29
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
2637
Okunma

bu mevsimde
büsbüyük hiçlere kazıdım adını
uçmayan balonlu
kendine küsmüş
küflü kentlerde..
geçtim gittim
tek günlük seferiler gibi
belli etmeden martılara
gözlerim bir avuç suydu
önüne sunduğumda
inatla astın yüzünü kirli darağacına
soğurdun iliğimden
benliğimi
bozgun yedi aşk’a yapılan sürgün
ve kepenkleri indi körpe bir merhaba’nın
en neşeli çocuklar koşardı oysa
ve en çok
iki yüzlü adamlar yorulurdu
masalın sonunda
hani?
ağdalı bir hoşçakaldan başka ne kaldı elimde
ağır bir sadaka gibi süzülürken silüetler
almak istemem
pencerem düşer
omuzlarım dikleşir
hep -daha uzağa- bakmak isterken
sevdanın gökkuşağı bölünürdü çocukluğumun yedi katına
soluk izlerim senden uzaklaşır
sen yakından vururdun beni
kan kokardı iffetim
becerebilmeyi isterken unutmayı
saklanırdım usulca
Tanrı’nın güçlü ardına
susun
söylemeyin
kim daha ahmak yağmurdan
ve en çok kimin nefesi intihar kokar
ve sen..
güneşe küsen adam
rüzgarın asi oğlu
zehirle kendini uzak doğunun kara elmasıyla
yanında götür bedellerini
beni düşünme
gün ışıyınca boşaltacağım nasılsa
topladığım kepaze hayallerimi
sevda mezarlığına
asil bir tanrıçanın
mor nöbetli cinnet akşamı gibi..
Çiğdem Parlayüksel
5.0
100% (23)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.