0
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
966
Okunma

hem çok uzaklıklardan kalmadık mı bu dünyada hasret yaradana
sağanak iken,
bak nasılda kirli ve karanlık oldu ruhumuz
inadımız sağ kalmaktı
sürçü destan ayak izlerimiz bin memleket doldururdu
ansızın yolda izini buldum onun
ak sakallarıyla ellerimi yakan islam dedemin töresiydi
aşk’a ağlamak
ruhtuk
bedene sığmadık
biteviye bucağın aşklı bakışıydı zaman
ben, dedim sarhoşum
ben, dedim vuruldum
ben yok olurken kaybettim gönlümü sahrada
bir aslana rast geldim
sonsuzluktu acım
onsuzluk en çok da
bağışlamalıydı ahbablar
kimse dinlemedi, zaten konuşmazdım pek
bir han gibiydim hiç gidilmeyecek
misafirim yoktu
nemli duvarım ırmağın içinde soyunan bir balıktı
pullarımı giyinip yüzüme ben diye
gâma bulandım
doğru kâr kalmadı geceme
kızdım, kızıla boyandım, teni nazende dilbesteye tutuldum
enem Hak’tı,
paslandım;
mor sinalarda tîne sürüldüm
hem çok uzaktaydım, yakına dön dedi Zülcelal
kibirle beslendi s/ol yanım
Abdülkadiri sıyrıldım
Fena’yı bilenin şeytiyle gümüşe katıldım
v/âh turabım, y/azığın çok geldi d(inime)
beslenmemiş mısralara kıtlama oldum
kıt’mir iken
kıt’a âsiye neyleyen
kıt fakru azametin uykusuna göz açayım dedim
Ey Bedi, Ey Bediri, Ey gönül yurdunun Yunusu
düşmanım kendimmiş bilemedim
ne esre’m kaldı, ne ötre’m
bir üstünlük elif idi emelim
demeseydi yaradan ’la tahzen innallahel meana’
söyle, söyle ben ne ederdim?
deme ölüyorsun zati,
tabib ayrılığın pususunda dönmüş dolu âb
ne yol gösterirsin sevgili, sen de hiç bilemedin ki!
vakit feverândır
kapındayım
uçsuz bucaksız parçasıyım aynanın
âşkınla değil, cemâlinle g/ör beni
5.0
100% (4)