6
Yorum
6
Beğeni
0,0
Puan
1662
Okunma

ah alnım!
dilsizliği ağzıma teyelleyen yüce terzisi göğümün
bil ki
kâkülle örtmeyeceğim üzerini
üç noktayla bitene dek nefesim çizgilerine eğileceğim....
I-
alnımda iç kanamalı bir yazgı
öksürük nöbetinde
bense beşiğimde tiz sesle
o piti piti mırıldanıyorum
kanatıyorum göbek bağımı saç tellerimle
gözyaşı borçlu olduğum zamanın narlanmış anlarına
dokundukça dilim
göğünün uçurumlarından düşüyor çocukluğum
incecik karlar yağıyor o vakit annemin saçlarına
korkuyorum buz kesecek çocukluğum gamzelerinde
soluğumu boğazıma düğümleyen biçarelikle...
II-
küçük kalmalıyım kundağıma dar gelen kurdalemle
anne!
söndür ışıklarını ninnilerimin
sakla tavan arasında kanaviçe işlemeli kundaklarımı
ve aysız bir gece vakti doğur çığlıklarımı
otuz altı hançerin sızısı dokunmadan tenime
yıka seher yağmurlarıyla alın yazımı
ve kes göbek bağımı hıçkırığından
yüreğimde kem sızısı var babamın
kirpiklerinin ipinden içine düşmeliyim kırgın gülüşlerinin...
III-
susuz yağmurlarda ıslandı
mürekkep kıyılarında intihar eden pabuçlarım
sessizliğimin ketum çığlıkları oyuncağıydı çocukluğumun
bozkırlarda gurbetini arayan bakışlarıma
dilimden yükselen soylu seslerin hiçliğini yüklüyordum
ne kadarda kapasam kirpiklerimi
militan göz suları yağmalıyordu mürekkebimi
harflerim tuzuyla sızlanıyordu an be an
gecenin kilerine hüznümün kasvetini zincirliyordum durmaksızın
öykünüşlerimin alevi gözlerimi yakarken...
IV-
zihnime tüneyen şiirleri uykumun kimliğine bırakırken
ünlemsiz bir türkü yazıyorum aynanın buğusuna
ve ünlemi oluyorum katıksız bir ağıdın
akşamın kınası akıyorken bakışlarıma
ağzımda eriyen sözcükleri diriltmeliyim diyorum
ensesinden vurulmadan düş güvercinlerim...
V-
tırnaklarımı geçirip kendime doğru yürüdüğüm yolların o beyaz şiltesine
kendimden kaçıyorum içimdeki labirentte saklanbaç oynayan masumiyetle
gözlerimin esaretini makaslıyorum kirpiklerime sığınan damlalarla
kör kuyularda can vermeden vuslata çalakalem sözcükler düğümlüyorum
hüznün nihayetinde bir mim koyabilmek adına
siyah beyaz yarınlarıma
damıtılıyorken damarlarımdan sessizlik koyu kırmızı
dar vakitlerde
karıncaların sabrını t/arıyorum demir taraklarla...
VI-
eskil bir masanın ucundan yazıyorum
zihnimde uyuyan güvercinlere bir lahza umut
ve hiçlerine vuruyorum mısralarımın
kayalıklarda çiçeklenen kınaların kokusu yakarken çocukluğumun genzini
suskunluğumun incelmiş dallarında köklerini arıyorum çıplak ruhumun
nasırlı adımlarım selam duruyor dilsiz kuşların masumiyetine hayıflanarak
bir silgi alıp silmek istiyorum samimiyetimi
zaten ilk hecede gidecek kadar yol biriktirmiş
ikinci hecede alnımın çizgilerine kederlenmiştim
tenha çalışmıştım şiiri anlayacağınız
alaca sözcüklerle...
şayet hüznüm sorgulansaydı
noktasız cümleler kurmayacak
kimsenin haczetmesine izin vermyecektim sessizliğimi...
VII-
oysa
bir bıçak dönüyor durmadan yürek ucumda
yarasıyım yirmi dört saat çocukluğumun...
alnımın yarasından değil
gözümün b/elasından öp beni anne!