24
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
2566
Okunma

bir gözyaşı şişesi olur herkesin
doldukça boşaldığı bir kara delik
bu yüzden geçtik suyun derininden
kuyular yırtık ve zehirliydi
annem diyorum asıl bir çiçeğin kuruntusudur
ölümü kimseye yakıştıramayan ece
baharı sorsam büyük göç istasyonlarında
insanız kamburumuz dağ sırtı
ah sabahları bu zehir bu kızarmış yürek kokusu
diyorum ki akuatent baskılara uğramışızdır
diyorum ki ağzımızda emziktir Bursa
ama geldin kuytuyla tenindeki avludan
geniş çok geniş bir yaran vardı senin
avcum mahrem yerim tutanaklarda
üç çizikli bir aşk kitaplığı avcum
söylersen kalırsın gösterişiyle ağzının
gotik susmayı sever her heykele annem
diyorum ki yastığına bedesten işlemiştir
ölürken kokusuna düşecektir yavru bir Koza
handa yaşayan çamaşırlarla yıkanarak
birazdan deneyelim mi şehre söylenmeyi
çünkü dilin fundalık biraz da yüksek teras
baş döndüren bir acıdan bakılmaz şehre
zaman beni ilk yaz doğurdu sana gitme
böyle dedi ağzımdaki annem çiçeği
oysa teni hep uykuya tutulan güzel
gidersen ağzın kırılır aynalarda
gidersen kalbin barutun sağrısı
korkumu öldür, kordonumu kes sonra
5.0
100% (33)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.