35
Yorum
36
Beğeni
0,0
Puan
2305
Okunma
aşkının kokusuyla gelen
acılar boğazıma sarılır
gözlerin gözlerimin gölgesinde
bekçiliğe duran
daim namlu olurdu
gecenin içinden taşan hüznün kavı
yüreğimin dalgalarını çıkarırken doruğa
köklerinden çekilip çıkarılmış
çiçek gibi nefessiz
karabasanımdan kurtulmak isterken
o mutlu gecenin silik izlerinde
soluk görüntülerin
kırık düşüne düşerdim
kendi kendime demlediğim aşkı içerken
hücrelerime dolardı hastalığın
gözlerin iki siyah gölgeydi
yarını ve daha sonrası olmasa da
ben bu gölgeye düşmeye razıydım
ne gerçek ne hayaldin
yine de seni beklemek
her zaman güzeldi
vuslatı özleten sabır
mutluluklara taşırdı yüreğimi
denizle kucak kucağa olduğumuz o yerde
eski taşlarda geçmişin izlerini arayarak geçirdiğim zaman
düşlerimin ayrılmaz parçasıydı
kül görünürdün ya
üfleyince alevleniverirdin hep
her sokağında kalan anılardaki o fotoğrafta
silinmeyen ağır gri günlerim
sırça sarayımın darmadağınıklığında
tek başınalığıma sarınırdım hep
gerçeklerin bataklığından
duyulmayan çocuk çığlıklarımla çıkmaya çalışırken
melankolik bir ağırlıkla
asırlarca sürerdi sanki zaman
hem uzaktaydın hem yakında
boşlukla çerçevelenmiş ruhumla
yeniden serpilip gelişmeyecekti artık
sefil yaşam örgümü çözemeyecektim
gece kollarına almış
beşiğinde ölüme uyutuyordu beni
yaşamın tünelinde soğurken sesler
kışın ellerinde ben gibi boğuluyordu kuşlar
uyurken büyümez ki aşk dediğin...
Hâdiye Kaptan
c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.