üzerinize afiyet yollar çevrilmiş el konulmuş kimliğimize şeker dökülmüş benzinine araçlarımızın bu nedenle açılmış meydan
belki daha iyi anlarsınız diye el el üstüne koyuyoruz adalet için korkuttukları hapis cezalarına rağmen yolda karşılıyor bizi eski bir tıyniyet sürünüyor kininde
korkmuyoruz boşuna salıyorsunuz üstümüze kendi korkularınızı içiniz titriyor boşalıyor koltuğunuzun zembereği başlıyor baş aşağı düşme oyunu
bilmiyorsunuz kelepçe takıp götürdükleriniz hiçbirimiz inmedi gökten zembille hepsi biliyor, duracakları yeri
korkuyorsunuz yola düşen gölgelerimizden kıyıda oturan yaşlıdan alıp götürüyorsunuz açık gözümüzün önünde
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
şimdiden güzel bir bayram geçirmeniz dileklerimle...
ergenekon davası üzerine yüreğinizin yandığını biliyorum. inanın ceza alanlar için zerre kadar üzülmesem de, sizlerin üzüntüsü beni de inanınız ki üzmektedir.
selam ve saygılarımla efendim...
Yüzyıllık Düşünceler, Siyaset ve Ergenekon üzerine
Ülkemizdeki eski kuşak: Düşünce yapısı olarak ikiye ayrılır. 1- Selçuklu - Osmanlı ve medeniyetleri üzerine düşünenler ve Selçuklu-Osmanlı çizgisini genelde benimseyenler. BU kesimin hoşgörüsü bir hayli fazladır. Büyük medeniyetlerinin yerle yeksan olması onları umutsuzluğa gark etmez aksine, nasıl Selçukludan sonra Osmanlı şekillendiyse bundan sonra da bir devleti ebed müddet şekillenecektir. 2- Cumhuriyet medeniyeti üzerine düşünenler ve ekseri ulusalcılık ve milliyetçilik yapan kesimler. Hoşgörüleri yalnızca kendinden olanlar içindir. Empati yetenekleri yok denecek kadar azdır. Bunlar gerici olarak gördükleri Osmanlı ve Selçuklu eksenine karşı savaşırlar. Nasıl yıkıp, nasıl kendi medeniyetimi kurduysak yeniden yıkar kendi medeniyetimizi kurarız düşüncesindedirler.
Bu kesimin yaş ortalaması 45 ve 45+ üzeridir.
Yeni kuşağı düşünce yapısı olarak ise üçe ayırabiliriz. Elbette bu Müslümanlar, kafilerler ve münafıklar olarak değil. İlk ikisi eski kuşağı takip ederse de bunlar gittikçe azalan bir kesimi oluştururlar. Üçüncüler ise ekseri anlayışlı olmakla birlikte hiçbir otoriteyi kabul etme eğiliminde değillerdir. Bu kabul etmeyişin nedeni ise rahat büyümeleridir. Kendilerini rahatsız eden tüm düşünceler onların keyfini kaçırmaya yeter.
Çağımız ise bu üçüncü nesil yeni kuşak üstüne şekillenmektedir. Bu kesim gençler bir tıkla, bir telefonla işlerini halledenlerdir. Bu nesil teknoloji neslidir. Dünyadaki çekişmenin yerini teknoloji alanındaki sağçılık-solculuk, faşistlik-komünistlik, imanlılık-imansızlık alacaktır. Peki, ülkemizde bu nesli kimler yetiştirmektedir. Elbette aklınıza gelen ara nesil. Yani teknoloji öncesi ile teknoloji sonrası arasında kalan nesil. Peki, bu nesle eski kuşak neslin etkisi ne kadar olmaktadır. Bütün sorun burada!
Sanatcısından, sade vatandaşına, siyasetcisinden, ordu komutanına, holdinglerinden küçük esnafına kadar bunların tezahürünü günümüz yaşantısında görmekteyiz. Yeni neslin içinden yeni Köroğlu, Dadaloğlu, Pirsultanlar, RobinHoodlar, Şeyhsaidler, Hacı Muratlar, Ömer Muhtarlar vb… çıkar mı? Bu yeni neslin içinden Nizamı Mülkler, Dursun Fakıhlar, Süleyman efendiler ve Fethullah Hocalar çıkar mı?
Ergenekon davası ve anlattıkları da aslında bir kuşak çatışmasını daha da belirgenleştirmiştir. Cumhuriyet nesli kendi sorgusunu yapabilecek mi? Yoksa yine kısır çatışmalarıyla ülkemiz gençliğindeki duru düşünceyi bulanıklaştırıp, bulabık düşünceleriyle gençleri avlamaya devam mı edecekler? Cevaplanması gereken asıl soru budur!
Ekseri insanlığı karıştıran son yüzyılda solcu düşünce sahipleridir. Bunların düşünce şekli eski düzeni kendi deyimleriyle faşist ideolojiyi bertaraf etmektir. Fakat bu düşünce sahipleri canavarlaşmış düşünce yapılarıyla değil faşist düzeni dağıtmayı hala faşist düzenin oyuncağı olmaktadırlar. Ki Ergenekon davası ve sanıkları ekseri bunlardan oluşmaktadır. Bunlar kendi düşüncelerine uymayan her türlü giyim şeklini kendilerine düşman görürler. En bariz örneği inançları yüzünden kapanan veya kapanmayan kadınlar üzerinden birbirlerine saldırırlar. Unutmayın, Danıştay saldırısında göz göre göre suçu laiklik elden gidiyor, rejime saldırıyorlar diye Müslümanlara atmaya çalışan Tansel Çölaşan eski kuşak cumhuriyet nesline en güzel örnektir. Faşist ideolojinin ihtilaller sonra yaptığı açıklamalardan şunu düşünün: Bir sağdan, bir soldan astık! Ve yine unutmayın aslında piyon olarak kullanılan Alparslan Aslan en büyük cezayı aldı. Fakat onu kullananlar bir şekilde perde arkasında kalmayı başardı. Aynen Deniz Geç(z)miş’te olduğu gibi. Derin Devlet dediğimiz yapılarında kullandığı insanlar ya başı bozuktur ya da körü körüne bir ideolojiye kendilerini kul-köle yapmışlardır.
Ergenekon davasından sonra yapılan açıklamaları düşünün: Kılıçdaroğlu (sözlü): Tanımıyoruz, gayrı meşrudur Bülent Arınç (sözlü-yazılı): Hukuk kararıdır, tanımak sorundasın. Mhp (yazılı): Genel olarak devlet ve hukuk yıpratılmıştır.
Chp, her zamanki gibi derin devleti ve gayrı meşru yapılanmalara arka çıkmış ve arka çıkacağını belli etmiştir. Ve yine ülkemizde gerçek ve insancıl bir solcu parti olmadığı içinde körü körüne bu partiye oy verilmeye devam edilecektir. Şunu unutmayın ki artık kişiler üzerinden yapılan siyasete gençler prim vermemektedir. Akp, yeni nesil için çok şeyler yaptı. Şırnak havalimanın açılışı ve sonrası ekseri Kürt halkından gelen olumlu düşünceler, çözüm süreci ve millete aldırdığı insani soluk, alt yapı ve kurumsallaşma yatırımları… Mhp, kimi zaman Akp’ye, kimi zaman Chp’ye verdiği destekle ne olduğu pek anlaşılamamaktadır. Bdp, anlaşılamamaktadır. Fakat Demirtaş’ın son açıklamalarından, biz artık dağlara çıkmaktan yorulduk, sizin oralarda da dağlar var biraz da siz çıkın… Kürt halkından olup da Pkk’ya destek verenlerin ruh halini anlatmaya yeter aslında. Düşünebiliyor musun Türk Tarih Kurumu’nda Kürtler hakkında yapılan elle tutulur, gözle görülür bir çalışma yok. Oysa 1000 yıldır derttaşım, sırdaşım olmuş Kürtler bu tür yok sayılmaya matuf uygulamaları hak etmemektedir.
Tarihin bir oyunu mudur bilemem fakat hiç bir halk, kavim, boy, millet, ulus tek bir düşünce üstünde karar kılamamıştır. Dünyanın doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine bu böyledir.
Birinci Dünya savaşı sonrası İstanbul Türkler’den geri alındı. Şimdiki savaşta İstanbul merkezli ve yine Bizans ve Osmanlı çekişmesinin tezahürü. Ankara bu savaşta başka bir savaş alanıdır. Ankarayı Cumhuriyete veren Selçuklu-Osmanlı çizgisi, kendini yok saymaya çalışan yeni sahibin ahde vefasız uygulamalarından sabrının son sınırına gelmiştir. Selçuklu-Osmanlı artık Roma diliyle bahsedersek Brütüsleri sırtından indirmeye çalışmaktadır. Ayasofya’nın Kiliseden Camiye, Camiden Müzeye çevrilmesi ise düşünceler ve siyasetler üzerinde bizim akıl yürütmememize yeni bir kapı aralar elbette. Ayasofya Müze olarak mı kalacak yoksa yeniden Camiye veya Kilise’ye mi çevrilecek? Fakat bu arada Kudüs’ün üzerinde dolaşan Yahudiler bu çekişmeden kendilerine pay alabilecekler midir.? Düşünün ki Kudüs İslamiyet ve Hristiyanlığın bilek güreşine asırlardır tanık olmaktadır. Angilikan Kilisesinin oyunu Yahudilere vermesiyle Kudüs Yahudilere verilmiştir bir müddet. Kilisenin bu tutumu son yüzyılımızda belirleyici olmuştur. Sabataycıların dilinden, biz son asırda iki devlet kurduk. Biri Türkiye, biri de İsrail demeleri ise üzerinde hem Kilisenin hem de Caminin düşünmesi gereken tarihi bir gerçektir. Bunu sadece Cami ve Kilise değil ülkemiz Solcuları da çok düşünmek zorundadır. Laiklik ise masonların son asırda ürettikleri en etkili düşüncelerden olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Ülkemizdeki solcular rejim diyerek bir şekilde Masonların oyuncağı olmuştur.
Yeni nesil Türk gencinin omuzlarında şekillenecek Türkiye’nin üzerine düşen ise İran tarihini göz ardı etmeden miladi yediyüzlü yıllarda tanıştıkları Araplarla yeniden dost olup olamayacaklarını belirleyip belirleyemeyecekleridir. Türki Cumhuriyetleri Avrupa Birliği şeklinde bir araya gelebilir midir ve buna coğrafi ayrılıklar ne denli müsaade edecektir.
Akp’nin bundan sonra izleyeceği politikalar ise Kurumsallaşma ve gençleri daha da özgürleştirme olmalıdır. Köhnemiş devlet yönetimini gençlerin istediği şekilde yapılandıramazsa yeniden kukla bir devlet olacağımız aşikardır.
Chp, Reyhanlı saldırısından paçasını kurtarabilecek midir? Kurtarırsa da, kurtarmazsa da Chp’yi zorlu bir süreç beklemektedir. Aynı Refah partisinde meydana gelen Gelenekçiler ve Yenilikçiler Chp yi bölecektir. Mhp, yeni Türk neslini anlayabilecek, Bbp’yi kendine çekebilecek midir? Bdp ise bölgenin dışına çıkıp tüm Türkiye’ye dönük politikalar üretebilecek midir?
Son elli yılımıza damgasını vuracak bu siyasi düşünceler yeni nesil için zorlu ve bir o kadar da çetin sınav olacağa benzer.
Askeriyenin gücünü yok edecekler ki Türkiye'yi daha kolay ele geçireceklerdir. Bütün bu yapılanlar Türkiye'nin bölünmesi parçalanması için. Hukuğun ve adaletin ve de askerin kaldırıldığı yerde polis olur. Yapılan iş dikta polis rejimini kurmak ve Amerika'nın buyruğunda ve de güdümünde koyun gibi güdülmektir. Yani ülkemizde istedikleri gibi at koşturmaları ve bizleri sömürmeleridir. Üretimimiz engellendi, dış bağımlılığımız artırıldı, özgürleşmemiz engellendi.
Bu direniş, tüm bunlara karşı halkımızın uyanması, karşı durmasıdır.
Askeriyenin gücünü yok edecekler ki Türkiye'yi daha kolay ele geçireceklerdir. Bütün bu yapılanlar Türkiye'nin bölünmesi parçalanması için. Hukuğun ve adaletin ve de askerin kaldırıldığı yerde polis olur. Yapılan iş dikta polis rejimini kurmak ve Amerika'nın buyruğunda ve de güdümünde koyun gibi güdülmektir. Yani ülkemizde istedikleri gibi at koşturmaları ve bizleri sömürmeleridir. Üretimimiz engellendi, dış bağımlılığımız artırıldı, özgürleşmemiz engellendi.
Bu direniş, tüm bunlara karşı halkımızın uyanması, karşı durmasıdır.
Değerli üstadım. Ne söylesek az gelir. . O bizce meçhul Türkü gözlüyü kutlamak gerek sizi tebrik ederken.. Her şey o türk milletinin güzel olan herşeye göre şekillensin Selam, sevgi ve saygılarımla.
direnişi hak için yapıyorsak bundan güzel bir şey mi olur
lakin direniş adı altında ortalığı talan etmek yakmak yıkmak direniş değildir.
öyle insanlar var ki o direnişçilerin arasında pkk dan tutunda vatan hainlerine kadar. hatta yabancı ülkelerden halkı kışkırmak üzere gelenlerde cabası.
devletin davranışı doğrumu derseniz o da yanlış.
ama laf anlamazlara da lafı bildiğince anlatmak gerekir diye düşünüyorum..
özgürlük şahsa ait bir kavram değildir
bütün toplumu ilgilendirir.. sen özgürlük diye benim dükkanımı yakıp yıkamazsın..
son olarak inatla devam eden olaylarda gizli güçlerin oldugunu düşünüyorum ve de öyledir..
bakın arap ülkelerinin durumuna...
dışarda hazırlanan komplolar uygulanıyor..
yoksa bir ağaç için bunca yaygarayı kimler kopartıyor..
duyarlı olmak gerekir..
sessiz durmak, her şeye boyun eğmek de olmamalı amacımız
Arkadaşım, senin de dükkânlar talan ediliyor, malıma zarar veriliyor sözlerine kananlardansın anlaşılan. Yandaş medyaya sakın inanma. Onlar adeta haşa Allah bildikleri, "ekmek kapıları" diyeceğim ben buna ona yaranmak adına koparıyorlar bu yaygaraları. Gözünle görmediklerine sakın ola inanma.
Halkın protesto hakkını kullanmasına bile izin verilmiyor. Sıkıştırılmışlığı düşünün bir, nasıl patlar. Zorlayarak halkı patlatacaklar. Bu anlattıkları da olacak sonunda. Direnen çoğunluk, ben, sen, o yani halk. Araya sokulan provakatör dedikleri bile kendilerinden. Bu Taksimi boşaltmaya başladıkları gün, alenen, göz önünde yaşandı..
Arkadaşım, senin de dükkânlar talan ediliyor, malıma zarar veriliyor sözlerine kananlardansın anlaşılan. Yandaş medyaya sakın inanma. Onlar adeta haşa Allah bildikleri, "ekmek kapıları" diyeceğim ben buna ona yaranmak adına koparıyorlar bu yaygaraları. Gözünle görmediklerine sakın ola inanma.
Halkın protesto hakkını kullanmasına bile izin verilmiyor. Sıkıştırılmışlığı düşünün bir, nasıl patlar. Zorlayarak halkı patlatacaklar. Bu anlattıkları da olacak sonunda. Direnen çoğunluk, ben, sen, o yani halk. Araya sokulan provakatör dedikleri bile kendilerinden. Bu Taksimi boşaltmaya başladıkları gün, alenen, göz önünde yaşandı..
Kim söylerse söylesin çapulculuğu yakıştırdınız kendinize direnmediniz,bu da bir erdem. Yakıp yıkmak ile sövüp saymak ile dövüp öldürmek ile direnmek olmaz bu teröre girer, direnişçilerden başka da yaşayan va bu vatanda buna karşılık elbette yönetimdekiler sükünatı sağlamk için elinden ne geliyorsa yapacaktır,bilmiyorsanız söyleyeyim bunun adı nefsi müdafadır. Seçimle her şeyin çözüleceğine inandığımı söylüyorsunuz,pekala demokrasi diyorsunuz,,seçim nedir,halkın demokratik bir hakkı değilmidir bu da size verildi sanırım gidin sandığa demokrasiyi uygulayın,uygulatın seçeceklerinize!,yoksa sandıktan başka bir yolmu var sizin demokrasinizde. Bakın bir daha yazıyorum özgürlüğümüz elimizden alındı,alınıyor diyorsunuz,yahu sizin özgürlük sınırınız ne daha bunu açıklamamışsınız ki,haaaa bende diyeyim ki alınmış bunların özgürlükleri gerçekten,bende sizinle direneyim.bu güzelim ülkede yeterince özgürlük sağlandı kanaatindeyim,yahu özgürlük olmasa buralardan,Tv lerden, Gazetelerden bir ülkenin Cumhurbaşkanına,Başbakanına Vekillerine,Askerine Polisine,Valisine,Kaymakamına atıp tutulabilirmi,daha nasıl özgürlük istiyorsunuz bi deyinverin hele.haaa sizin özgürlüğünüz benim özgürlüğümü mü kısıtlamak yoksa yok yoook öyle bir dünya.
Yani siz diyorsunuz ki yüzlerce kanal yalan söylüyor milletin gözünün içine baka baka,bir tek bir kanal var ve o doğruyu söylüyor halkımız da bunu yutacak haaa. Hadi diyelim ki öyle,bu yönetimden önceki o sizin tü kaka dedğiniz basın kimin için çalışıyordu neleri pohpohluyordu sanırım biliyorsunuzdur.(fadimeler aliler o düzmeceler) ve bir çok şeye çanak tutanlar, o zaman neden bazılarının hakları elinden alınıyor diye direnmediniz.
Onlar karartacak, bizler aydınlatacağız=Kırarak dökerek kamu mallarına,esnafa zarar vererekmi aydınlatacaksınız.Siz zaten aydınlatıyorsunuz yeterince molotof kokteylerle.
Kısaca rahatsızlığınızı belirtmek yeterdi.=Evet rahatsız oluyorum hem de çook,birileri askerimize dil uzatıyor,birileride(direnenler)dıştan yönlendirmelerle iki ağaç için( bu direnişçiler x ünüversitesi kurulacağı zaman binlerce ağaç kesildi nerdeydiler bu da merak konusu halkımızda )güzelim vatanımızın huzurunu bozmaya çalışıyorlar,hanımefendi,BU VATAN üç beş kupona satın alınmadı ,üç beş çapulcuyada teslim edilmez bundan her vatan sever gibi bende rahatsız olurum kusura bakmayın.
Aldatıldığınızı görüyorum, pek çok yurttaşımız gibi.=Valla siz kendinize bakın ben aldatılmadım aldatılmamda benim de en az sizin kadar ve Türkiye nüfusunun % 75 i kadar aklım var ve yerinde çok şükür.
Son olarak şunu belirteyim sen ben o değil BİZ olmaya çalışalım lütfen.
Buradaki şiirlerimizi de biz olabilmekten yana yazalım böcük toplamak ,yada beni siyasi görüşüm iyidir senin ki kötüdür den yana değil.Şirleri yyazalım ve gönlümüze indirelim burada asılı kalmasın böcükler yer.
Selam ve saygı bizden...
srvt tarafından 8/5/2013 6:21:42 PM zamanında düzenlenmiştir.
Not: En sevmediğim konu bir başkasının sayfasında birisine cevap vermek. Ancak; srvt rumuzlu şair arkadaşım genelde bu tür şiir ve yazıları özellikle bulup ilginç ve farklı yorumlar bırakmayı sevmektedir ki en son benim sayfama bıraktığı yorumda yazı için yorum bırakmaya bile değmez diyecek kadar kinini ve nefretini ortaya koymuştur. Cevabım srvt isimli rumuzadır.
sevgili şair;
siz duygularınızla oynamayı çok seviyorsunuz. insanların yazdıklarına yorum bırakmaya değmez diyecek kadar güzel cümleler kuruyor; insanların yazdıkları sizin görüşlerinize uymadığı zaman biz olalım diye ortalığı ayağa kaldırıyor, yetmiyor böcek peşindesiniz diye itham ediyor; sonrasında da çocuğum sitede dolaşıyor; ahlakı bozulmaması gerek diye bazı şiirlerin anlattıklarından rahatsız oluyorsunuz.
Sanırım bazı şeyleri hazım edemiyorsunuz. Sizin siyasi görüşünüz belli. Ama sizin siyasi görüşünüze katılmayanlara saygı duymayı başaramıyorsunuz. merakım; bu saygı duymamanızın temelinde demokrasi kültürünüzün eksik olması yatabilir mi?
yatabilir mi yi argo olarak düşünmeyin sevgili şair.
Keşke dünyaya daha objektif bakacak kadar görüş açınız geniş olsaydı.
Sizin sayfamda yazdığım yazıya bıraktığınız yorum halen duruyor. okuyanın düşlerinden geçenleri size havale ediyorum.
Keşke çocuğunuza hoşgörünün ne olduğunu öğretebilseniz. Ama onun için hoşgörü sizde olmalı. Bir yazıyı beğenmiyorsanız; lütfen yazıyı eleştirin yazarı değil. Çamur atarak bir yere varılamaz.
Demokrasiyi içimize sindirelim ve hazmedelim lütfen
Tekrar ediyorum.
Özür dilerim bu polemiği daha fazla sürdürmek istemiyorum çünkü sorularıma gerçekçi cevap vermiyorsunuz ve vermeyeceksinizde,sizden son bir istirhamım olacak,her zaman bakın her zaman diyorum,doğruları söyleyelim ve bizden olmayanlarda zulme uğradığı zaman tencere tava çalmayalım,ve direnelim,ve bu güzel üllemizi bölmeyelim,böldürmeyelim,bizden olmayanları bizden değil diye hazımsızlık yapmayalım ve kardeşçe yaşayalım derim,hakkınızı helel edniz.
Ben de sorun ağaç değil, sorun dipte, halkı adam yerine koymayıp, burnunun dikine gitmekte. Topraklarını yağmalamakta, Cumhuriyeti kurumlarıyla yıkmakta, bir kaç dükkân camı kırılmışsa sağlık olsun, ölen canları düşünelim.
Fabrikalar yapmak, çiftçiyi güçlendirmek yerine elde olanları yitirmekte, Atatürk resimlerinden bile ürkmekte, daha sayacağım çok ta malum ramazan ve misafirlerim var..
Özür dilerim bu polemiği daha fazla sürdürmek istemiyorum çünkü sorularıma gerçekçi cevap vermiyorsunuz ve vermeyeceksinizde,sizden son bir istirhamım olacak,her zaman bakın her zaman diyorum,doğruları söyleyelim ve bizden olmayanlarda zulme uğradığı zaman tencere tava çalmayalım,ve direnelim,ve bu güzel üllemizi bölmeyelim,böldürmeyelim,bizden olmayanları bizden değil diye hazımsızlık yapmayalım ve kardeşçe yaşayalım derim,hakkınızı helel edniz.
Suçsuzmuuuu, o zaman oradaki esnafın dükkanlarını talan edenler,kamu malına zarar verenler bir komiserimizi öldüren ,ibadethaneyi ahır gibi kullananlar,kim sizce,siz değilseniz lafım onlara.
Elbette doğruyu söyleyeceksiniz ve söyleyeceğiz ama her zaman, işimize geldiği zaman değil,yorumuma bakarsanız göreceksiniz daha önce başkalarının hakları gasp edilirken, x ünüversite yapılacağı zaman ağaçlar kesilirken doğrularınız nerede idi.
Önce beni şiirlerimi okuyun, ben mi, yoksa biz mi diyorum anlarsınız.
Böcek için şiir yazanlardan değilim. Bu şiirlerimden bellidir.
Özgürlük sınırımı sormuşssunuz, özgürlük insan hakarı sınırıdır. Suçsuz insanların başına, gözüne tazyikli sular sıkmak, mermiler atmak değildir. Yoldan geçmekte olana bile adeta saldırmak, yakalamak, kovalamak hiç değil.Bu çapulcu sözü başbakanın sözüdür. Onu kabul eden yok, tiye alıyor herkes. Kimlerin çapulcu olduğunu zaman gösterecek..
Size yüzde yetmiş beşle mutluluklar dilerim, bana geri kalan yüzde yirmi beş yeter, bir kişi kalsam bile doğruyu söylemekten yılmam.
Not: En sevmediğim konu bir başkasının sayfasında birisine cevap vermek. Ancak; srvt rumuzlu şair arkadaşım genelde bu tür şiir ve yazıları özellikle bulup ilginç ve farklı yorumlar bırakmayı sevmektedir ki en son benim sayfama bıraktığı yorumda yazı için yorum bırakmaya bile değmez diyecek kadar kinini ve nefretini ortaya koymuştur. Cevabım srvt isimli rumuzadır.
sevgili şair;
siz duygularınızla oynamayı çok seviyorsunuz. insanların yazdıklarına yorum bırakmaya değmez diyecek kadar güzel cümleler kuruyor; insanların yazdıkları sizin görüşlerinize uymadığı zaman biz olalım diye ortalığı ayağa kaldırıyor, yetmiyor böcek peşindesiniz diye itham ediyor; sonrasında da çocuğum sitede dolaşıyor; ahlakı bozulmaması gerek diye bazı şiirlerin anlattıklarından rahatsız oluyorsunuz.
Sanırım bazı şeyleri hazım edemiyorsunuz. Sizin siyasi görüşünüz belli. Ama sizin siyasi görüşünüze katılmayanlara saygı duymayı başaramıyorsunuz. merakım; bu saygı duymamanızın temelinde demokrasi kültürünüzün eksik olması yatabilir mi?
yatabilir mi yi argo olarak düşünmeyin sevgili şair.
Keşke dünyaya daha objektif bakacak kadar görüş açınız geniş olsaydı.
Sizin sayfamda yazdığım yazıya bıraktığınız yorum halen duruyor. okuyanın düşlerinden geçenleri size havale ediyorum.
Keşke çocuğunuza hoşgörünün ne olduğunu öğretebilseniz. Ama onun için hoşgörü sizde olmalı. Bir yazıyı beğenmiyorsanız; lütfen yazıyı eleştirin yazarı değil. Çamur atarak bir yere varılamaz.
Demokrasiyi içimize sindirelim ve hazmedelim lütfen
Tekrar ediyorum.
Özür dilerim bu polemiği daha fazla sürdürmek istemiyorum çünkü sorularıma gerçekçi cevap vermiyorsunuz ve vermeyeceksinizde,sizden son bir istirhamım olacak,her zaman bakın her zaman diyorum,doğruları söyleyelim ve bizden olmayanlarda zulme uğradığı zaman tencere tava çalmayalım,ve direnelim,ve bu güzel üllemizi bölmeyelim,böldürmeyelim,bizden olmayanları bizden değil diye hazımsızlık yapmayalım ve kardeşçe yaşayalım derim,hakkınızı helel edniz.
Ben de sorun ağaç değil, sorun dipte, halkı adam yerine koymayıp, burnunun dikine gitmekte. Topraklarını yağmalamakta, Cumhuriyeti kurumlarıyla yıkmakta, bir kaç dükkân camı kırılmışsa sağlık olsun, ölen canları düşünelim.
Fabrikalar yapmak, çiftçiyi güçlendirmek yerine elde olanları yitirmekte, Atatürk resimlerinden bile ürkmekte, daha sayacağım çok ta malum ramazan ve misafirlerim var..
Özür dilerim bu polemiği daha fazla sürdürmek istemiyorum çünkü sorularıma gerçekçi cevap vermiyorsunuz ve vermeyeceksinizde,sizden son bir istirhamım olacak,her zaman bakın her zaman diyorum,doğruları söyleyelim ve bizden olmayanlarda zulme uğradığı zaman tencere tava çalmayalım,ve direnelim,ve bu güzel üllemizi bölmeyelim,böldürmeyelim,bizden olmayanları bizden değil diye hazımsızlık yapmayalım ve kardeşçe yaşayalım derim,hakkınızı helel edniz.
Suçsuzmuuuu, o zaman oradaki esnafın dükkanlarını talan edenler,kamu malına zarar verenler bir komiserimizi öldüren ,ibadethaneyi ahır gibi kullananlar,kim sizce,siz değilseniz lafım onlara.
Elbette doğruyu söyleyeceksiniz ve söyleyeceğiz ama her zaman, işimize geldiği zaman değil,yorumuma bakarsanız göreceksiniz daha önce başkalarının hakları gasp edilirken, x ünüversite yapılacağı zaman ağaçlar kesilirken doğrularınız nerede idi.
Önce beni şiirlerimi okuyun, ben mi, yoksa biz mi diyorum anlarsınız.
Böcek için şiir yazanlardan değilim. Bu şiirlerimden bellidir.
Özgürlük sınırımı sormuşssunuz, özgürlük insan hakarı sınırıdır. Suçsuz insanların başına, gözüne tazyikli sular sıkmak, mermiler atmak değildir. Yoldan geçmekte olana bile adeta saldırmak, yakalamak, kovalamak hiç değil.Bu çapulcu sözü başbakanın sözüdür. Onu kabul eden yok, tiye alıyor herkes. Kimlerin çapulcu olduğunu zaman gösterecek..
Size yüzde yetmiş beşle mutluluklar dilerim, bana geri kalan yüzde yirmi beş yeter, bir kişi kalsam bile doğruyu söylemekten yılmam.
Geleceğin umudunu yitirmeden ellerimizle teslim etmeden yıkmak lazım öncelikle beyinlerdeki barikatı .. yada "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" ibaresini , beyinlerden kazımak lazım sonsuza.. çocuk yetiştirmek , birey yetiştirmek lazım , okullarda evlerde , robot değil.. kısırlaştırlmış beyin hücrelerimizi kurtaramazak da yenilerine yer açmak için öldürmesini bilmeliyiz.. filmlerle , dizilerle uyuşturulmuş beş vakit namaz gibi takip edilen filmler , diziler.. haberlerin özgürlüğünün sınırlarının tek el tarafından belirlenmesi.. bunlar ufak tefek şeyler de olsa işliyor yavaş yavaş
direnmekten çok artık
UYANSA ...!! bu millet..
sen harika bir birey kimliğine sahipsin can dostum canım ablacım .. canım şairem
Canım benim, dediklerin ufak tefek değil ana konular. Baştan işi sıkı tutmalı. Neyseki çoğunluk korkulacak düzeyde değil. Uyanış başladı ve bunu durduramayacaklar.
Her uyuşturulan beynin yanında bir kaç uyanmış kişi var. Tek elden yönetime karşı bu direniş. Kazanacağız.
Çok teşekkürler,
seni burda görmek ne kadar güzel:)
canım, seni çok seviyorum gelmesen bile..
bekliyorum hâlâ.. Kızımın misagfir olduğuna bakma, evim büyük.
Canım benim, dediklerin ufak tefek değil ana konular. Baştan işi sıkı tutmalı. Neyseki çoğunluk korkulacak düzeyde değil. Uyanış başladı ve bunu durduramayacaklar.
Her uyuşturulan beynin yanında bir kaç uyanmış kişi var. Tek elden yönetime karşı bu direniş. Kazanacağız.
Çok teşekkürler,
seni burda görmek ne kadar güzel:)
canım, seni çok seviyorum gelmesen bile..
bekliyorum hâlâ.. Kızımın misagfir olduğuna bakma, evim büyük.
Korkunun ecele faydası yoktur. Tarih halkından korkan hiçbir iktidarın ayakta kalmadığını yazar.Hava sahaları da kapansa, halkın geçtiği tarlalar yakılsa da direniş sürecek sürmeye de devam edecek.özgürlük ve adalet için. sevgiler.
1-Yanıt verme nedenim bizzat o direnenlerin içindeyim... ve direnmeye devam edeceğim.. Sizin orada direniyor olmanız burada başkasının yazdığı şiir! de size yorum hakkını vermez.
2- Dört tane genç ölmüştür sorarım gencecik insanların suçu nedir... Suçumu demokrasi yi özgürlüğü yanlış yerde yanlış insanlarla arama Bir o kadar da ekmek parası için çalışan(emekçi) ölmüş,daha fazlası da yaralanmıştır.
3-Şiddet uygulayan halkmıdır ki ben sadece orada hiç bir örgüt üyesi olmadan sadece halk olduğum için taksime yapılmak istenenlere hayır demek için ordayken üzerime sıkılan gazlar, tomalar aslında görmek lazımdıı şidet kim tarafından nasıl uygulanıyor.. Şiddet uygulanmadıda sizin ve benim vergilerimle alınmış onca kamu malını kim talan etti,ekmek parası kazanmak için dükkan açan esnafın ekmek teknelerini kim yaktı yıktı.
4-Görmek isterseniz görürsünüz... görmek istemezsenizde yandaş tvleri izlersiniz ki onlar penguen belgesellerini sunmuştur o günlerde....penguenler hakkında bilgi sahibi olursunuzda özgürlük nedir diye sorarsınız maleseff... Ben özgürlük ne diye sormadım,özgürlüğü sizden öğrenecek değilim,sizin özgürlük anlayışınız ne,özgürlük sınırınız neresi diye sordum.
5-Devlet halk için vardır halkın taleblerini karşılamak için orada oturur kendisi gibi düşünmeyenleri sindirmek için değildir... Devletin arada dikilen üç beş çapulculardan başka da halkı var,devlet kendisine baş kaldırmış,devlete zarar verenlere demokrasiyi hiçe saymışlara gereğini yapacaktır,devlet olma ülküsü dür bu.
6-Özgürllük nedir sınırları nasıldır... bu sorunuza yanıt vermiyeceğim hala bunca olan bitene rağmen bunu bir özgürlük mücadelesi olarak görmüyorsanız... Ben bunu sizin tarafınızdan özgürlük sorunu olduğunu sanmıyorum,sizden olmayan,sizin gibi düşünmeyen bir yönetimin iktidarda olduğundandır bu direniş adı altında ülkemizi kaosa süreklemek isteyişiniz,işte bunun içindir ki su da sıkılır,gaz da atılır,demokrasi derseniz o da sandıkta günü gelince olur,eğer isterseniz tabi.
Not: En sevmediğim konu bir başkasının sayfasında birisine cevap vermek. Ancak; srvt rumuzlu şair arkadaşım genelde bu tür şiir ve yazıları özellikle bulup ilginç ve farklı yorumlar bırakmayı sevmektedir ki en son benim sayfama bıraktığı yorumda yazı için yorum bırakmaya bile değmez diyecek kadar kinini ve nefretini ortaya koymuştur. Cevabım srvt isimli rumuzadır.
sevgili şair;
siz duygularınızla oynamayı çok seviyorsunuz. insanların yazdıklarına yorum bırakmaya değmez diyecek kadar güzel cümleler kuruyor; insanların yazdıkları sizin görüşlerinize uymadığı zaman biz olalım diye ortalığı ayağa kaldırıyor, yetmiyor böcek peşindesiniz diye itham ediyor; sonrasında da çocuğum sitede dolaşıyor; ahlakı bozulmaması gerek diye bazı şiirlerin anlattıklarından rahatsız oluyorsunuz.
Sanırım bazı şeyleri hazım edemiyorsunuz. Sizin siyasi görüşünüz belli. Ama sizin siyasi görüşünüze katılmayanlara saygı duymayı başaramıyorsunuz. merakım; bu saygı duymamanızın temelinde demokrasi kültürünüzün eksik olması yatabilir mi?
yatabilir mi yi argo olarak düşünmeyin sevgili şair.
Keşke dünyaya daha objektif bakacak kadar görüş açınız geniş olsaydı.
Sizin sayfamda yazdığım yazıya bıraktığınız yorum halen duruyor. okuyanın düşlerinden geçenleri size havale ediyorum.
Keşke çocuğunuza hoşgörünün ne olduğunu öğretebilseniz. Ama onun için hoşgörü sizde olmalı. Bir yazıyı beğenmiyorsanız; lütfen yazıyı eleştirin yazarı değil. Çamur atarak bir yere varılamaz.
Not: En sevmediğim konu bir başkasının sayfasında birisine cevap vermek. Ancak; srvt rumuzlu şair arkadaşım genelde bu tür şiir ve yazıları özellikle bulup ilginç ve farklı yorumlar bırakmayı sevmektedir ki en son benim sayfama bıraktığı yorumda yazı için yorum bırakmaya bile değmez diyecek kadar kinini ve nefretini ortaya koymuştur. Cevabım srvt isimli rumuzadır.
sevgili şair;
siz duygularınızla oynamayı çok seviyorsunuz. insanların yazdıklarına yorum bırakmaya değmez diyecek kadar güzel cümleler kuruyor; insanların yazdıkları sizin görüşlerinize uymadığı zaman biz olalım diye ortalığı ayağa kaldırıyor, yetmiyor böcek peşindesiniz diye itham ediyor; sonrasında da çocuğum sitede dolaşıyor; ahlakı bozulmaması gerek diye bazı şiirlerin anlattıklarından rahatsız oluyorsunuz.
Sanırım bazı şeyleri hazım edemiyorsunuz. Sizin siyasi görüşünüz belli. Ama sizin siyasi görüşünüze katılmayanlara saygı duymayı başaramıyorsunuz. merakım; bu saygı duymamanızın temelinde demokrasi kültürünüzün eksik olması yatabilir mi?
yatabilir mi yi argo olarak düşünmeyin sevgili şair.
Keşke dünyaya daha objektif bakacak kadar görüş açınız geniş olsaydı.
Sizin sayfamda yazdığım yazıya bıraktığınız yorum halen duruyor. okuyanın düşlerinden geçenleri size havale ediyorum.
Keşke çocuğunuza hoşgörünün ne olduğunu öğretebilseniz. Ama onun için hoşgörü sizde olmalı. Bir yazıyı beğenmiyorsanız; lütfen yazıyı eleştirin yazarı değil. Çamur atarak bir yere varılamaz.
akşam İzmir'de de araçları çevirmişler. Nereye kadar? Gidecek bu zihniyet.
Aklımız alacak gibi değil. Ailelere bile müsaade etmiyorlar. Yazıklar olsun. Ve bu iktidar %50 oy aldı ve yine seçim olsa bu civara yakın oy alacaklar. Yakında inşallah ölüm olayları artmaz ülkemizde.
Düşündaşım;
inanın söyleyecek söz bulamıyorum. İnsanda biraz gurur şeref namus olur birazcık. İtalya faşizmi bile bu kadar değildi.
Ellerinize yüreğinize sağlık. Direneceğiz ve adım adım aydınlık ülkemize kavuşacağız.
İktidarın yüzde elli oy alacağını sanmıyorum. Daha da düşecek. Her ne kadar gerçeği görmekte zorlananlar olsa da. Bunca adaletsizliğe, teslimiyetçi yönetime nasıl inanıyorlar aklım almıyor. Yaşar Nuri Öztürk'ün Allah'la aldatmak diye adlandırdığı bir durum yaşanıyor. Aslında bunu Kur'an açıkca söylüyor.Onlar kendilerini aldatıyorlar. Bu yalan er geç anlaşılacak, bir kesim tarafından da..
İktidarın yüzde elli oy alacağını sanmıyorum. Daha da düşecek. Her ne kadar gerçeği görmekte zorlananlar olsa da. Bunca adaletsizliğe, teslimiyetçi yönetime nasıl inanıyorlar aklım almıyor. Yaşar Nuri Öztürk'ün Allah'la aldatmak diye adlandırdığı bir durum yaşanıyor. Aslında bunu Kur'an açıkca söylüyor.Onlar kendilerini aldatıyorlar. Bu yalan er geç anlaşılacak, bir kesim tarafından da..
Direnmeniz için sebep ne anlamış değilim,demokrasi den özgürlükten kastınız ne,özgürlükler herkese göre değişir bence,sizler nasıl bir özgürlük istiyorsunuz bunu bilmek lazım,yorumlara yazdığınız cevaplara baktım,düzmece belgelerle demişsiniz,nerden kimden ele geçirdiniz ve de nerede incelettiniz bu belgeleri de düzmece olduğunu söylüyorsunuz,diyelim ki düzmece bu belgeler,sadece bu zamanda düzmece belgelerle insanlar karalanıyor,siz ne vakit unuttunuz bu memlekette düzmece belgelerle başbakan idam edildiğini,nice alimlerin darağacında sallandırıldıklarını,ibrete alem olsun diye eceli ile öleni mezarından çıkarıp darağacına çektiklerini,sizler bunları unutmuş olabilirsiniz ama bizler unutmadık,soruyorum size Amerika diyorsunuz,gezi parkında direnenlerin içlerinde yabancılar yokmuydu bunlar ne için direniyor,bizim huzurumuzu bozmak için olmasın.bir soru daha size İslam ülkelerinde insanlar doğranıyor hani yabancı basın nerede,ama gezi parkında üç beş çapulcu(kendi yeyimleri ile)direnirken yabancı basın bastı yaygarayı. Lütfen başkalarını gazına gelmeyelim,bir olalım,ayrılığa düştüğümüz zamanlardaki durumları da biliyoruz sağ sol çatışması olarak,kim nemalandı bu çatışmalardan,baronlar rakılarını yudumladı,sağcılar ve solcular birbirlerini katletti,analar evlatsız kadınlar kocasız,çocuklar yetim ve öksüz kaldı,lütfen bir olalım,varsa bir derdimiz yıkarak yakarak değilde demokrasi gereği sandıkta gösterelim günlerini,yoksa siz yazarsınız ben tersini yazarım,siz biz derken elimize kavgadan başka bir şey geçmez.
Çok üzlüyorum çok burada hep sevgi saygı şiirleri yazıyoruz (sanırım böcük toplamak için yazıyoruz) sadece burada askıda kalıyor gönüllerimize indirememişiz daha ne yazık ki.
Saygılarımla...
srvt tarafından 8/5/2013 6:52:08 AM zamanında düzenlenmiştir.
Not: En sevmediğim konu bir başkasının sayfasında birisine cevap vermek. Ancak;
srvt rumuzlu şair arkadaşım genelde bu tür şiir ve yazıları özellikle bulup ilginç ve farklı yorumlar bırakmayı sevmektedir ki en son benim sayfama bıraktığı yorumda yazı için yorum bırakmaya bile değmez diyecek kadar kinini ve nefretini ortaya koymuştur. Cevabım srvt isimli rumuzadır.
sevgili şair;
siz duygularınızla oynamayı çok seviyorsunuz. insanların yazdıklarına yorum bırakmaya değmez diyecek kadar güzel cümleler kuruyor; insanların yazdıkları sizin görüşlerinize uymadığı zaman biz olalım diye ortalığı ayağa kaldırıyor, yetmiyor böcek peşindesiniz diye itham ediyor; sonrasında da çocuğum sitede dolaşıyor; ahlakı bozulmaması gerek diye bazı şiirlerin anlattıklarından rahatsız oluyorsunuz.
Sanırım bazı şeyleri hazım edemiyorsunuz. Sizin siyasi görüşünüz belli. Ama sizin siyasi görüşünüze katılmayanlara saygı duymayı başaramıyorsunuz. merakım; bu saygı duymamanızın temelinde demokrasi kültürünüzün eksik olması yatabilir mi?
yatabilir mi yi argo olarak düşünmeyin sevgili şair.
Keşke dünyaya daha objektif bakacak kadar görüş açınız geniş olsaydı.
Sizin sayfamda yazdığım yazıya bıraktığınız yorum halen duruyor. okuyanın düşlerinden geçenleri size havale ediyorum.
Keşke çocuğunuza hoşgörünün ne olduğunu öğretebilseniz. Ama onun için hoşgörü sizde olmalı. Bir yazıyı beğenmiyorsanız; lütfen yazıyı eleştirin yazarı değil. Çamur atarak bir yere varılamaz.
Şu üç-beş çapulcuyu kendileri takmış, kendilerine:) Ordan başlayayım. Onun yaptığı uygulamalara "çapulcu" diyen bizim başbakanımız. Bu kadarla da kalmıyor, kendi halkına Allah ne verdiyse verip veriştiriyor. Üstelik halkı ayrıştırmaya çalışıyor konuşmalarında.
Direniş sizi de rahatsız etmiş. Yönetimin her yaptığı doğrudur diyerek, boyun eğmek, karşı durmamak iktidarın istediğidir. Seçimle her şeyin çözüleceği yanılgısına düşüyorsunuz. Hitler de üç kez seçilerek iktidar olmuş. Sonuç ortada.
Elbette seçimde gereken cevap verilecektir. Halkın gerçeği görmesinin bunca engellenmesine rağmen. Penguenler, yarışma proğramları izin verirse eğer.Ha bir de patronlar kul olmayı bırakırsa. Her şeye rağmen gerçek bütün halkımız tarafından kavranacak. Ayinesi iştir kişinin. Yaptıkları uygulamalarla kendi kendilerini yok edecekler. Buna gönülden inanıyorum.
Özgürlük düşüncesi bile sizi rahatsız etmiş. Şu anki durum özgürlüğü elinden alınan insanların mücadele ve direnme süreci.
Demokrasi diye diye yok ettiler demokrasiyi. Gerçek demokrasiyi ve adaleti istiyoruz. Ne yazık ki verilen mahkeme kararıyla anladık ki adalet yok. Bu kurgu mahkemeden ancak bu beklenirdi. Bunu nerden bildiğimi söylemişsiniz. Şükürler olsun hâlâ paraya tapmayan halkın kuruşlarıyla yayın hayatını sürdüren bir kanal var. Bütün bu sahtelikleri belgeleri, kanıtlarıyla açığa çıkaran. O kanalın ve gazetenin yazarları, yöneticileri de tutuklandı cezalar aldı. Bu yıldırmalar milleti yıldırmayacak. Onlar karartacak, bizler aydınlatacağız.
Kısaca rahatsızlığınızı belirtmek yeterdi.
Aldatıldığınızı görüyorum, pek çok yurttaşımız gibi.
1-Yanıt verme nedenim bizzat o direnenlerin içindeyim... ve direnmeye devam edeceğim.. 2- Dört tane genç ölmüştür sorarım gencecik insanların suçu nedir... 3-Şiddet uygulayan halkmıdır ki ben sadece orada hiç bir örgüt üyesi olmadan sadece halk olduğum için taksime yapılmak istenenlere hayır demek için ordayken üzerime sıkılan gazlar, tomalar aslında görmek lazımdıı şidet kim tarafından nasıl uygulanıyor.. 4-Görmek isterseniz görürsünüz... görmek istemezsenizde yandaş tvleri izlersiniz ki onlar penguen belgesellerini sunmuştur o günlerde....penguenler hakkında bilgi sahibi olursunuzda özgürlük nedir diye sorarsınız maleseff... 5-Devlet halk için vardır halkın taleblerini karşılamak için orada oturur kendisi gibi düşünmeyenleri sindirmek için değildir... 6-Özgürllük nedir sınırları nasıldır... bu sorunuza yanıt vermiyeceğim hala bunca olan bitene rağmen bunu bir özgürlük mücadelesi olarak görmüyorsanız...
1-de siz neden cevap verdiniz anlamış değilim 2-benim yorumumda anlatmak istediğimi siz anlamamışsınız(ben direnmenin ne faydası olacak ki ülkemize dedim,özgürlük denmiş,özgürlüğün sınırı ne dedim,demokrasi denmiş,vurmak,kırmak,ekmek parası için dükkan açmış esnafa zarar vermek,kamu malını talan etmek,görevleri icabı orada bulunan güvenlik güçlerine saldırmak,bunun nersei direnme neresi demokrasi,sandıkta rayalım hakkımızı dedim. 3-toplumlara,kişilere göre özgürlük anlayışı değişebilir,özgürlük diyorsunuz ya sizin özgürlük sınırınız yada anlayışınız ne,diye sordum, ne yazık ki yorumumu cevap vermişsiniz ama sorularıma cevap yok .
direniş sürüyor demokrasi ve adalet için diyen şairim sevgi ve saygı şiiri yazmıştır öncelikle insana saygı...
okurmusunuz bilmem ama ben birkez daha hatırlatmak adına bir blogda okuduğum yazıyı aktarıyorum yemyeşil bir kent adına...
Tarihi Topçu Kışlası (Taksim Kışlası) talihsizlikleri ve diğerleri! Bu kaçıncı gün oldu Artık saymıyoruz, kanıksadı ana-baba çocuğunun gece nerede olduğunu sormuyor. Taksim Gezi Parkı eylemleri ile başlayan ve bugünlere kadar direnen halka yaftalar yapıştırıldı ve yaftalanmaya da devam edecek gibi görülüyor
Taksim Gezi Parkı! Normalde küçük ama bizim ölçeğimizde büyük kalan bir park çünkü Taksim bölgesinin tek yeşil alanı. Bana 3-5 ağaç diyerek, idrar kokusundan bahsedenlere Belediye görevini yapsa başımıza bunlar gelmezdi diyeceğim. Parkın temizliği belediyeye aittir, bilerek ve isteyerek parkı enkaza, çöplüğe, tuvalete dönüştüren zihniyet nasıl bir belediyecilik hizmeti vermektedir? Bilerek olmadı diyenleri de göreve çağırıyorum. Parkı temizlemek sizin göreviniz içindedir. Bu bakım Park ve Bahçeler Müdürlüğü yapacak derseniz, o zaman da size sorarlar ‘’peki nasıl yıkma kararını siz alıyorsunuz?’’ diye. Biliyorum o da İstanbul Belediyesine bağlı yani… Kışla yeniden yapılmaz, yapılamaz çünkü kötü olur, hatta… Binayı, bina yapan taşıdır. O taşı nereden bulacaksın bir daha? O mimarı, o eli, gözü, duyguyu nereden bulacaksın? Kötü bir taklitten öteye gidemeyecektir. Hem 70 yıl önce yıkılan tarihi eseri yeniden yapmak için 1 tane bile ağaç kesilmez. Bu tutum aslına inecek olursak Neo-Osmanlı bir harekettir. O zaman bütün Taksim’i yıkıp yerine tekrardan mezarlık ve orman arazisi yapılsın. Biz buna razıyız, yıkın o koskoca otelleri ve Taksimin yeşilini bize geri verin! ‘’Mazide yıkılan binaların her birini yeniden tesis ediyor musunuz? O halde Swıss Otel'in yerine " Şark Kahvesi "ni yapın da görelim !’’ diyen yürekli tarihçimiz İlber Ortaylı’ya da selam olsun! Bir saklambaç oyununun iç yüzünü sobelediği içindir bu selam. Rölyefi olmayan bir bina neden yapılmaya çalışır? Yapılan aslı değil başka bir yapı olur. Eğri oturup doğru konuşalım 1- 1,5 katlı küçücük Topçu Kışlası asla aslına uygun yapılamaz. Projeyi neden tanıtmak için halka göstermediler? Oysa Akif Hamzaçebi kışlanın 5 katlı, kulelerinin 10 katlı bina yüksekliğinde olacağını belirtmişti. Yani aslına uygun değil, istediğimiz gibi olacak ve isteklerimize cevap verecek demek istemiş olmalı. Peki sorarım size hani Topçu Kışlası? Yani zaten aslını inkar eden bir yapı Gezi Parkı yıkılarak yerine yapılmaya çalışılıyor? Şimdi referanduma gidileceği söylemi var. Bu bir referandum değildir ve öyle olsa dahi artık geç kalınmış bir karardır. Eğer Demokrasi olan bir ülkede yaşanıyorsa önce ‘’yapılsın mı?’’ diye oylanır yapılması yönünde oy çokluğu çıkarsa da projelendirilirdi. Oysa burada durum tam tersinden başlamıştır. Projelendirilmiş, yapılacak binanın video görüntüleri yapılmış, şimdi de halk kızdı diye referandum yapılacak. Peki, sorarım size diyelim ki referandum yapıldı ve halk binayı red etti. Projeyi hazırlayan mimarlık şirketi devlet tarafından ödenen milletin parasını iade edecek mi? Bu sadece millete verilen sus payıdır. Ayrıca bu kadar savaş alanına döndürülmesi de acaba ‘’bak ne yaptınız? Şimdi yıkmak zorundayız ve yeniden meydanı düzenleyeceğiz(istediğimiz gibi)’’ mi demek oluyor? Şimdi gelelim şu cami ve kilise işine… Cami projesini görmüş şanslı kişilerden biriyim. Cami 9 katlı, evet yanlış duymadınız tam 9 katlı… Görüntüsü modern ve yerin dibine doğru uzanan bir yerdelen şekilde projelendirilmiş. En altta otopark var, 3 kat Musevi, Hıristiyan ve İslam müzesi, içerisinde sergi alanları, alış-veriş merkezleri barındırıyor ve namaz kapasitesi 3500 kişilik. Şimdi sizce bu cami ne amaçla yapılıyor? Namaz kılıp, dinlerin kültürünü öğrenelim diye mi, alış-veriş merkezi diye mi? Din ile para yan yana durmaz! İnsan hacca gittikten sonra ticaret işi ile ilgilenmez, elini-eteğini dünyalıktan çeker! Nedenini İslam Bilmini okuyan arkadaşlar bir diğerine gerçek gerekçeleri ile anlatsın bence. Kilisenin önündeki kafe ve dönerciler yıkılacak! Yok, daha neler? Kilisenin altındaki dükkanlar kilise vakfının kiracısıdır. Bu gelirle aç-yoksul yediriliyor, yetim-öksüz, hasta, kimsesiz ve yaşlı bakılıyor, kalan ile de kilisenin giderleri karşılanıyor. Geliri neden elinden alınıyor? Dükkanları restorasyona zorlamak daha kolay değil mi? Bütün Beyoğlu, Maçka, Dolmabahçe İstanbul Teknik Üniversite yeşillik alanını merak edenler bir araştırsınlar isterlerse. Şimdi biraz da AKM’ye bakalım… Temeli 1946 atılmış fakat yokluktan yıllarca tamamlanmaya çalışılmış kısmet 1969 yılına malolmuş. Yani 23 sene tamamlanamamış başka bir kısmetsiz binadır. Döneminin özgün bir örneği olarak 1969 yılında açılmıştır yani neredeyse yarım yüzyıllık bir bina. Sıksık yakılıp, derme - çatma yapıldığı için özelliği yitirdi gitti. Evet, ses düzeni iyi değil. Mutlaka bir restorasyon geçirmeli ve tarihimizin opera binası olarak da olduğu yerde kalmalıdır. Böylece Cumhuriyet Döneminin anlı- şanlı gelen ayak sesleri tüm dünyaya duyurulmalı. Ama biz Neo-Osmanlı olmak istiyorduk pardon! Ama unutmayalım ki Osmanlı padişahları müziğe, sanata, eğitime, bilgiye çok değer verirlerdi. Eğer deprem diye bir düşünce atarsanız ortaya size Ayasofya’nın Mimar Sinan tarafından depreme karşı güçlendirildiğini hatırlatırım. O yıllarda yapılabildiyse bu yıllarda hayda hayda yapılır bu deprem güçlendirilmesi. Yok edilmeye çalışan Haydarpaşa Garı ne olacak? Haydarpaşa’yı opera yapalım! Neden alış-veriş merkezi yapılıyor? İçinde sadece sanat barındıran bale, opera, tiyatro, sinema sahneleri olan, atölye çalışmaları ile gençliği aydınlatan bir binaya dönüşsün. 3. köprüye de hayır! Tüp geçit yapın ve artık yerin üzerinde, isminden geçtim o güzel boğazda tek bir yükselti görmek istemiyoruz. Artık Türk insanı kapitalizme hizmet veren modern beton çevre görmek istemiyorlar. Küresel ısınmanın tavan yaptığı bir yüzyılda bana yeşillik gerek diyorum! Ayrıca yöneticilere de bilgisayarda Civilization oynamalarını öneriyorum. İnanın bir topluluğu yönetirken başınıza neler geleceğinin tam bir canlı örneğidir bu oyun ve çok da eğlenceli olduğu kadar öğreticidir de… Dünyanın yemyeşil olması dileği ile…
EVET HALK DİRENİYOR KENDİ DEVLETİNDEN GÖRDÜĞÜ İŞKENCEYE RAĞMEN DİRENİYOR... VE HALK HAKKINI İSTİYOR.....NEFES ALMAK İSTİYOR İNSAN İNSANA İNSANCA YAŞAM İSTİYOR...
Not: En sevmediğim konu bir başkasının sayfasında birisine cevap vermek. Ancak;
srvt rumuzlu şair arkadaşım genelde bu tür şiir ve yazıları özellikle bulup ilginç ve farklı yorumlar bırakmayı sevmektedir ki en son benim sayfama bıraktığı yorumda yazı için yorum bırakmaya bile değmez diyecek kadar kinini ve nefretini ortaya koymuştur. Cevabım srvt isimli rumuzadır.
sevgili şair;
siz duygularınızla oynamayı çok seviyorsunuz. insanların yazdıklarına yorum bırakmaya değmez diyecek kadar güzel cümleler kuruyor; insanların yazdıkları sizin görüşlerinize uymadığı zaman biz olalım diye ortalığı ayağa kaldırıyor, yetmiyor böcek peşindesiniz diye itham ediyor; sonrasında da çocuğum sitede dolaşıyor; ahlakı bozulmaması gerek diye bazı şiirlerin anlattıklarından rahatsız oluyorsunuz.
Sanırım bazı şeyleri hazım edemiyorsunuz. Sizin siyasi görüşünüz belli. Ama sizin siyasi görüşünüze katılmayanlara saygı duymayı başaramıyorsunuz. merakım; bu saygı duymamanızın temelinde demokrasi kültürünüzün eksik olması yatabilir mi?
yatabilir mi yi argo olarak düşünmeyin sevgili şair.
Keşke dünyaya daha objektif bakacak kadar görüş açınız geniş olsaydı.
Sizin sayfamda yazdığım yazıya bıraktığınız yorum halen duruyor. okuyanın düşlerinden geçenleri size havale ediyorum.
Keşke çocuğunuza hoşgörünün ne olduğunu öğretebilseniz. Ama onun için hoşgörü sizde olmalı. Bir yazıyı beğenmiyorsanız; lütfen yazıyı eleştirin yazarı değil. Çamur atarak bir yere varılamaz.
Şu üç-beş çapulcuyu kendileri takmış, kendilerine:) Ordan başlayayım. Onun yaptığı uygulamalara "çapulcu" diyen bizim başbakanımız. Bu kadarla da kalmıyor, kendi halkına Allah ne verdiyse verip veriştiriyor. Üstelik halkı ayrıştırmaya çalışıyor konuşmalarında.
Direniş sizi de rahatsız etmiş. Yönetimin her yaptığı doğrudur diyerek, boyun eğmek, karşı durmamak iktidarın istediğidir. Seçimle her şeyin çözüleceği yanılgısına düşüyorsunuz. Hitler de üç kez seçilerek iktidar olmuş. Sonuç ortada.
Elbette seçimde gereken cevap verilecektir. Halkın gerçeği görmesinin bunca engellenmesine rağmen. Penguenler, yarışma proğramları izin verirse eğer.Ha bir de patronlar kul olmayı bırakırsa. Her şeye rağmen gerçek bütün halkımız tarafından kavranacak. Ayinesi iştir kişinin. Yaptıkları uygulamalarla kendi kendilerini yok edecekler. Buna gönülden inanıyorum.
Özgürlük düşüncesi bile sizi rahatsız etmiş. Şu anki durum özgürlüğü elinden alınan insanların mücadele ve direnme süreci.
Demokrasi diye diye yok ettiler demokrasiyi. Gerçek demokrasiyi ve adaleti istiyoruz. Ne yazık ki verilen mahkeme kararıyla anladık ki adalet yok. Bu kurgu mahkemeden ancak bu beklenirdi. Bunu nerden bildiğimi söylemişsiniz. Şükürler olsun hâlâ paraya tapmayan halkın kuruşlarıyla yayın hayatını sürdüren bir kanal var. Bütün bu sahtelikleri belgeleri, kanıtlarıyla açığa çıkaran. O kanalın ve gazetenin yazarları, yöneticileri de tutuklandı cezalar aldı. Bu yıldırmalar milleti yıldırmayacak. Onlar karartacak, bizler aydınlatacağız.
Kısaca rahatsızlığınızı belirtmek yeterdi.
Aldatıldığınızı görüyorum, pek çok yurttaşımız gibi.
1-Yanıt verme nedenim bizzat o direnenlerin içindeyim... ve direnmeye devam edeceğim.. 2- Dört tane genç ölmüştür sorarım gencecik insanların suçu nedir... 3-Şiddet uygulayan halkmıdır ki ben sadece orada hiç bir örgüt üyesi olmadan sadece halk olduğum için taksime yapılmak istenenlere hayır demek için ordayken üzerime sıkılan gazlar, tomalar aslında görmek lazımdıı şidet kim tarafından nasıl uygulanıyor.. 4-Görmek isterseniz görürsünüz... görmek istemezsenizde yandaş tvleri izlersiniz ki onlar penguen belgesellerini sunmuştur o günlerde....penguenler hakkında bilgi sahibi olursunuzda özgürlük nedir diye sorarsınız maleseff... 5-Devlet halk için vardır halkın taleblerini karşılamak için orada oturur kendisi gibi düşünmeyenleri sindirmek için değildir... 6-Özgürllük nedir sınırları nasıldır... bu sorunuza yanıt vermiyeceğim hala bunca olan bitene rağmen bunu bir özgürlük mücadelesi olarak görmüyorsanız...
1-de siz neden cevap verdiniz anlamış değilim 2-benim yorumumda anlatmak istediğimi siz anlamamışsınız(ben direnmenin ne faydası olacak ki ülkemize dedim,özgürlük denmiş,özgürlüğün sınırı ne dedim,demokrasi denmiş,vurmak,kırmak,ekmek parası için dükkan açmış esnafa zarar vermek,kamu malını talan etmek,görevleri icabı orada bulunan güvenlik güçlerine saldırmak,bunun nersei direnme neresi demokrasi,sandıkta rayalım hakkımızı dedim. 3-toplumlara,kişilere göre özgürlük anlayışı değişebilir,özgürlük diyorsunuz ya sizin özgürlük sınırınız yada anlayışınız ne,diye sordum, ne yazık ki yorumumu cevap vermişsiniz ama sorularıma cevap yok .
direniş sürüyor demokrasi ve adalet için diyen şairim sevgi ve saygı şiiri yazmıştır öncelikle insana saygı...
okurmusunuz bilmem ama ben birkez daha hatırlatmak adına bir blogda okuduğum yazıyı aktarıyorum yemyeşil bir kent adına...
Tarihi Topçu Kışlası (Taksim Kışlası) talihsizlikleri ve diğerleri! Bu kaçıncı gün oldu Artık saymıyoruz, kanıksadı ana-baba çocuğunun gece nerede olduğunu sormuyor. Taksim Gezi Parkı eylemleri ile başlayan ve bugünlere kadar direnen halka yaftalar yapıştırıldı ve yaftalanmaya da devam edecek gibi görülüyor
Taksim Gezi Parkı! Normalde küçük ama bizim ölçeğimizde büyük kalan bir park çünkü Taksim bölgesinin tek yeşil alanı. Bana 3-5 ağaç diyerek, idrar kokusundan bahsedenlere Belediye görevini yapsa başımıza bunlar gelmezdi diyeceğim. Parkın temizliği belediyeye aittir, bilerek ve isteyerek parkı enkaza, çöplüğe, tuvalete dönüştüren zihniyet nasıl bir belediyecilik hizmeti vermektedir? Bilerek olmadı diyenleri de göreve çağırıyorum. Parkı temizlemek sizin göreviniz içindedir. Bu bakım Park ve Bahçeler Müdürlüğü yapacak derseniz, o zaman da size sorarlar ‘’peki nasıl yıkma kararını siz alıyorsunuz?’’ diye. Biliyorum o da İstanbul Belediyesine bağlı yani… Kışla yeniden yapılmaz, yapılamaz çünkü kötü olur, hatta… Binayı, bina yapan taşıdır. O taşı nereden bulacaksın bir daha? O mimarı, o eli, gözü, duyguyu nereden bulacaksın? Kötü bir taklitten öteye gidemeyecektir. Hem 70 yıl önce yıkılan tarihi eseri yeniden yapmak için 1 tane bile ağaç kesilmez. Bu tutum aslına inecek olursak Neo-Osmanlı bir harekettir. O zaman bütün Taksim’i yıkıp yerine tekrardan mezarlık ve orman arazisi yapılsın. Biz buna razıyız, yıkın o koskoca otelleri ve Taksimin yeşilini bize geri verin! ‘’Mazide yıkılan binaların her birini yeniden tesis ediyor musunuz? O halde Swıss Otel'in yerine " Şark Kahvesi "ni yapın da görelim !’’ diyen yürekli tarihçimiz İlber Ortaylı’ya da selam olsun! Bir saklambaç oyununun iç yüzünü sobelediği içindir bu selam. Rölyefi olmayan bir bina neden yapılmaya çalışır? Yapılan aslı değil başka bir yapı olur. Eğri oturup doğru konuşalım 1- 1,5 katlı küçücük Topçu Kışlası asla aslına uygun yapılamaz. Projeyi neden tanıtmak için halka göstermediler? Oysa Akif Hamzaçebi kışlanın 5 katlı, kulelerinin 10 katlı bina yüksekliğinde olacağını belirtmişti. Yani aslına uygun değil, istediğimiz gibi olacak ve isteklerimize cevap verecek demek istemiş olmalı. Peki sorarım size hani Topçu Kışlası? Yani zaten aslını inkar eden bir yapı Gezi Parkı yıkılarak yerine yapılmaya çalışılıyor? Şimdi referanduma gidileceği söylemi var. Bu bir referandum değildir ve öyle olsa dahi artık geç kalınmış bir karardır. Eğer Demokrasi olan bir ülkede yaşanıyorsa önce ‘’yapılsın mı?’’ diye oylanır yapılması yönünde oy çokluğu çıkarsa da projelendirilirdi. Oysa burada durum tam tersinden başlamıştır. Projelendirilmiş, yapılacak binanın video görüntüleri yapılmış, şimdi de halk kızdı diye referandum yapılacak. Peki, sorarım size diyelim ki referandum yapıldı ve halk binayı red etti. Projeyi hazırlayan mimarlık şirketi devlet tarafından ödenen milletin parasını iade edecek mi? Bu sadece millete verilen sus payıdır. Ayrıca bu kadar savaş alanına döndürülmesi de acaba ‘’bak ne yaptınız? Şimdi yıkmak zorundayız ve yeniden meydanı düzenleyeceğiz(istediğimiz gibi)’’ mi demek oluyor? Şimdi gelelim şu cami ve kilise işine… Cami projesini görmüş şanslı kişilerden biriyim. Cami 9 katlı, evet yanlış duymadınız tam 9 katlı… Görüntüsü modern ve yerin dibine doğru uzanan bir yerdelen şekilde projelendirilmiş. En altta otopark var, 3 kat Musevi, Hıristiyan ve İslam müzesi, içerisinde sergi alanları, alış-veriş merkezleri barındırıyor ve namaz kapasitesi 3500 kişilik. Şimdi sizce bu cami ne amaçla yapılıyor? Namaz kılıp, dinlerin kültürünü öğrenelim diye mi, alış-veriş merkezi diye mi? Din ile para yan yana durmaz! İnsan hacca gittikten sonra ticaret işi ile ilgilenmez, elini-eteğini dünyalıktan çeker! Nedenini İslam Bilmini okuyan arkadaşlar bir diğerine gerçek gerekçeleri ile anlatsın bence. Kilisenin önündeki kafe ve dönerciler yıkılacak! Yok, daha neler? Kilisenin altındaki dükkanlar kilise vakfının kiracısıdır. Bu gelirle aç-yoksul yediriliyor, yetim-öksüz, hasta, kimsesiz ve yaşlı bakılıyor, kalan ile de kilisenin giderleri karşılanıyor. Geliri neden elinden alınıyor? Dükkanları restorasyona zorlamak daha kolay değil mi? Bütün Beyoğlu, Maçka, Dolmabahçe İstanbul Teknik Üniversite yeşillik alanını merak edenler bir araştırsınlar isterlerse. Şimdi biraz da AKM’ye bakalım… Temeli 1946 atılmış fakat yokluktan yıllarca tamamlanmaya çalışılmış kısmet 1969 yılına malolmuş. Yani 23 sene tamamlanamamış başka bir kısmetsiz binadır. Döneminin özgün bir örneği olarak 1969 yılında açılmıştır yani neredeyse yarım yüzyıllık bir bina. Sıksık yakılıp, derme - çatma yapıldığı için özelliği yitirdi gitti. Evet, ses düzeni iyi değil. Mutlaka bir restorasyon geçirmeli ve tarihimizin opera binası olarak da olduğu yerde kalmalıdır. Böylece Cumhuriyet Döneminin anlı- şanlı gelen ayak sesleri tüm dünyaya duyurulmalı. Ama biz Neo-Osmanlı olmak istiyorduk pardon! Ama unutmayalım ki Osmanlı padişahları müziğe, sanata, eğitime, bilgiye çok değer verirlerdi. Eğer deprem diye bir düşünce atarsanız ortaya size Ayasofya’nın Mimar Sinan tarafından depreme karşı güçlendirildiğini hatırlatırım. O yıllarda yapılabildiyse bu yıllarda hayda hayda yapılır bu deprem güçlendirilmesi. Yok edilmeye çalışan Haydarpaşa Garı ne olacak? Haydarpaşa’yı opera yapalım! Neden alış-veriş merkezi yapılıyor? İçinde sadece sanat barındıran bale, opera, tiyatro, sinema sahneleri olan, atölye çalışmaları ile gençliği aydınlatan bir binaya dönüşsün. 3. köprüye de hayır! Tüp geçit yapın ve artık yerin üzerinde, isminden geçtim o güzel boğazda tek bir yükselti görmek istemiyoruz. Artık Türk insanı kapitalizme hizmet veren modern beton çevre görmek istemiyorlar. Küresel ısınmanın tavan yaptığı bir yüzyılda bana yeşillik gerek diyorum! Ayrıca yöneticilere de bilgisayarda Civilization oynamalarını öneriyorum. İnanın bir topluluğu yönetirken başınıza neler geleceğinin tam bir canlı örneğidir bu oyun ve çok da eğlenceli olduğu kadar öğreticidir de… Dünyanın yemyeşil olması dileği ile…
EVET HALK DİRENİYOR KENDİ DEVLETİNDEN GÖRDÜĞÜ İŞKENCEYE RAĞMEN DİRENİYOR... VE HALK HAKKINI İSTİYOR.....NEFES ALMAK İSTİYOR İNSAN İNSANA İNSANCA YAŞAM İSTİYOR...
direniş ne adalet nede memlekete faidesi var anca kargaşa kavga kamplar seçim var seçime saklayın ne varsa insanlar oyları ile dirensin. bu memlekette yüzde altmış oy almış başbakan asıldı bir taraftarı bile memleketi kavgaya dövüşe tahribe yeltenmediler nedir bu direniş sevdası memlekete ne katacak ama çok şey kaybettiriyor .... (ne enteresandır ki bundan bir sonra okudugum yazıda tam tersini diyor. tekrar dönüp ilave etmek istedim..biz bir bütünüz biz biriz başka vatanımız yurdumuz yok. gidecek başka hiç bir yerimiz yok. biz bir kalamazsak iri olamayız. iri olamazsak diri olamayız...bütün dünyada ki ezilen milletler türkiyeden medet bekliyor ama bizim medet bekleyecek başka hiçbir ülkemiz yok) gelin seçde verelim kimin layıkı ne ise. kavga dövüşle degil....lütfen
paylaşım olarak duygularınızı kutladım gönlünüz daim hakla hakikatle olsun
BOZKIR''İ tarafından 8/5/2013 2:54:34 AM zamanında düzenlenmiştir.
Adaletsizliğe direnmeyelim yani. Uydurma belgelere, nedenler tasarlayıp gözaltına almalara, tutsaklııklara, elimizden yitip giden kurumlara, sulara, topraklara, Amerka'nın emrine girmiş yönetime- daha çok neden var direnmeye.
Sizler direnmeyin, rahat koltuğunuzda çalınan oylarla desteklediklerinizle birlikte olun. Bizler direneceğiz ve kazanan biz olacağız.
Adaletsizliğe direnmeyelim yani. Uydurma belgelere, nedenler tasarlayıp gözaltına almalara, tutsaklııklara, elimizden yitip giden kurumlara, sulara, topraklara, Amerka'nın emrine girmiş yönetime- daha çok neden var direnmeye.
Sizler direnmeyin, rahat koltuğunuzda çalınan oylarla desteklediklerinizle birlikte olun. Bizler direneceğiz ve kazanan biz olacağız.
Çok haklısınız. Özgürlük sadece bir kesimin hakkı değildir. Bütün halkımıza aittir. Bu hak iade edilinceye kadar direniş sürecek. Zafer hakkın, haklının olacaktır.
Çok haklısınız. Özgürlük sadece bir kesimin hakkı değildir. Bütün halkımıza aittir. Bu hak iade edilinceye kadar direniş sürecek. Zafer hakkın, haklının olacaktır.
Korku duvarını aşan, engelleri birer birer geçen, dipten gelen dalgaya selam olsun,.. Bundan sonrası sn. Behramoğlu'nun dediği gibi ; Döğüşe döğüşe yürünecek,.. Selamlıyorum bu güzel şiiri. Saygılar.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.