13
Yorum
4
Beğeni
4,9
Puan
2778
Okunma

geceye sızan ışık duvarları yıkılıyor
üzerime
tenimde zambak kokulu yanak izin
özledim..
örtülerin serinliğine yaslıyorum soluğumu
neresinden tutsam, mavi/ sevdan
neresinden uyutsam gözlerini,
sütten keser aşifte dolunay
utancımı bağışla
görme
şah damarımdan dökülenleri
kaşımın çatığında kalırken üç günlük ömrüm
en bet sesiyle çağırıyor
heyhat
bakire değil ki artık gülüşlerim
şimdi
sanık sandalyesinde
iki sorgulu dudak izi
ve
ikimize uyandığımız bir rüyanın silik belleğinde
ağır bir itiraf gibi,
-susmalıyız-
yüzümüzün utangaç derisini asıp çarmıha
son hamlede bitirmeliyiz bu meskun hatıratı
evet sürgün gözlüm
hangi yazılmamış şiir tatmin eder şimdi yüreğimi
bedenimin zikrinden
hunharca alıp götürüyorlarken hikayemizi
yasak elmamdan çaldığın ısırıkla mı
avutacaksın bedenini
ah
neden hep bekletiyorsun
neden hep
günlerden cumartesi
neden hep rodostan eser yokluğunun
en zemherisi
bak dağların etekleri de alazlı
ak düşüyor durmadan saçlarına
en militan şiirlerini az önce gömdüm
toprağa
ve
temize çektim sayfalarını
kıblem yarım kaldı umutta
gözlerim tek kişilik ağlıyor
şair affet beni
kefenimi yazgısı ertelenmiş vedalarda bıraktım
sen mıhlan şimdi yalancı kalabalığına
ben sarılırım aslanlar gibi
şubatın
kadavra yalnızlığına
Çiğdem Parlayüksel
5.0
92% (12)
4.0
8% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.