7
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1395
Okunma
hay aklın közüne
nasılda körükledi gönül sözünü
yılan hikâyesine dönerken hazalın ömrü
bir masal anlattı gece
bulayıp bulayıp kendi rengine
güneşi sakladı yüzünden kendince
bağlandı yarasının yarıklarına nazende
dağlandı karasının arıklarında
döndü yüzünü
dolandı derdine
saplandı kirpikleri
aydınlıklar arasında sıkışmış karanlığa
dağıtamadı mahşeri fırtına kor bulutları
şeytanın kuyu kazdığı aklın kıvrımlarında
yaşam ile ölüm arası kaygı
ufukta yanan av
ki pusuda kuyruk acısı
kar benzinde har hasreti
gözleri Kerbela çölü kadın
merhameti doğurdu gözbebeğinin ufkundan usulca
aranırken kendi yetimliğini kumlarda
büyüdükçe büyüdü üzerinde karanlığın gölgesi
kaybetti dil tadını
söz kurşun
kurşun söz
dolmayan boşluğa çarparken ahunun dizleri
ayazın heybetinden
dımdızlak yalnızlık döküldü avuçlarına
vicdanı çatladı yokluğun
kazıttı sırma saçlarını
sığamazken deli gömleğine figan
küçüldü
acısının hacmine inat
çok gelmişken
bir aşka
bir de ömre
ahtapotun kolları gibi çekildi içine
damar damar sancı
şahit saydı melekleri ufalanan yüreği
yastığına düşen ay yüz(l)ü
masumca boğdu hıçkırıkları
şimdi;
tuzlamış göğsündeki yarıkları maral
ağuların salkım saçak döküldüğü bahçeden
iki cihan arası yağmur döker gözleriyle kabrine
ahu derdine (oldukça) zar
gökten düşen üç damla
kim ola ki bahtiyar
01_02_2009 16.00
Sude Nur Haylazca
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.