1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
1097
Okunma
neye göre sıralanıyor şu acılar
yine parasız
yine ağrılı günler yakında
cüretına feriştahı lunaparkta ki ateri salonunda son kaybedilen
babanın alınzemzemiyle kazandığı 25 kuruşlar harcanırken
yine u’zak kum’dar-ı bezgingah oluyor
sonra seni buluyorum
en sevdiğim kotun kirlenmiş
dövmüşler seni
vuran zevk alıyor, sanki acı kendini tanımlıyor
niyeti başka
hangi oyun artık bana sanatsal bir zevk verebilir ki
herhangi bir tiyatroda
huylanmıyorum,
d’elikanlı yongasında boyutsal insancelim
bir yalan makinesi gibi çalışıyor gözlerim
görmek istediği kadar uzağa düşerken,
sürükleniyorum
hep seni göstermek isteyen kameralar kadar kasetsiz an’a
kar taneleri erimekten korkuyor,
yok olmayı kim ister ki zaten?
saf aynı, hal değiştiriyoruz 23 lira 67 kuruşa
kasetlerin içini tükürüklemekten yorgun düşüyoruz kirlişafa
kimi zaman aşk da hayat gibi,
ölüme yakındur nefret ettirilenden
kendinden kaçarken gözleri anlatır yok olan nedenlere
uzak düşmüş,
bir hapis sevdiklerinden uzak düşürmekten başka
neyi amaçlar ki?
Yalan söylersin sonra çokça hem de kendine
anahtarsız girişlerin var olur var olmaktan var edilmemiş yokluğuna
bir intihar sözcüğüdür o an adın,
niyetler çoktan başkadır
en tahrifli doğrular kutsalı sayılırken alemin kontraalakasızlığında
daha çok ne, neden sorusu o kadar yobaz ki;
vicdanhatipli ve cüretkar
kırıklarını sayan doktor gibiyim yonganın lehimlenmiş sakızlı takvimine
ne olur yalan söylemesin kimse,
doğruları kaldırabildiğim için yalan kaldıramam,
yalnız bu ne pislik,
cerahat akıyor yüz çinilerinden
gözlerime sokulan mature bilgeçliğinin kaşınabilir huzur sokumu
yeteri kadar da asal olmalı her analdan seslenişlerin umumi
başka güzel nemli,
tropikal meyvelerini bilmesem de olurdu aslında
neye göre sıralanıyor bu ağrılı mutluluklar
keyif yudumlayıp
acı sırıtıyoruz duvarlara
yine ağdalı
yine parasız
hasret otobanda ölü bir kedi ciğeri
çığlıklarımdan kutuplarda siteler kuruyorum
her odasında hayal
bin kamyon morale ihtiyacımız var
tüm dünya çalışıyor
kanallar yirmi dört saat yayında
takım elbiseleniyoruz
kadın namı, erkek sarı kamışı
aynı kumaşların arasında terliyor
yine de beceremiyor bu kadar insan
tüm saf yalınayazlar bizi buluyor
durdurulamamış selleriz
aktıkça, suyumuz çıkıyor
bundan kime ne?
her okşamak isteyen kırmışsa seni
susmasın bebeklerim
zırlayın,ağlayın az daha
karaya çıkarmamak için o saf acıyı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.