8
Yorum
21
Beğeni
5,0
Puan
1572
Okunma
Gök-Toprak-Şubat-Ankara…
Eğip boynunu öpecek olursan eğer bir gün göğü göğsünden
Ben ayak uçlarındaki toprak kokusuyla sana sesleneceğim…
Hiçbir uçurumun cesaret edemeyeceği kadar yüksekte kalacak intihar dolu kelimeler...
Kayalar suskunluğumuzun derinliğinde bekleşirken
Şiirler derin ayazlı şubatlardan kalan hatıraları ısıtacak
Kanadı koparılmış mısralar martılarla bir olup düşecek belkide
Kurak coğrafyamızın susuz, tuzlu terine...
Yağmur düşen şehirlerde duracak otobüsler
Ve biz bir evrenin tam ortasındaki duraklarda
Tam ortasından ıslanacak birlikte okuduğuz şairler
Caddelerde koyu bir gecenin rengi
Sokak lambaları ateşböceklerine küskünce sanki
Ağustos güncesi eskiler gibi
Aldırmadan karanlığı yürüdüğümüz anlar takılacak aklımıza…
İki kişilik yedi renk gökkuşaklarına kalacak şubat’ın sonralarına
Elimizde çok sevdiğimiz cam kenarı sardunyalar
Nisan özlemi sevişmeler takvimler işaretli
İnceden bir aşkı çiseleyecek bulutlar
Ve Ankara’da iki kişilik bir yalnızlık filizlenecek apansız…
Gökte sen yerde ben
Bir çizgide birleşecek
Ben sana tohum açacağım her dökülen damlada
Sen ısladıkça her yanım yeşerecek
Bir tarafımda sen bir tarafımda dudaklarındaki bahar
Deli nehirle varsın dökülsün yüksekten geri kalan yanım…
Sen kal hep yağmur kokunla saçaklarımda
Serçelerin dilinde aşkın seranatı
Yastığımda düşlerin
Uykular üşümeden gel sen hep
Şubatlar ayaz düşürmeden resmine….
Eğip boynunu öpecek olursan eğer bir gün göğü göğsünden
Ben ayak uçlarındaki toprak kokusuyla sana sesleneceğim…
Olmadı…
Belki bir şiir bile yazacağım
Tenin konarsa eğer uykularımdaki kokuna…
5.0
100% (17)