23
Yorum
20
Beğeni
0,0
Puan
2482
Okunma

güç doğdu güneş
yırttı kızıllığı
dev çamın arkasından
irileşti evlerin sisli görüntüsü
kuş sesleri doluştu sessiz sokağa
uykuyu bırakıp yola koyuldu işçiler
ben sokakların beyaz badanacısı
şiire gerekir diye duydum kuş seslerini
yaklaşmak için içimde bir tomurcuk gibi
büyüyen insan sesine
güneş gibi yırtmak istedim karanlığı
kaç dağ aştım
bir duman sanki ağızlarından çıkan nefesler
kimse görmeden dallardaki serçeleri
yürüyüp gidiyorlar hızlı hızlı
soruyorum
nasıl yürüyüş bu elleri ceplerinde
özgürler mi
bir devin cebinde mi cepleri
sorgun bile azgınlık sayılır
görmedin mi
nasıl koşar kemiğe köpekler
sen özlerken apaydın bir dünyayı
düşünürler
eteklerinin altında ne var
gizin ne
ayaklarının altında bıraktığın
bembeyaz kar izi
işte
gözleri kamaştıran güneş doğdu
işbaşında işçiler
makinede ezilen ölü işçi de
sonsuz uykuda
mezarı delip giremeyen güneş
sen güneş misin be
bir göz boyayıcısın yalnız
tutsaklara ulaşamayan
tımarhanelik ettiğin insanlar da
yürüyorlardı elleri ceplerinde
sabahın ayazında
sigara dumanı gibi solukları
devin ellerinden büyüktü
elleri
uyuklayan dev mi
ağzını kulaklarına dek gerip
yolumuza bakan duvarın
karınca oyuğunda
halk, halk mı yoksa
coplanıp
kıskıvrak bağlanıp
ne renk olursa olsun halk
köstebek yuvasına sığınıp
dikensiz bir yol arayan
ağaçlar kuru
kımıltısız duruyorlar
boz gökyüzünde uçları
ay eski bir parıltı
eskimiş pantolon dizleri
soğukkuyu ayaklarında
topa tepiyor çocuklar
yolda
kırmızı bir traktör geçiyor yanlarından
ayağa kaldırıp tozları
toz
yutan kim
kolkola gidiyor sayrı yüzlü karı koca
romatizma bacaklı bir adam
kim görüyor yüreğimizi
yüreğimiz tepilen top
sağlık ocağı kapılarında
yerlerde görünen ışıltılar
sümüklü böcek mi
yoksa halk mı
Nazik Gülünay
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.