17
Yorum
7
Beğeni
0,0
Puan
3041
Okunma


Mürekkebi kurumamış bir dîvan içre
Adı düştü “âşık”lar meclisinden.
Hangi gönlün yangınından sıçramıştı bilinmez,
Asırlarca âhı tüttü mısralarda.
Bir cânân eteğine tutunmuş bahtına
Güllü libastan bir çekimlik ıtır…
Mestâne başında ezeli hülya…
Hâlce arza medeeed!
Kelâmın yandığını
Söylesin biri şaire.
Dudağına sır çalınır nihayet,
Gözlerinde âba dest bağlayan niyet…
Ezelden mülhemdi, eş’arın şiârı elem,
Harfe can için; kalem,
“Nun”dan hûn emerdi.
Bundan sebep divanlar,
Kan revandır hep.
Ve,
Visal terennümünde, zikir tadı…
“Ya Hayy!" Yaz ömrüme cânânı.
Aruzun sırtında aheste dolanır sevda,
Âha med çeker, uzar hicranın ağıdı;
Değil mi ki âşıklığın makamı, gamdan geçer.
Leyla’ya uzanan her mevsimin adı bu.
Leylaaaa! Gamdan azad etme Mecnun’u.
Bigâneliği, mülkü virâne eyleyen güzel
Salın gazeller arasında,
Çeşm süz, derde düşsün âşıkân
Kirpiğin, yelpazelesin gönüldeki ateşi.
Yaksın divanları,
Yaksın ki tütsün gam ocağı.
İşi ne ki şairin, bir daha yazar elbet
Âşığı düşürüp tuzağa,
Bir güzele râm ederek.
Olcay GÖKÇE ( Temmuz 2011)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.