10
Yorum
16
Beğeni
5,0
Puan
1737
Okunma
elma şekeri derdim
sevda alfabem
aynaları tanıttı sivilceli suratıma
ayları ilikledi uykularıma
önce rahmeti öğretti
uğruna yaşamayı ezberletti
sonra uğruna uğruna ölmeyi
...
uzun bir türkü gibi şıçrardı
kısacık boyuyla
insanın genzine genzine
çağıldayarak akan billur bir ırmaktı
mis kokular ekerdi geçtiği yerlere
akardı denize salınarak
bazen leylak olurdu bazen zambak
o saksıydı
ben ölü toprak...
...
kayalar sessiz kalırdı direnişe
konuşmaz utanırdı papatyalar
paçalara saklanırdı kumlar
hırçın dalgalar bestelerdi kumsal
ölüm kuşanırdı sessizlik
bir telaş sokulur aklıma
birer birer vokale dururdu cigaralar
takip ederdim kılıktan kılığa girerek
saklanırdım sönmemiş kireç kuyularına
hiç çalıştığım köşelerden çıkmazdı karşıma
yuttuğum şiirler takılırdı boğazıma
söyleyemezdim...
...
hayli terli olurdu her karşılaşma
hep bir öncekinden sıkı geçerdi mücadele
hep dilimin ucunda dururdu ezbere bir cümle
elimi uzatsam değerdi
gözlerimi kapatsam bile
benlerine kadar tüm coğrafyasını çizerdim ezbere!
hatmetmiştim artık
çaresizlik güvensizlik ilintiliydi
yenilgi de en üşüten iklimdi
zamanla daha da artıyordu hırsa muavin birikim
sevmek yabancı filmlerde
ötekine hiç hayır demeyen ilgiydi!
o kısakol tişörtlerle hava atardı
faça çizerdi
bilirdi hayli güzeldi
oysa hayat griydi bende, gök karakalem mavi!
ToprağınSesi
.
5.0
100% (16)