32
Yorum
29
Beğeni
5,0
Puan
1679
Okunma
Ey sabahı özleyen; gönül, bu hâlin nedir?
Altında ezildiğin saydın mı kaç ahın var?
Güneş çıkarmak için, kaç mevsim kaç senedir;
Kazdığın karanlıkta kaç mutlu sabahın var?
Kaç kez cahil başına gökkubbe yıkıldı da;
Savunduğun tez; kafa üstüne çakıldı da;
Ta doğuştan karışık falına bakıldı da,
Kızdığın karanlıkta kaç mutlu sabahın var?
Lâl ettin, amiyane öterek bülbülleri;
Soldurdun her mevsimde sana açan gülleri;
Sular bile uyurken kurduğun hayâlleri;
Yazdığın karanlıkta kaç mutlu sabahın var?
İşkillendin sevdaya elden kaçacak diye;
Ruhundaki kelebek uçtu uçacak diye;
Sabrın son sınırında açtı açacak diye;
Bezdiğin karanlıkta kaç mutlu sabahın var?
Harcadın elindeki umutları kırarak;
Kahrettin elemlerin eşiğine vararak;
Sonra da kör talihe sessizce haykırarak;
Bozduğun karanlıkta kaç mutlu sabahın var?
Bazen burda göremez, günü her gönül eri;
Demek ki; ötedeymiş, senin için tanyeri;
Kalıncaya kadar da bir kemik ve de deri;
Yüzdüğün karanlıkta kaç mutlu sabahın var?
23 temmuz 2013
5.0
100% (28)