3
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
1172
Okunma
İllalia
nokta koyarsam virgül üzülür
dercesine bir yağmur sardı çıplak mutsuzluğumu
seçenekler arasında gidip gelen bir öğrencinin
son gördüğü uykuda işaretledim özlediğim rüyayı
kan geçmese olmaz
sabır eti yenmiş kemikli bir meyvedir
kuşlar uçunca lambalardan tadı olmaz
saadet sivri zekalı bir cisimdir
batarken fransız öpücükleri bir yarımada gibi kalır
kız kulesinden akan bekaret yargıcı
söner mum allah dillenir son çocuktur ellerim
bedenini emerek hayatta ölümle dirilir
ki sadece bir ek değildir bacaklarında
sütsüz göğüslerinde batan gemilerin hiç günahı yoktur
belki saçların bozar bu bütün aynaların kırık buğularını
belki tekrar eder titremesi annesini kaybeden dalganın denizi
mora morsan morum amenna
siyah içersek karşılıklı severim beyaz da
hani tutuşursa parmaklarımız çıra gibi
piknik de yaparız aklımızı serip üzerine oturduğumuz
yemyeşil bulutlarda aşk karınla
ama sen sorsan beni
telefon numaramı dahi ezberlemedim
yanlış tanrılardan çaldırıp kapatıyorum karanlığımı
tek korkum yanlış peygambere faks çekmek
sana inanmıyorum diye aniden
yorgun ormanlar gezdim lila renginde adımlarla
unutmuşum ama en çok tek sen beni
ben de tükenmelere bilet almaya
yanlış virgül yanlış yangınlara gebe
yanlış nokta yanlış beyazlara gark
içimdeki vahşet bu şehri durgun
çocuklar etekleri çekiştirmeden
yalnızlık
yalvarma
sus
ayağa kalk
soyun!
Payanda
5.0
100% (8)