4
Yorum
22
Beğeni
5,0
Puan
1715
Okunma

bembeyaz ayı, yuvarlak güneşi boşver Ester
çok konuştuk aydınlık vakitlerden
biraz da akşam olmanın karanlığından haber ver!
saat altıotuz olmanın, yediotuz olmanın…
dokuza doğru olmanın bir başına duran kendi hüznünden
neydik ki yani? ne olabilirdik en fazla?
küçücük bir karıncanın sırtında
yol alan iki sevgiliden başka…
ilk aşk alıp başını gitti
ilk öpüş, ilk dokunuş… geçti bizden bir kere
o eski günler… o incecik dere
çıplak ayaklarının bastığı her bir yere
papatyalar eken şımarık çocuk şimdi nerede?
nerede bir bakışın durmadan büyüdüğü?
galip geldiği bütün hüzünlere
ayı ve güneşi boşver Ester!
bırak mutluluğu dursun durduğu yerde
bana yalnız olmanın karanlığından haber ver
biz bu yollardan çok geçtik seninle
iyi filmlere gittik, iyi şehirleri gördük…
savaşlardan da konuştuk, ülke yaratan savaşlardı
ve güzeldi aldığımız bütün elbiseler
can sıkıntısından yapılmış pastel rengi elbiseler…
yeri geldi öpüştük, yeri geldi seviştik
ve ağladık gözlerden başlayan bir ıslanmayla
sabaha karşı bilincin, öğlen oluşun
akşamın göğsünde yumruk gibi duruşun
ve bakışın bir heykelin gerçekleşmesi şimdi
gülüşün eski fotoğraflarda
eski fotoğraflarla susarız, susarız yeniden ağlamaya
neydik ki? yani ne olabilirdik en fazla?
kirli yağmurlarda ıslanan
kaldırım taşlarından başka
5.0
100% (20)