6
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
819
Okunma

yalnız...
içime saplanan
purgulu paslı çivili hatıran
çobançantasıydı içimde zamansızca açan
kır türküsü sevinçlerdi boşluğa karışan
meryemanaeldiveni açışı gülümsemelerin
geceyi yırtartı
zifirisi kaçmış zemheriye inat hayaletlerin
dokunurdu hep, aya ayan bana inat
senli sulusepken meteorlu düşler düşerdi üzerime
her seferinde yastık üstüne kalan kırkikindi yağmurlarım
kokunu yorgan yaptığım beyaz çarşaflarım
sarılmalarımdı ritüellerim , acıya karışarak
bazen saksılarıma karışırdın
camgüzeli, çadıruşağı
sulardım hep yağmur yüklü gözlerle
vapurdumanı duvarlı oda dolu anılarınla
yedi rengi unutur sana dalardım
yediverenli senli uykular büyütürdüm
Yedikardeş yıldızlarım bilirdi bir de ben
bir akşam üstü yüzüm sana dönük
düşlerim üstüme örtük
dalardım tek rengi kara olan karanlığa
kırıkık camlarındaki kırılmış hayallerim
sen hep sen sızardın içerime geceye karışarak...
"akşam türkülerime bir meryemanaeldiveni gülüşlerindeki sen karışırdın birde Yedikardeş yıldızlarım başka bir şey karışmazdı, dokunsada yokluğun doluydu hep saksılarım ve yağmurlarım..."
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.