Mucizeler aniden olan şeylerdir, istemekle çağırılmazlar; ama kendiliklerinden, genellikle de hiç olmayacak bir anda ve kendilerini en az bekleyen kişilere gelirler. (k. ann porter)
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri öncelikle bütün olarak değerlendirmek yerinde bir başlangıç olur.
Girişte Şair’in toplumsal olanla yola çıkması, çok farklı pencerelere kapı aralatabilecek olan önsözü; olabildiğince zengin imge ve anlamlarla genişleterek Şair, etkili bir bütün oluşturmuş. Bu aşamadan sonra Şair’in ‘Sakın…’ hitap kullanımı ile toplumsaldan bireye yönelterek söylemini hafif bir aksamaya sebep olmuş gibi görünmekte şiir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus; ‘Sakın kara çalma alnıma sevdiğim,’ dizesi ile kaleme almış olduğu bölüm ve devamı ‘birey’ olarak algılanabilecek bir kullanım mı? Özdeşleştirme yapmış olamaz mı Şair? Bence olabilir. Şöyle açıklamak mümkün; ilk bölümdeki toplumsalcı söylemini minimize ederek veyahut ilk örnek oluşturarak söylemine devam etmek istemiş olabilir. Artı farklı bir bakış ile Şair’in ilk bölümde vermiş olduğu – bence – siyasal görüşün dile getirilişinin de etkisi büyük. ‘Sevgili’ bildiğimiz sevgili değil de soyut bir kavram olarak karşımıza çıkabilecek konuma geliyor. İşte bu noktada şiirin boyutları genişliyor. Ve bu noktadan sonra şiir, her okurun gözünde farklı şekillerde algılanabilecek kıvama geliyor ki bu da bir Şair’in dizelerinde benim görmek istediğim en önemli artılardan birisidir.
Şiirin okur üzerindeki olası yansımalarına kısacık değindiğimiz şiire biraz da anlatım, biçim, ses uyumu gibi diğer şiirin gerekleri açısından bakmayı deneyelim.
Anlatım olarak yukarıda kısa olarak değindiğim gibi şiirin girişi olabildiğince net, oldukça güzel imge, benzetme ve tasvirlerle zenginleştirilerek etkili bir anlatı tekniği tercih edilmiş.
‘El değmemiş bağ’ – ‘en ateşli şarap’ kullanımlarının şiirdeki yerine özellikle değinmek isterim. Ne anlattığının yanında nasıl bir anlatıma katkı sağladığına belirtmek istiyorum.
El değmemiş(sıfat): 1. Kullanılmamış, dokunulmamış. 2. (mecaz) Saflığı bozulmamış.
Ve ‘en ateşli’ kullanımındaki ‘en’;
en (zarf): Başına geldiği sıfatların üstün derecede olduğunu gösteren kelime.
Görüldüğü üzere bir saflık üzerinde yoğunlaşıyor Şair. Bunları desteklediği ‘çöl gönül’, ‘yaşlı göz’, ‘yağmak’ gibi kelime ve kelime grupları ile oldukça kapsamlı bir anlatımı gerçekliyor. İkinci bölüm ile birlikte ‘kara’ kelimesinin çokça kullanımı ile şiirdeki vurgulanmak isteneni kaleme alıyor. Kara’ların şiir içi yerleşimleri bu kelimeyi sırıtabilecek bir konuma getirmiyor. Demem o ki ‘kara’ kelimesi, o kadar sık kullanılmasına karşın bütün içinde ergitilmiştir. ‘kara çalmak’, ‘yere baktırmak’, ‘kara sevda’, ‘kara haber’ gibi kullanımları şiir içine serpiştirerek anlatımı güçlendirme yolunu seçmiş.
Biçimi biraz irdelersek eğer; Şair’in satır aralarına koymuş olduğu boşluk şiirin okur üzerindeki etkisini – bence – azaltır nitelikte. Ayrıca dizelerde gördüğümüz üzere ‘.’ işaretinden sonra büyük harfle başlanması yeni dizelerin şiir dili açısından biraz sakıncalı. Bu elbette bir tercih meselesidir, bizim Şair’e neden bunu böyle yaptın tarzında bir konuşmaya girmeye hakkımız yok. Sadece – bizce – olanı dile getiririz, - Şairce de – uygun görülürse uygulamaya konur. Şiir içi yer yer ufaklara da rastlamak mümkün. Her ne kadar bir serbest şiir çalışması olsa da okurun gözüne ciddi anlamda rahatsızlık vermeyecek ufak tercihleri akıcılık ve şiir içi dinamikler açısından uygundur.
Ses uyumu açısından bakacak olursak; ince bir işçilik göze çarpıyor. İlk dizeden son dizeye kadar çoklukla okunuş ve akıcılığı sekteye uğratma imkânı olabilecek kullanımlardan kaçınmış Şair. Ünlü ve ünsüz uyumu olabildiğince sağlanmış kelimeler arasında. Dizelerde ince ve kalın okunuşa sahip kelimelerin dizilimi okuru yormayacak derecede ve akışı sağlayacak nitelikte.
Yukarıda dilin döndüğünce şiirde dile getirilenleri, getirilmek istenilenleri kaleme aldım. Bir okur olsun ki Şairin yazarken ki duygularına tam anlamı ile ulaşabilsin. Sanmıyorum… Umarım Şairin yazarken hissettiği duygu ve düşüncelere bir nebze de olsa yaklaşabilmişimdir. Şiirin sahibi Sevgili Ömernazmi’ye şiirdeki işçiliği için ayrıca teşekkür ederim…
‘Belki’ deyip ardına bazı kelimeleri bağlayarak tavsiyelerde bulunabiliriz ancak bunların hepsi bizce’dir. Bizce’leri hiçbir zaman dile getirmekten çekinmemeliyiz. Dile getirdiğimiz sözleri dikkate alabilen, kendi içinde sorgulayan, kendince doğrularla örtüştürerek haklı yanları görme neticesinde kendi diline artılar koyabilme cesaretini gösterebilen şair veyahut yazar ama en önemlisi İnsan’a saygım sonsuzdur. Ömenazmi, böyle birisidir… Bu vesile ile kendini eleştirebilme cesareti gösterdiği için Sevgili Ömernazmi’ye teşekkürler… — Özel konuşmalarımızdan dimağda kalan bir şeydir kendini eleştirebilme cesareti…
Sema Hanım, Sanırım yanlış algılamışsınız yorumu mu? Dikkat ederseniz 'yorum' diyorum... Zaten ben 'şiir eleştirisi' de yapmadım yorumum da.. Şairinde zaten öyle bir kaygısı yok... Ömer Nazmi'nin öyle bir kaygısı olsa, ana sayfada bulunan 'beni eleştirin' seçeneğini tıklayarak bu kaygısını giderirdi. Dikkat ederseniz!.. Site yöneticileri şiirin altına 'Sizin yorumunuz' diye bir bölüm koymuşlar... 'Sizin eleştiriniz' diye bir istekleri yok. Ben sadece okuduğum bir şiirin bende bıraktığı izleri, yakaladığım imgelerin bana verdiği hazzı paylaşmak istedim o kadar... Evet tekrarlıyorum bence, 'bütünüyle yetkin bir şiir' sizce yetkin olmayabilir... Bu bir bakış açısı, bir algılama tercihidir... Bakınız Suluovalı dost ne demiş; "Yorum şairin duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışmaktır; yoksa şiir güzel, çirkin demek değil..."
Ben ne demişim; Şiir eleştirisini, şiir çözümlemesi olarak görmekten yanayım.. Bu ukalalığı da aldığım yazı eğitimi ve işçiliğime vererek beni bağışlayın lüffen..." Sanırım siz çözümlemeyle, eleştirmeyi karıştırdınız... Biz, akademik yazı eğitimi alanlar edebi metinleri yorumlama ve algılama çabasına 'çözümleme' deriz... Bunu açıklamadığım için belki haklı olabilirsiniz... son isteğinize gelince maalesef onuda yerine getiremieceğim.. Çünkü belirttiğim gibi ben dilbilimci değilim... yazı eğitimi almış; yazma kaygısı olan ve yazı işçiliği yapan birisiyim hepsi o kadar... Ömer ağabey bende yordum seni... sağlıcakla!
çoğul anlatımla başlıyor anlatı, çölün karşılığı tarihte ve şiirde toplumsal yaraları ve kurak yoksunlukları barındırır kanımca.. ya da benim kültrümde öyledir böyle düşünmeme sebep... bu perspektifle başlıyorum çaresiz şöyle bir baktım yorumlara ki yorum diyorum ben..eleştiri farklı bir olgudur çünkü ve ben bu sitede hiç eleştirisel bir yaklaşım sermedim..ilk tir bu.. çünkü ''yazı eğitimi ve eğitimi' alan arkadaslar katılıp aramıza yazmışlar... peki o zaman şiirde teknik yöntem ,biçem ve analitik kavrayışı neden fersah fersah geçmişler? icazet anlamda yetim doğan bu şiirin göbeğini neden acele acele kesmişler
şairin poetik kaygısını suluva arkadasımız dile getirmiş sadece..nedir kaygı..açalım yöntem sorunu bir sekilde kendi uslubuyla diğer şiirlerinde çözen ömer ağabeyimiz..bu şiirde biraz sendelemiş bence.. diyalektikçi anlayışı bu şiirde aksamış doğrudan toplumsal mesaj vererek başlayan şiir ve imgeler bireyselliğe kaymış..
Sakın kara çalma alnıma sevdiğim,
yüzümü yere baktırma;
sonra bende kalır kara gün
kara sevda.
bir kara calınma korkusudur gitmiş..ama neden ki toplumsal bir varlık alanında birey hep kendini güven altına almak istiyor sanırım.. önce güvence idelerini aramaya gidiyor..tinsel kategorileri birbirinden iyi ayırmak ve varlığımızdan vazgeçmek gerek madem ki çöle yağmaya geldik..madem ki
Kara zindana düşerse umutlarım,
ben de kara kışta kara toprağa düşerim. diyoruz...zindan ..çöl...dervişlik geleneğine uygunsa..neden bu serzeniş.. ardımızdan ..ölümümüzle neden hep düşünürüz ardımızda kalanların ne halde olacaklarını..
şiirin ontolojisinde, tinsel olanla maddi olan ortak kaygı çıkmış..en büyük zorlukta bu değil mi tüm bunların yanı sıra sözcükler ödevini yapmış elbet şiirde kültürel birikim ve deneyim hakkını teslim etmek gerek bu noktada ömer ağabeyimize... ama sevgili eğitim almış arkadaşlar biliriz ki 80' li yıllardan beri şiirde birileri star yapılır suyu çıkıncaya kadar kullandığı imgeler övülür.. ardından bir kenara atılır şair.. yalnızca gözlem yolu ile üstün körü değil,şiirin barometresini zorlayın derim ben! madem yorum değil eleştiri yapıyorsunuz o halde bunu isteme hakkım var sizden ömer ağabey yordum seni... sağlıcakla!
Duygu nereye gideceği kestirilemeyen bir akıntı, bir boşalımdır. Bu nedenledir ki, şiir için ‘yürek akıntısı’ tanımlamasını kullanmayı pek severim. Ancak, şiirde duygu aklın sınırları ölçüsünde tutulduğunda onu sanat düzeyinde gerçekçi ve içten kılarak yüceltiyor. İşte duygu/akıl çatışmasının dengelenerek oluşturduğu bu soyutlamayı görmek için ‘Karalar’a bakın;
"El değmemiş bağların bozulduğu en ateşli şarapların kurulduğu mahzendeydik. Çöl gönüllere yaşlı gözlerimizle yağmaya geldik."
........
Şiir; sezileni, duyulanı, düşünüleni, düşleneni, elle tutulur gözle görülür hale getirmekse işte;
"Sakın kara çalma alnıma sevdiğim, yüzümü yere baktırma; sonra bende kalır kara gün kara sevda. Kara yel bozar uykularımı. Başımda kara bulutlar gezer. "
Bütüncül olarak yetkin bir şiiri bulmuşken nedense bunları yazma gereği duydum. Eser ortada.. İmgenin kendisi anlamın kendisi değil mididr? O nedenle de Ömer Nazmi gibi bir usta sözcükleri laf olsun diye seçmez.. Şiir eleştirisini de, şiir çözümlemesi olarak görmekten yanayım ben.. Bu ukalalığı da aldığım yazı eğitimi ve işçiliğime vererek beni bağışlayın lüffen...
Ömer Nazmi'nin ustalığını taclandıran bu kadar kara arasında yakalayarak tutunduğu ak martının kanadı değil mi?
........
" uçarken vurulayım mavi koyda. Sevinsin avcı, övünsün namlu, şımarsın tetik. Yeter ki karalar olmasın. Kimin umurunda!.. "
Yakışır Kar(a)lar Ülkesi'nin bu ak saçlı prensine böyle güzel sevdalar. Şuan sizi ancak avuçlarım patlayıncaya kadar alkışlayabiliyorum.. Hepsi bu!..
umutadam tarafından 12/27/2007 3:20:38 AM zamanında düzenlenmiştir.
''Sevda çok uzaklarda yildizlarin da ötesinde Bilmem nasil yakalarim kuşlar kuşlar Ya umutlar biterse Gidemem gidemem gidemem o kadar uzaklara gidemem Tek çarem sonsuzluga atın beni kuşlar''(e.a)
harikalar yaratmış yine bu kalem şimdi acelem var tekrar dönüp bu şiire beni nerelere götürdüğünü söze dökem istiyorum . ağzımda nefis bir tad ve büyük hazine Ömer Nazmi... kutlarım büyük yüreği...
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.