4
Yorum
12
Beğeni
5,0
Puan
1849
Okunma

Evet geldik bir son durağın ağzına
ve aynı araçla dönmek için bir kaç zaman bekleyeceğiz
hayata karışacak hayallerimiz, gerçekleşme umuduyla
ve güzel türkülerle yol almaya başlayacağız
belki nefesimiz kesilir, dönmek nasip olmaz
bu da kaderin bize ikramı olan ’’kısmet’’ olsun
dengesizim, alınganım ve hisliyim
bazen içimde bir kelebek karnavalı, bazen de ayıların çığlıkları
deruni med cezirler içindeyim
sırılsıklam bir a’raf,
sırılsıklam bir gel git
Adanamamak mekana özgür kılmaz insanı
sadakat desen, bir sırlı fanus
teslimiyet desen o da yok
el pençe divan durmak da
omuzlarımdaki bilyalar pek bir gevşek, pek bir şırpıntı
insanlığın peşinden gitmiyorum, âdem olmak zor zanaat
yine bir kimyanın rengine boyanacağım
kâh bir ısırık alacak dişlerim yaşamdan
kâh bir ısırık alacak kader alnımın çatısından
yine şiir yazacağım, kahvenin rengine boyanarak
belki harama bulaşır dudaklarım
kırmızı bir rengin sarhoşluğunda tütün kokarak
belki bir daha aşık olacağım, milyonuncu kez
yine hüzün, yine dengesizlik, yine garabet
yine sersemlik, yine yalancı düşler lokali
Bir kıyının kenarında aşık olduğum bir kadın
’’sen aşkın kendisine aşıksın...’’ demişti
kadınımın doğum günüydü ve doğduğu günde beni doğurdu
saçlarımı okşadı, denizin suyunu sürdü dudaklarıma
sigarasının dumanını yüzüme üfledi, püfff etti
otuzumdan sonra beni ben etti
benliğimin tılsımına sihirli sözcükler mırıldandı
bir kadın, beni annem gibi bana tanıttı
türkü söyledi bana, sırt üstü uzanarak
dolunay bedenini okşadı, benimle bakışırken
suretim suretinin üzerine düştü, dudaklarımız dalgakıran
sustuk, bedenlerimiz konuşurken...
5.0
100% (12)