kadına kaldın şimdi..yüreği nasırlı,
Mefulü meçhul şiirlere..
Parmak uçlarında lapa lapa kar,
Martılar gözünün içine bakıyor yaşlı mı diye..
Öldürmeyen dertlerim,
Ehemmiyetsizlerim,
Ve ehemmiyetsizmiş gibi davrandığım önemlilerim,
İç çekişlerimdiniz kesik kesik..
Tek parça gururum,
Bükülmüş bir dudakla küsmelerim
çocukca..
Etten kalelerim, bilinçaltı duvarlarım,ve dökülen bütün yapraklarımla devrilen mevsimler..
Şemsiyemi artık kapatalı beri
yağmurlara,
İçimi ıslatan sağanaklar,ve gözüme hapsolan yaşlarda sahipsiz şimdi..
Ahh keşke diyorum keşke..
Elimi tutmasaydın,
Sormasaydın adımı..
Seni yormasaydım misal bir
aşkın yokuşunda..
O
zaman gitmezdim belki bu şehirden..
Hani Yatılı okulda çay içtiğim demirden bardağım,
Isındı mı elimi yakan,
Soğuyunca elimle tutamadığım..
Isındın- soğudun
Bardağa benzedin,tutamadım seni avuçlarımda..
Bir şiir gibi eskime isterdim oysa
Eksilme isterdim..
Sen
Oluşumun anlamı,
Ait olduğumdun…