0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
15
Okunma
Burası dünya…
Bir gün omzuna başını koyup
“Ben buradayım.” diyenin,
ertesi gün yokluğunu sana açıklamadan
çekip gidebildiği yer…
Burada bazı insanlar,
sana kadar yürür
ama seninle yürümez.
Bazıları,
en karanlık gecelerinde
kalbini kapına bırakır,
sabaha çıktıklarında
kapını bile tanımaz.
Ve sen…
Bütün bunları gördükçe
biraz daha susarsın.
Çünkü insan,
her kırıldığı yerde bağırmıyor.
Bazı acılar var,
sesini yükseltmiyor;
yalnızca insanın içindeki
bir kapıyı sonsuza kadar kapatıyor.
Burası dünya…
Yarı yolda bırakanlar olacak.
Elinden tutup
“Birlikte aşarız.” diyenler,
ilk yokuşta
ellerini senden çekecek.
Sen arkalarından bakarken
onlar dönüp
bir kez olsun bakmayacak belki.
Ama ne çıkar?
Bir insanın gitmesiyle
yol bitmiyor.
Bir insanın vefasızlığıyla
gökyüzü kararmıyor.
Bir insanın seni anlamamasıyla
sen,
kendinden vazgeçmek zorunda kalmıyorsun.
Bırak gitsinler.
Gittiklerinde anlarsın;
bazı yokluklar
insana iyi gelir.
Burası dünya…
Herkesi yanında tutamazsın.
Kimi,
seni sevmeyi bilmiyor.
Kimi,
senin sevgini taşıyacak kadar
yürekli değil.
Kimi de
sadece senin iyi niyetini
kendi karanlığına ışık yakacak kadar
yanında.
Sonra…
Bir gün uyanırsın.
Kimseye,
“Ben öyle biri değilim.” demezsin.
Yani anlarsın;
Seni yanlış tanımaya kararlı birine
doğruyu anlatmak,
denizin ortasında
ateş yakmaya benzer.
Ne kadar uğraşırsan uğraş,
karşındaki
sadece kendi görmek istediğini görür.
İşte o gün
vicdanından ağır bir yük iner.
Artık herkesin seni sevmesini istemezsin.
Herkes seni anlasın diye
kalbini parça parça
önlerine koymazsın.
Ve kendine dersin ki:
“Yaratılmışları razı etmek için yaratılmadık…
Birilerine göre iyi olmak için
kendimizden kötü bir şey yapmışız bazen.
Susmuşuz…
Yutmuşuz…
Kırılmışız…
Sırf birileri üzülmesin diye
kendi içimizde
kaç defa ölmüşüz.
Yetmiş artık.
Bizi sevmeyene
kendimizi sevdirmeyeceğiz.
Bizi anlamayana
ömrümüzü anlatmayacağız.
Gidene,
kalması için yalvarmayacağız.
Çünkü insanın onuru,
bazı kapıların önünde
beklemeyi bırakınca başlar.
Ve bazı insanlar
ancak gittikten sonra
kim olduklarını gösterir.
Varsın göstersinler.
Biz artık
kimsenin maskesini indirmek için
ellerimizi kirletmeyeceğiz.
Her insan
kendi yüzüyle yaşayacak.
Her kalp
kendi taşıdığıyla sınanacak.
Burası dünya…
Bugün seni alkışlayan
yarın seni suçlayabilir.
Bugün yanında duran
yarın adını bile anmayabilir.
Bugün seni göklere çıkaran
yarın en derin yerinden
yaralamaya çalışabilir.
İnsan…
İnsandan her şeyi öğreniyor.
Kime güveneceğini de,
kime susacağını da…
Kimin elini tutacağını da,
hangi kapıyı bir daha
asla çalmayacağını da…
Ama biz yine de
yolumuza devam edeceğiz.
Birileri bizi sevmedi diye
kendimizi sevmekten vazgeçmeyeceğiz.
Birileri bize vefasızlık etti diye
kalbimizdeki bütün güzellikleri
öldürmeyeceğiz.
Biz onların bıraktığı gibi değil,
kendimize yakıştığı gibi
yaşayacağız.
Burası dünya…
Gelen gelir.
Giden gider.
Kalan kalır.
Ama biz,
kimseye göre değişmeyeceğiz.
Kimse bizi sevsin diye
kendimizden vazgeçmeyeceğiz.
Kimse gitmesin diye
boynumuzu eğmeyeceğiz.
Ve herkes bilsin:
Bizim kalbimizde sevgi vardı,
ama dilencilik yoktu.
Biz sadık olmayı bildik,
ama vefasızların ardından
kendimizi tüketmeyi öğrenmedik.
Biz sevdik,
ama kendimizi kaybetmedik.
Biz sustuk,
ama boyun eğmedik.
Vicdanımıza ihanet etmeyeceğiz.
Doğru bildiğimiz yoldan,
birileri hoşnut olsun diye
geri dönmeyeceğiz.
Çünkü…
Yaratılmışları razı etmek için yaratılmadık.
Burası dünya.
Bırakan bırakacak.
Giden gidecek.
Unutan unutacak.
Ama biz…
Kendimizi unutmadan,
kalbimizi kirletmeden,
başımızı eğmeden,
yolumuza devam edeceğiz.
Kendimizi kaybetmeden,
Rabbimizi unutmadan,
doğru bildiğimiz yoldan
yürüyoruz.
Kadir TURGUT
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.