7
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
1947
Okunma
sessiz hıçkırıklar saklıyorum
gülümsemelerim birer maske
kahkahalarım deliliğin bir adım öncesinde
derli toplu ütülü hüzünlerim var
mahrem bir ten kokusu libaslarımda
iki yastık, bir yorgan
birbirine dönük iki sırt heybesi
heybeden göğe uzanan binlerce tuğla duvarı
bir kadife ses, bir haşarı fısıltı
odalar düzenli darma dağınlığımın aksine
kokular, sürmeler, kalemler
rengarenk sima boyaları
bir odam var kitap kokulu
milyonlarca kelime dudak dudağa
saksıda mor bir çiçek ismini bilmediğim
limon çiçeği kokuyor içtiğim kahvem
huzur veren fesleğenin toprağında
gömmüşüm hüznümden arta kalan izmaritleri
ve kapılarımda huzur mu?
asırlık çekiç demir kavgası
ateşin kızarttığı nar gibi demir
demirin dövüldüğü baba ocağı
portmantoya asmışız büyük harflerimizi
avucumuzda küçük heceler
masumiyetin rengine boyuyoruz umutla
benim ruhum cüzzam
senin saadetin iki küçük ağızda
yüreğimle küflü bir kitabın arasındayım
sekiz asırlık yalan bir türkü dilimde
dilimin ucunda tüm sözler intiharı beklerken
canımı yakıyor gözlerin beni severken
avucunda iki kırmızı patik
ve yarım ağızlık tatlı bir kızgınlık
sabrının ve bizim nişanemiz olan masuma
hüznün olan beni kurban vermişsin
hayat dediğin mutfak kokusunda
bir sabah, bir akşam, bir yol
kısır döngü bir merhale git ve dön
iki ekmek, bir süt
cebimde oğlum çilekli gofret
boynum sen kokuyor
boynum dudağın kokuyor
dudakların çilek kokuyor, sakalım hüzün
beden aynasında ruhunu görüyorum
ayağının altında cennet, ruhun rengarenk
aynanın kenarında fotoğrafım
kendimi tanıyamadım...
’Gecenin lacivert tonlu bir vaktinde...’
5.0
100% (17)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.