18
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
4128
Okunma


Uzayan bir iniltiydi zamanın kuyusundan çektiğim nasip.
Sarışın bir imgeye hasret şiirler gibi bekledim.
Gölgesi aslından mahzun,
Gözleri aynalar içinde yitik.
Sırça sözler yığmışım bir kenara
Kitaplar dolusu.
Sancısı çekilmemiş aşklar yalandır
Belki bundan sebep sahici bir acı aramışlığım.
Yabancılaşmış eşyaların içinde “kimesne “ bilmez hal içindeyim.
Üzgün suların sapağında bir kurak gönül.
Tarla kuşlarıyla söyleşen başaklar nakleder rüzgârın çığlığını,
Minör eşiğinde es vermiş çığırtkanlık da nedir dersen,
Gel, bir gece vakti kapım önüne, dinle anlarsın.
Yoğalmış aşk eskimez her halde
Öptüğün kesiklerden sızsaydı kanım…
Saçlarına ördüğüm sırlar çözülür belki bir gün
İpince bir el gezinir dudaklarında.
Burkulur içinde zamana gömdüğün duygular.
Gözlerinden hatırsız mevsimler geçer.
Baharsız bir ömrün suçlusu…
Omuzlarına dökülen lepiska yalnızlığın
Dışı beni içi seni yakan uğultusu dolanıyor sokaklarında dinlesen.
Ertelenmeye gelmiyor aşk,
“Bir gün” diye diye eksiliyor takvimlerden hayat.
Biz ölüyoruz içimizde küllenmemiş yangınlarla,
Unutuyorsun her vakitki gibi;
Aşkın bir mezar taşı yoktur sevgilim
OLCAY GÖKÇE (EKİM 2014/AMASYA)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.