0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1754
Okunma
-I-
Ses, tanıdık şifre;
Bilirsin nerede duysan:
Bu dersin köpek havlaması,
Bu sinek, camda!
Bu kamyon kornası...
Bu ürkü sonrası telaş,
Serçe parlaması!..
Bu, kitap sayfaları arasında,
Gezerken bir düşün damıtılması!
Bu, yüz yüze gelinen gerçeğin,
Ne kadar zor anlaması!
Bu, çocuğun senin;
Geriye dönüşler her seferinde!
Yazılmakta olan bir romanın içinde,
Bölüm bölüm yaşandığı için,
Bir bölünmüşlük hissi yüreğinde;
Bu karın, alıştığın frekans!..
Bu, kopkoyu yalnızlığında yalnızların,
İçsesleri sustuklarında;
Tüllenen bakışların buğusunda,
Aniden bastıran ilkyaz yağmurları...
Hatırlatıp durmak için Allah’ın rahmetini,
Bu, dirimin sesi, duysunlar diye;
Camına vuran iri damlalar,
Yalnız ve ümitsizlerin!
-II-
Bende İstanbul hatırası,
Ömre sokulmuş uzak bir resim:
Vapurdan inmişim, ortalık kar;
Karaköy-rıhtımda balıkçı radyosu,
İki tek atıyorum ayaküstü:
Gencim, ümitsizim, şiirler yazıyorum,
Tütüne de düşkünüm o sıralar!
- Gamzedeyim deva bulmam...
Hâlâ içimde Müzeyyen Senar!
-III-
Ses koşar dört nal
atın yelesinde rüzgâr
dininceye kadar
kendi gerçekliğini
Sesin bir de susması vardır!
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.