9
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1464
Okunma

Sabahın topuklarından inerken yeni gün
güneşi düşürdü rahminden gece
ay vuruldu
şafağın ellerinde
kızıla kesti her yer
uyandı şair
eskimiş günden kalan şiirlerinin
çıkarıp kalbini bıraktı kapının eşiğine
bekledi gidip de gelmeyeni
bir ölü sabrı ile
taşkın sabrı taşarken dudaklarından
Seslendi deva mağarasındaki büyücüye
Gel dedi
gel de gör vefasız bana neler etti
al bendeki beni
sök al istersen yüreğimi
yeter ki getir getir onu bana geri
Öyle bir büyü yap ki
öğrensin sevginin ne demek olduğunu
iki isim yuvarladı büyücü kağıdın ortasına
gel diye seslendi deva suyuna
gel
gel de gör vefasız neler ettin bu deliye
günlere gün ekledim
mevsimlerin üstünden mevsimler geçti
umudun bitti dediğim günde
bir kuşluk vakti çalındı kapım
o kendini beğenmiş karşımdaydı tanrım
ah nasılda tarumardı çileli yüzünde çileler vardı
ağladı diz çöktü önümde
derdimin dermanı sendeymiş diye
sev beni yeter ki sev al beni yeniden yüreğine diye
git dedim git
birazda sen duy gecelerin bitmeyen sancısını
unuttu bu yürek
git gelme istemem muhtaç değilim sevgine
haykırdı şair
sakın inanmayın dostlar inanmayın
gerçek değil bu bir hikaye
ne büyücü ne büyü hepsi hürafe
yıllar yılı kendimi kandırmak için
doladım bu öyküyü dilime
Sayın savrulmalar Üstadın buraya yapıştırdığı şiirden yıllar önce etkilenmem sonucu ortaya çıkan bir şiirdir
5.0
100% (6)