13
Yorum
18
Beğeni
0,0
Puan
2328
Okunma

söz ağızdan çıkınca
gerilir yayları içimin
oklar büyütürüm gözlerinden
ellerinden hançerlenirim...
düşman olur saçlarım rüzgârına
rızkım kesilir dudaklarından
bir tebessüm kıvrılır korkakça
çukuruna gamzelerimin...
dermâna susamış yaralar birikir
dilimin lâl ucunda
tükürsem konuşamam
konuşsam
kaçar kuşlar avuçlarımdan...
son bahârın arsız hüznü gibi
ciğerimi yalayan ateş
mührünü vurur inceden
sızısı derin
serin mi serin bir akşamüstü...
kaçıp saklanmak ardına
sığıntı maviliklerin
yıldızları sağmak göğün göğsünden
yaralı bir geceye kanamak sonra
canevinden susamak...
yokluktan çokluk yaratmak belki
aşkın yegâne adı
ateşler içinde sayıklamak
düşleri ayıklamak kâbuslardan
bir türlü uyanamamak...
kayıtsız ve şartsız
üzerime zimmetli hezeyân ömrüm
ne eksik, ne fazla
tastamam işlenir yüreğime
dikenli telden nakış...
fikrinden sıyrılıp
zikrine soyunduğum!
saklı bir kurşundur şakağımda
lûtfettiğin son bakış...
Özlem Tarhan Yağcıoğlu
Şubatın titrek on dokuzu/2014
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.