8
Yorum
15
Beğeni
0,0
Puan
1596
Okunma

Bu sessizlik
Bu kalabalık
Nasıl da acıklı uyumdalar
Bu türkü
Bu sus oluş sonrası resim
Boğazıma hınzır bir kement...
Gökten bir esrime var gözlerimde Hevi
Bir yitik zaman melodisi duyularımda
Gücenik sızılı
Karışıyor çocuk yüreğimin ikircim sularına
Biliyorum
İğde kokusu gibi değil ilkbahar
Değil kestane buğusunda kış
Bulanık akıyorum bu aralar
Kirpiklerimden dudaklarıma
Anlıyor musun?
Ah Hevi
Parmaklarım kördüğümken leblerime
Bir çift çoban ateşi öpüyor yürek yerimi
Yaralı içtenlikle
Değil hayallerim atlı
Yalın ayak sendeliyorken…
Usul usul
Saç tellerimden süzülüyor gök
Uzun ıslıklar çalıyor rüzgâr
Güneş mahpus geceye
Geceler bıçak
Pencereler ürperiyor yıldız yansımasından
Yağmurun sesi ki Hevi
Yürek kuyularımda Yusuf!
Söylesene Hevi!
Hangi yıkımın avuçlarına dualar süreyim
Hangi birinin etinden hançeri söküp alayım
Kalmamışken masallarda bembeyaz bir ülke
Bırak Allah aşkına bırak da
Örseli yükten kurtulmak istercesine
Düş uçurumunda sayıklaya sayıklaya geçmişi
Kentin en karanlık köşesine gömeyim kalbimi
Simsiyah içleneyim sonra
Tebessümü nasılsa unuttu sevinç
Kekelemiyor dahi huzur
Büyüyen bir gölgeyim sadece
Aynada ki aksinden incinen…
Biliyor musun Hevi?
Kekelesin diye sevinci
Hece hece…
Öyle ya;
“umutlanmak insanın en büyük acısıdır”
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.